Mandanın zekası

Mandanın zekası

Pazar, 10 Mart, 2019 - 07:45
Halid Kıştini
Iraklı gazeteci - yazar
Mezopotamya Bataklıkları’nı (Ahvar), bataklıklar bölgesini ve hayvanlarını çoğu kez duyuyoruz. UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmesine rağmen bu bölge hakkında çok şey bilen birisine nadiren rastlarsınız.

Bataklıklar bölgesi, Irak’ın en güneyinde yer alan küçük ve benzeri olmayan bir bölgedir. Burası, birbiriyle bağlantılı sığ göllerden ibarettir. Dicle ve Fırat nehirlerinin döküldüğü sulardan oluşmaktadır.

Bunun için bu bataklıkların coğrafi tarihinin yerkürenin oluşumuna kadar uzandığını söyleyebiliriz. Fakat bu bataklıklar, medeniyet olarak insan tarihiyle yaklaşık M.Ö. 10 bin yılına, diğer bir ifadeyle, Sümerlerin ilk ortaya çıkışına dayanmaktadır.

Şu an burada rastgele yetişen kamıştan yapılmış ev ya da kulübelerde Bataklık Arapları (Madan) yaşıyor. Madanlar, burada balık ve kuş avlayarak ve hayatının çoğunu suda geçiren mandaları besleyerek yaşıyor.

Yıllar boyunca insan ve manda arasında sağlam bir ilişki ortaya çıktı. Her biri, sahibini biliyor ve birbirlerinin dilinden anlıyor. Madanlar, tek bir sözcükle (‘ho!’) mandalara seslenip onları yönlendiriyor. Çoğulu ‘Ahvar’ olan ‘Hor’ sözcüğü ve Ahvar bölgesi buradan geliyor. Madan, ‘ho’ sözcüğünün namesine göre mandalara sesleniyor.

Yukarıda ifade ettiğim gibi bataklıklar bölgesi, göllerden, su birikintilerinden ve kanallardan oluşuyor. Madanların kendi işaretleri var. Bu işaretlerle yönleri ve mekanları buluyorlar. Görünüşe göre Madanlardan biri, bu işaretlere pek dikkat etmemiş ve hayvanlar da kendi güzergahlarını iyi öğrenmemiş olacak ki sürüden bir hayvan kaybolmuş. Sahibi, hayvanı bulmak için çok çaba sarf etmiş. Halk, boş yere hayvanı aramış. En nihayetinde adam, hayvanı bulmaktan ümidini kesmiş.

Manda sürüsüne bakmaya devam ederek, aradan 5 yıl geçmiş. Fakat adam, bir gün tesadüfen başka bir sürünün içerisinde yüzerken kaybolan mandasını fark etmiş. Adam, sürünün sahibini araştırıp bulmuş ve konuyu kendisine anlatmış. Sürünün sahibi, mandayı 4 yıl önce başka bir çobandan satın aldığını söylemiş.

Manda konusunda uzman kişiler, meseleye müdahale edecek kadar aralarındaki tartışma şiddetlenmiş. Saçı-sakalı ağarmış ağırbaşlı bir Madan öne çıkıp, “Sen, bataklığın bu tarafında dur. Mandanın gerçek sahibi olduğunu iddia eden kişi, sen de şu noktada dur. Her biriniz, mandayı kendi çağırma yöntemine göre gölden çağırsın. Biz de mandanın çağırma şekline (hooo hoo!) göre hanginizi seçeceğini görelim” demiş.

Her ikisi de denilenleri yapmış. O da ne manda, kulaklarını dikip başını çevirerek bakmış. Ardından suda yüzerek 5 yıl önce tanıdığı, kendisini besleyip büyüttüğü gerçek sahibine doğru ilerlemiş. Uzman kişi, “Mesele çözüldü. Manda, öğrendiği ‘hoo ho’  namesine göre tartışmaya son noktayı koydu. Mandayı gönül rahatlığıyla al ağılına götür” demiş.

Son günlerde bu hikayeyi dinledim ve kendi kendime “suphanallah!” dedim. Birkaç gün sonra da şu an Irak’ta meydana gelen tüm bu tartışmaları dinledim ve şöyle dedim:

“Ey Irak halkı! Kendi mandalarınızdan öğrenip neden bizi kurtarmıyorsunuz?”

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya