​Biz, hızlı yürümüyoruz aksine zıplıyoruz

​Biz, hızlı yürümüyoruz aksine zıplıyoruz

Salı, 26 Şubat, 2019 - 12:45
Uluslararası kararların başkenti ve büyük politikaların mutfağı Washington’daki Riyad Büyükelçiliği’ne bir kadının görevlendirilmesindeki bu sıra dışı gelişmeyi objektif bir şekilde analiz edelim. Başkan Donald Trump’ın kabul etmesini beklediğimiz bu kadın, Suudi vatandaşı olup keskin zekaya sahip ciddi çalışan eğitimli ve kültürlü birisidir. Aynı zamanda o, etkili ve güzel konuşan, görüş ve düşüncelerini cesurca savunan bir kadındır. Üstelik o, kurumlardan, nüfuz merkezlerinden, ülkenin dümenini ve dış ilişkilerini yönlendiren şahinlerden oluşan siyasi bir toplumda ve dünyayı yöneten bir ülkede bu görevi devralacak kadar cesurdur.

Bu önemli ve hassas konum, konuk ülkenin kültürünü özümseyerek insanları ve olayları analiz eden mücadeleci ve hoşgörülü bir kişinin seçilmesini gerekli kılıyor. Dünyanın en etkili ülkelerinden olan ABD ve Suudi Arabistan arasındaki ilişki dümenini yönlendirmesinden dolayı yeni büyükelçinin konumu önem arz etmektedir. İki ülkeyi bir araya getiren bu ilişki, diğerleri gibi çalkantılı siyasi ve ekonomik olayları etkileyen ve bu olaylardan etkilenen medcezir dalgalarıyla dolu bir süreçten geçiyor. Bunun için bu ilişki, dalgalar yükseldiği ya da beklenmeyen yönden rüzgarlar estiği zaman ilişkileri dengeli bir şekilde yürütecek profesyonel bir kaptana ihtiyaç duymaktadır. Bu, son derece önemli ve zorlu bir görev mi? Evet. Fakat Prenses Rima bint Bender bin Sultan’ın Suudi yönetiminin büyük güvenini kazanması kesinlikle büyük bir şereftir. Aynı zamanda bir kadının Yemame Sarayı ile Beyaz Saray arasında irtibat kanalı oluşturacak derecede beceri ve liyakat dolu bir inanca ulaşması da her Suudi kadın için bir onurdur.

Bazı yorumcular, Prenses Rima’nın farklı özelliklere sahip olduğunu söylüyor. Prenses Rima, 35 yıl önce bu görevde bulunan deneyimli siyaset adamı Prens Bender bin Sultan’ın kızıdır. Rima’nın merhum dayısı Prens Suud el-Faysal, duayen bir Arap diplomattır. Elbette bu özellikler bir etkiye sahip. Belirli bir kültürün, düşüncelerin, yönetim ve analiz üslubunun egemen olduğu bir evde yetişmenin ne anlama geldiğini biliyoruz. Fakat aslında bu faktörler, kız ya da erkek çocuğun söz konusu başarı unsurlarının semeresine dönüşmesini garantilememektedir. Prenses Rima, kişisel çabası ve özellikleriyle babasına yakınlığını kendisini geliştirmek, tezlerini ve fikirlerini sunmada kendi üslubunu oluşturmak için kullandı.

Suudi Arabistan’da toplantılarımızda ve sohbetlerimizde bazen küçük bir beklenti çıtasına sahip olduğumuzu hissediyorum. Zira siyasi yönetim, kadını güçlendirmek için büyük bir atılım yaparak bizi şaşırtıyor. Yurt dışında Suudi kadınını temsil etmesi için Suudi kadınların diplomasi hattına girmesini temenni ediyorduk. Fakat başlangıcın piramidin tepesinden yani Washington’dan olacağını beklemiyorduk. Şu an beklentilerimizin büyük ve öngörülerimizin iyimser olması amacıyla siyasi yönetimin kararlı bir şekilde uyguladığı büyük düşüncelere ayak uydurmak için beklenti çıtamızı yükseltmemiz gerekiyor.

“Vizyon 2030” stratejisinin kadını güçlendirme ve kadına yasal haklar verme noktasında Suudi kadınının geleceğini garanti altına aldığını sık sık dile getiriyorum. Çünkü Vizyon 2030, Kral Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından itimat edilen bir vizyondur. Bunun için gerilemeden ya da yavaşlamadan korkmamalıyız. Veliaht Prens’in açıklamasına göre Vizyon 2030, Suudi kadınının meşru haklarını henüz elde etmediğini kabul eden bir belgedir. Aslında vizyonu gerçekleştirmeye yönelik büyük irade, temenniden ibaret olmayıp yaşadığımız bir gerçeğe dönüştü. Sadece iki yılda Suudi kadınlar için uzun yıllardır gerçekleşmeyip hayale dönüşen haklar hayata geçirildi.

Prenses Rima’nın ilk kadın elçi ve ilk kadın bakan olarak atanması, daha fazla atama için güzel bir başlangıç anlamına gelmesine rağmen aslında Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prenses Rima’nın varlığı, daha çok bakan atanmasının önünü açıyor. Bu tür bir atama, manevi bir değere sahip olup birçok mesaj taşımaktadır. Liyakat, kriter olup tek bir cinse bağlı değildir. Suudi kadın, büyük ve hassas konumlara gelecek kadar eğitimli ve kültürlüdür. Yönetim ve toplum olarak Suudi Arabistan, iltifat kabul etmeyecek ve Batı’nın ya da Doğu’nun rızasını isteyemeyecek şekilde fiili olarak bu düşünceyi dünyaya gösterdi.

Kraliyet kararnamesini duyduğumuz andaki hislerimi ve meslektaşlarımın duygularını nasıl ifade edebileceğimi bilmiyorum. Aslında biz, Şura Meclisi’ne üyelik, belediye meclislerine aday olma ve seçilme hakkı, çalışma alanlarının genişletilmesi, eğlence ve seyahat özgürlüğü gibi son yıllarda kadının lehine çıkartılan şaşırtıcı kararlara çok sevindik. Bu kararları kutladık ve sıcak karşıladık. Fakat Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçiliği’ne bir kadının getirilmesi, haber değil bir olaydır. Bu, Suudi kadınını güçlendirme konusunda yerel sınırları aşan yeni bir sayfadır.

Büyükelçi Prenses Rima’ya yeni görevinde başarılar diliyoruz. Prenses Rima, siyasi ve ekonomik bakımdan etkili büyük bir ülkenin, başarısında kendi başarılarını gören ve Rima’nın gelecek nesillere ilham kaynağı olduğunu düşünen Suudi kadınların temsilcisidir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya