BAE’den yeni umut ve Libya

BAE’den yeni umut ve Libya

Çarşamba, 6 Mart, 2019 - 09:15
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Libya krizini çözmek, siyasi kapalılığı gidermek ve Libya halkının yorulduğu geçiş döneminden kurtulmak için BAE’den yeni bir umut doğuyor. Libyalılar, kişisel ve grup çıkarlarının yanı sıra parti içi çekişmeler aracılığıyla ülkeyi karanlık tünele ulaştıran siyasi sahnedeki politikacılardan usandı.

Abu Dabi Anlaşması, sıkıntılı geçiş dönemini sonlandırmak için seçimlere gitmeye karar verdi. Herkes, detaylar hariç seçimler konusunda hemfikir. Anlaşmazlık ve çatışma ise detaylarda gizli.

Libya Ordusu Komutanı Halife Hafter ve Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac arasındaki toplantı, siyasi anlaşmazlığı çözmeye yönelik bir kapı aralayabilir. Serrac, ister görevden uzaklaştırılan subaylar isterse asker olmayan kişiler olsun orduya düşmanlık besleyen tartışmalı şahsiyetleri görevlendirme konusunda Libya Ordusu Genel Komutanlığı’yla daima çekişme içerisindeydi. Bundan dolayı Serrac, Libya ordusunun genel komutanı olduğunu iddia ederek müdahale etmeye alıştı. Oysaki Suheyrat Anlaşması’nda Serrac’ın ordunun genel komutanı olduğu belirtilmedi. Serrac, yetkisi olmadan sürekli müdahalede bulundu. Trablus Temyiz Mahkemesi de Serrac’a yönelik açılan bir davada Serrac’ın yetkisi olmadan müdahalede bulunduğunu dile getirdi. Suheyrat Anlaşması’ndaki 5 üyenin ayrılmasının ardından Başkanlık Konseyi’nde sadece 3 üye kaldı.

Abu Dabi Anlaşması’ndaki iyimserlik, bizi “Anlaşmanın uygulanacağı mekanizma nedir? Anlaşmayı kim garantilemektedir?” diye sormaktan alıkoymuyor. Siyasal İslam, geçmişte anlaşmaları bozup inkâr etti. Zira Başkanlık Konseyi içerisinde kalan 3 kişiden 2’si siyasal İslam’ı temsil etmektedir.

Libya krizi, Roma, Paris, Londra ve Cenevre’den Suheyrat, Tunus, Cezayir, Kahire, Selale ve Abu Dabi’ye kadar Batı ve Arap başkentleri arasında dolaştı.

Roma, Paris ve Palermo Libya krizini çözemedi. Libya ordusunun siyasi sürece müdahale etmeyip terörle mücadeleye odaklanmasına -ki Libya ordusu, terörle mücadelede göz ardı edilemeyecek büyük bir ilerleme kaydetti- ve anlaşmalara rağmen İtalya ve Fransa arasındaki çıkar çekişmesinden dolayı hepsi de başarısız oldu ya da başarısızlıkla sonuçlandı. Siyasal İslam’ın bazı liderleri, Libya’nın güneyini terörden, teröristlerden ve sınır ötesi çetelerden temizleme noktasında elde ettiği son başarılarından dolayı Libya ordusuna iltifat etmeye çalıştı.

Abu Dabi Anlaşması, istikrarı gerçekleştirecek daha net anlaşmalara ulaşmak için yol haritası hükmündedir. Şöyle ki ülkenin doğusunda terör odaklarının yok edilmesinin ve ülkenin batısında ise geriye kalan bölgelerin kuşatılmasının ardından Libya ordusu, güneyde terörün varlığını neredeyse bitirmek üzere. Bu durum, siyasi sürece yeni kurallar getirdi. Bu kurallarda ordunun tarafını tutan, yerel ve yabancı milislere destek vermeyi reddeden Libya halkının rolünü görmezden gelmek mümkün değildir.

Detayların az olmasına ve uygulama konusunda şüphelerin bulunmasına rağmen seçimlerin yanı sıra başkanlık konseyini reforme etmek ve askeri bir konsey oluşturmak suretiyle geçiş sürecini bitirme noktasında anlaşmaya varıldı.

Bazı İhvan liderleri, Abu Dabi Anlaşması’nı reddetmeye yönelik işaretler verirken bazı liderler de anlaşmayı övdü ve hatta Libya ordusunun 4 yıl önce başlattığı Onur Operasyonu’nu destekledi. Bu durum, İhvan Örgütü içerisinde rol değişimi olarak ifade ediliyor. Zira kötü niyetli örgütün âdeti olduğu üzere kartları karıştırmak ve şantaj yapmak için bir taraf, kuvvetli bir şekilde anlaşmaya karşı çıkarken bir taraf da aşırı derecede iltifatta bulunuyor. Öyle ki İhvan Örgütü,  zayıf bir an bulduğu zaman muhaliflerine merhamet göstermeyecek. Bu da onların toplumu tekfir etmelerinden ve topluma “kâfir” gözüyle bakmalarından dolayı toplumsal barışı sağlama konusunda gerçek ortak olmadıklarını gösteriyor. Fakat konuk ülkenin Abu Dabi Anlaşması’nda herhangi bir çıkarı bulunmuyor. Roma ve Paris’te de durum böyle olmalıydı. Nitekim Libya petrolü üzerinde “Eni” ve “Total” şirketleri arasında bir çekişme mevcuttu.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya