Amerikan rüyası ve sosyalist kâbus

Amerikan rüyası ve sosyalist kâbus

Cumartesi, 9 Mart, 2019 - 11:45
İmil Emin
Mısırlı yazar
İnsanın tahmin edeceği ya da ABD’nin iç yüzünü bilenlerin aklına geleceği en son şey, kapitalistlerin, özellikle de yeni ve eski muhafazakârların sosyalizmden, ABD’li sosyalistlerden ve kapitalizme dalmış ülkede iktidara ulaşma güçlerinden endişelendiği günün gelmesidir. Öyle ki Başkan Trump, son günlerde ABD’nin asla sosyalist bir ülke olmayacağına işaret etmişti.  

Washington yakınında düzenlenen Muhafazakâr Siyasi Hareket Konferansı’nda Trump, federal fondan yoksun kalmamaları için ülkedeki üniversite ve fakültelerin kampüs içerisinde ifade özgürlüğünü desteklemesini talep eden ve Amerikan rüyasının sosyalist kâbusla değiştirilmesine karşı çıkan bir kararname imzalayacağını açıkladı.  

Neden tam olarak Amerikan üniversiteleri? İktidardaki ABD’li politikacıları, gençlerden ve politik eğilimlerinden daha fazla endişelendiren bir şey var mı?

Bu soruları cevaplamadan önce Amerikan sokağının, partilere ve siyasi gruplara pek fazla güvenmediğine işaret etmek gerekiyor. İki büyük partinin ülkeyi güvenli bir karaya götürebileceğine yönelik siyasi bir belirsizlik mevcut. Belki de bu durum, Beyaz Saray’a ulaşması için Trump’ın önünü açan temel bir sebepti. Zira Trump, farklı şekil ve isimlere sahip çeşitli baskı gruplarında sergilenmeye başlanan politik ve demokratik çalışmalara önceden bulaşmamıştı.

Bu belirsiz siyasi ortamda, sosyalizme doğru yönelmeye başlayan ve politik eğiliminde demokratik karakteri vurgulayan gençlerin büyük kesiminde sanki ‘kavramsal bir darbe’ meydana geldi.

Öyleyse burada zamanın ve olayların geride bıraktığı tarihi komünizmden bahsedecek değiliz. Aksine burada, Stalin gibi tüm despot ve zorba politik hareketleri reddeden adem-i merkeziyetçi ekonomik bir yaşam kurmaya inanan sosyalizmden bahsediyoruz. Onlara göre dürüst demokratik seçimler, insanı ezen ve yok eden kapitalizmden daha adil demokratik sosyalist düzene geçmeyi garantilemektedir.

Bu düşünceler, bir ölçüde 1950-1960 yılları arasında takip edildi. O dönemde ABD’de meydana gelen çatışmayı Amerikalılara hatırlatan ‘McCarthycilik’ tecrübesi arka planda mevcuttu.

Şimdi şöyle sorabiliriz: Tarih tekerrür mü ediyor?

Rakamlar, analizlere göre daha doğru bilgi vermektedir. Deyim yerindeyse rakamlar, son konferansta ABD’li muhafazakârları rahatsız etti. ABD merkezli meşhur Gallup Enstitüsü’nün yaptığı bir anket, yaşları 18-29 arasında değişen ABD’li gençlerin yüzde 51’inin sosyalizme yönelik olumlu bir görüşe sahip olmaya başladığını ortaya koydu. Sosyalist aday Bernie Sanders’in önemli bir rakip olacağı ABD başkanlık seçimlerine 20 ay varken bu defa kaygılar ciddi mi?

Sanders, kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlıyor. Son yıllarda ABD toplumunda meydana gelen yıpranmayla birlikte Sanders’ın şansının arttığı görülüyor. Sanders, ABD’yi yeniden birleştirecek ve radikal kapitalist eğilimli politik kararların neden olduğu yaraları saracak bir kampanya yürütüyor.

İklim değişikliğiyle mücadele edilmesi gerektiğine inanan Sanders, herkes için sağlık tedavisi görüşünü benimsiyor ve asgari ücreti yaşanabilecek bir ücret seviyesine çıkarmayı düşünüyor. Genel olarak Sanders, ABD’de dönüşüm meydana getirmeye odaklanan bir kampanya yürütmeye, ekonomik, sosyal, ırki ve çevresel adalet ilkelerine dayalı hükümet oluşturmaya çalışıyor.

Son zamanlarda ABD’li muhafazakârlar ve kapitalistler, Sanders’ın ilerlemesinden gerçekten rahatsız olmuşa benziyor. Sanders, önümüzdeki ABD başkanlık seçimlerine katılma kararını açıklamasının ardından 12 saat içerisinde yaklaşık 4 milyon dolar topladı. Aynı zamanda Sanders’ın kendini aday göstermesi videosu da 6 milyon kişiye ulaştı ve yaklaşık 330 bin destek ve tebrik aldı. Bu da tarihi popüler kampanyayı gerçekleştirmeyi hedefleyen rakamın üçte biridir.

Sanders’ın sosyal tabanı addedilen ABD’li gençler arasında yapılan anketin işaret ettiği orana bakıldığında, ABD’li genç politikacıların Temsilciler Meclisi ve Senato’ya ulaşıp vergilerin kaldırılması ve zenginlerin servetlerinin azaltılması gibi ekonomik sosyalist eğilimlere çağrı yapmalarıyla birlikte, gelecek başkanlık seçimlerinin sonuçları, gerçekten düşündürücü gibi duruyor. Yani Temsilciler Meclisi Üyesi Alexandria Ocasio ve ekibi, bugün, Amerikan sol kanadının doğuşu ve yükselişini temsil ediyor.

Şu soru aklımıza geliyor:

ABD içerisinde meydana gelecek ekonomik bir krize yönelik endişeler, Amerikan sosyalizminin uyanışının arkasındaki ana sebep midir?

2008 mali krizi, serbest piyasa ekonomisinin çizgilerini ve fırsatlarını yeniden analiz etme konusunda Amerikalıların gözlerini açtı. Açıkçası ABD içerisinde 1973’ten beri Amerikan sosyalist partinin canlı ürünü olan sosyalist demokratik örgütten ABD’li çağdaş düşünürler ve filozoflar tarafından Karl Marx ekonomi söylemleri yeniden analiz ediliyor.

Ölümcül Amerikan kapitalizminin yanlışına işaret eden meşhur ‘Biz yüzde 99’uz’ sloganıyla ‘Wall Street’i İşgal Et’ hareketinin ortaya çıkışını temsil eden Amerikan kapitalist bilincinde 10 yıldır boşluk meydana geldi. “Biz yüzde 99’uz” sloganı, kontrolsüz imparatorluk halkının yüzde 1’inin Amerikan kaynaklarının yüzde 99’una sahip olmasını ifade ediyor.

Cumhuriyetçi muhafazakârların demokratları sola doğru kaymakla suçlamaları, Amerikalılar nezdinde olayların gidişatını değiştirmede ve sosyalizmi bir korkuluk olarak kullanmada başarılı olacak mı?

Cumhuriyetçilerin ortaya attığı uç yaklaşım; yani özgürlük ve sosyalizm arasında seçim yapma kararı, milenyum kuşağını artık kandıramaz. Bu kuşak kimdir ve ABD’nin tarihi gidişatını değiştirebilir mi?

Bunu da bir sonraki yazımıza bırakalım…

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya