Geç kalan Hartum gösterileri

Geç kalan Hartum gösterileri

Perşembe, 21 Şubat, 2019 - 13:15
Süleyman Cevdet
Mısırlı araştırmacı yazar
Squash sporunda uluslararası turnuvalarda dereceler alan bir Mısır takımı ile yaklaşık 8 yıl önce Arap bölgesinde gerçekleşen gösterilerin ulaştığı etkiye ulaşmak umuduyla, geçtiğimiz Aralık ayında başlayan ve hala bir şehirden diğerine taşınıp, ülkeyi dolaşan Sudan’daki gösteriler arasındaki benzerlik ne kadar birbirine yakındır.

Birisi politika diğeri ise spor ile ilgiliyken, nasıl birbirine benziyor diyebilirsiniz. Ama biraz sonra göreceğimiz gibi yapısal olarak olmasa da anlam olarak ikisinin arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır.

Geçtiğimiz yılın Eylül ayında Nur et-Tayyeb, Nur el-Sherbini, Raneem El Weleily ve Nuran Gohar’dan oluşan Mısır squash takımı, Çin’in Dalian şehrinde düzenlenen Squash Dünya Kupası’nı kazandı. Mısır son maçında İngiliz takımını 2-0 mağlup etti. Daha önce de Nur et-Tayyeb, kendisi ile aynı spor branşında mücadele eden eşi ile birlikte bir başka şampiyonayı kazanmıştı. İkisi de ABD’de düzenlenen Açık Squash Şampiyonası’nda teklerde zafere ulaşmış ve oradaki basının gündemine oturarak ilginç yorumların konusu olmuşlardı.

Mısır takımının kazandığı turnuva, küresel çapta, bir kadın oyuncu ve eşinin kazanmış oldukları şampiyona ise daha küçük çapta olsa da her iki durumda da galibiyetin yankısı Kahire basınında beklenen düzeyde olmamış, hatta galibiyetin sahiplerinin beklentilerinin çok altında kalmıştır. Şampiyonaların ikisine de basında ayrılan yer neredeyse gözle görülemeyecek kadar küçük kalmıştır. Sanırım ülkesinin basın organlarında, dünya kupasında ve ABD’deki şampiyonada elde ettiği başarının haberini araştıran bu 4 oyuncudan her biri bu haberi zorlukla bulabiliyordu.

Bu yönden bakıldığında bu zafer, 8 yıl gecikmiş ve sanırım Arap Baharı’ndan önce gerçekleşmiş olsaydı basında başka bir şekilde yer alabilirdi. Çünkü o zamanlar Cumhurbaşkanı olan Hüsnü Mübarek, squash sporunu seviyor ve kendisi de oynuyordu. Basın ve medya bu spor ile ilgili haberleri araştırıyor ve ilk sırada yer veriyordu. Bu alanda Mısırlıların elde ettiği küçük, büyük her galibiyet, bütün medya araçlarında konuşuluyordu. Bugün göremedği kadar ilgi, destek ve yardım görüyordu. Bu nedenle 4 kadın oyuncunun başarısı; ilk önce ABD’de ikinci olarak Çin’in Dalian şehrinde yarattığı etkiye rağmen tabiri caizse vaktinde gelmediği için sessiz bir başarıdır.

Aynı şey neredeyse 3. ayına girmek üzere olan Sudan gösterileri için de geçerlidir. Nasıl ki Mısırlı takımın squash zaferi 8 yıl gecikmiş olduğu için farklı bir şekilde karşılanmış ve bir zamanlar basında ve medyada göreceği ilgiyi görememişse, Sudan gösterileri de aynı şekilde 8 yıl gecikmişti ve diğerleri gibi 2011 yılında başlamış olsaydı çok daha etkili bir şekilde karşılanabilirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Cyril Sartor’un bu hafta içerisinde Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir’in Yardımcısı Faysal Hasan İbrahim ile Hartum’da görüşmesinin ardından yaptığı açıklamaya şöyle bir göz atmak, bu anlamın çıkarılması ve anlaşılması için yeterlidir. Bu açıklamalar izleyicilere, Washington’ın o zamanlar Arap Baharı gösterileri karşısındaki tutumu ile bugün Sudan gösterileri karşısındaki tutumunu karşılaştırmak için iyi bir fırsat sunmaktadır. Bu sadece bir zamanlama farklılığı meselesidir.

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Sartor, aynı zamanda ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin kıdemli danışmanlarından da biridir. Hartum’u da bu sıfatla ziyaret etmiş ve Devlet Başkanı Yardımcısı Faysal ile de yine bu sıfatla görüşmüştür. Ama yine de görüşme sonrası söyledikleri ile Arap Baharı’nda ABD eski Başkanı Barack Obama’nın temsilcisi olarak Hüsnü Mübarek ile Şarm El-Şeyh’te görüşen Frank Wisner’in söyledikleri arasında büyük bir fark bulunmaktadır.

O dönemde Obama yönetimi Mübarek’ten yönetimden çekilmesini talep ediyordu. Ondan sadece çekilmesini değil kendisinden birçok kez duyduğumuz, ısrarına tanıklık ettiğimiz, yönetimindeki yetkililerden bu yönde açıklamalar yapmasını istediği ve talep ettiği gibi bunu, 'hemen şimdi' yapmasını istiyordu. Ancak Sartor, Hartum ziyaretinde; Sudan hükümetinin göstericilerin ifade özgürlüğünü saygı göstermesi gerekirken, göstericilerin de barışçıl gösteri, protesto ve muhalefet şartlarına uyması gerektiği gibi çok daha yumuşak açıklamalar yaptı.

Bunun yanında Hartum hükümetinin yönetimden çekilmesini isteyenler ile arasındaki krize siyasi bir çözüm bulma umuduyla daha fazla sabır göstermesi gerektiğini, El-Beşir hükümetine dışarıdan bir çözümün dayatılamayacağını da ifade etti.

Elbette hiç kimse Arap Baharı’nın yıkıcı etkilerinin Sudan’da tekrarlanmasını, Hartum’daki hükümetin, Arap Baharı ülkelerindeki gibi düşürülmesini istemiyor. Zira alternatifinin ve sonuçların ne olduğunu, yansımalarının nasıl sürdüğünü herkes gördü. Aynı şekilde hiç kimse, Arap Baharı rüzgarları karşısında neye uğradığını şaşıran bazı hükümetlerin başına gelenlerin El-Beşir hükümetinin başına da gelmesini istemiyor. Zira bunun ceremesini hükümetlerin değil halkların çektiğini, onları yerlerinden söküp atmak için çıkan fırtınanın iktidarda olanları değil de halkı vurduğunu herkes gördü.

Hiç kimse bunu ne Sudan halkı ne de bölgede ya da dünyadaki hiçbir halk için temenni etmiyor. Ama bir yanıyla mesele, üzerinde durmaya ve bizleri bir an durup düşünmeye davet etmiyor da değil. Belki de bu şekilde squash kortlarında olduğu gibi siyaset alanında ve meydanlarında da zaman farkının neleri değiştireceğini anlayabiliriz.

Zira her ikisinden de çıkarılacak ders aynıdır. Aynı şekilde Tahrir Meydanı’ndaki göstericiler ilgisinin tam odağında yer alırken Hartum göstericilerine sadece barışçıl olma, hükümetlerine de sadece sabır ve ifade özgürlüğüne saygı gösterme çağrısında bulunan ABD’nin bu tutumunun nedenini de anlayabiliriz.

Ulusal Güvenlik Danışmanı Sartor ve ülkesinin idaresi tarafından bu çağrı sadece gözleri boyamak, üzerine düşeni yaptığını göstermek, yarın bir gün insan haklarını savunma gerekçesi ile karşı karşıya kalabileceği suçlamaları ve kınamalara karşı kendini savunabilmek için yapılmıştır.

Zaman farkı nasıl ki galibiyeti tam 8 yıl geciken squash takımının başarısız olmasını tek nedeni ise geç kalıp bölgedeki gösteri sezonuna yetişemeyen Sudan’daki kardeşlerimizin destekten mahrum kalmasının da nedenidir. Kısacası iki durumda da her iki tarafta zaman farkının azizliğine uğramışlardır!

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya