Suriye Kürtleri, ABD'ye üç talep iletti

Suriye Kürtleri, ABD'ye üç talep iletti

Perşembe, 21 Şubat, 2019 - 11:00
Suriye Kürtlerinin siyasi kanadı "Suriye Demokratik Güçleri" (SDG) batı ülkelerinden sınıra gözlemciler göndermesi, DEAŞ'a katılan bu ülkelere ait yabancı savaşçıları yakalamak için askeri, lojistik ve koruma desteği ile hava sahası yasağını sürdürmesi kapsamında üç talep iletti.  

Suriye Demokratik Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı İlham Ahmed, ABD Başkanı Donald Trump'ın 14 Aralık'ta açıkladığı üzere Amerikalı yetkililerinin doğu Suriye'de gerçekleştirdiği temaslarla eş zamanlı olarak Paris, Washington ve Londra'yı kapsayan bir ziyaret turuna çıktı.

Londra’ya yaptığı ziyaret sırasında Şarku’l Avsat'a demeç veren İlham Ahmed, temaslarının Suriye’nin kuzeydoğusundaki gelişmeleri ve Türk uygulamalarını bölgede söz sahibi ülkelerle görüşmek istediğini söyledi. DEAŞ örgütünün coğrafi olarak bitirildiğini ancak halen Irak-Suriye sınırındaki son cephesi Baguz köyünde varlığını koruduğunu belirtti. Ahmed, DEAŞ'ın içindeki yabancı unsurların da ele alınması gerektiğini söyledi. 

Ahmed'in gündeme getirdiği dosyalar arasında DEAŞ'ın sayıları 800 ila 900'ü bulan yabancı üyeleri ve 47 ülkeden gelen 4 bin kişilik aileleri vardı. SDG, söz konusu 47 ülkeye DEAŞ'lıların ailelerini iade edebileceğini iletti. Ancak şu ana kadar Batı ülkelerinden herhangi bir cevap gelmedi. Avrupa Birliği, bu konuda kendi içindeki fikir ayrılığı nedeniyle son toplantıda ortak bir duruş sergileyemedi. 

İlham Ahmed, SDG'nin bu konuda Batı ülkelerinden henüz bir cevap alamadığını ifade ederek "Teröristleri geri almayı kabul etmezlerse, onları biz tutacağız ve bölgenin istikrarını korumak için adli destek isteyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Londra, Suriye'nin doğusundaki kamplarda tutulan DEAŞ mensubu İngilizlerin ülkeye iadesini reddederek pasaportlarını iptal etti. Finlandiya İçişleri Bakanlığı ise SDG hapishanelerinde tutulan 80 DEAŞ üyesi vatandaşının ülkeye iadesine engel olamayacağını duyurdu. Helsinki'den yapılan açıklamada "Yasaya göre, Finlandiya vatandaşlığına sahip bir kimsenin ülkeye dönmesi önlenemez" denildi. 

Konuyla ilgili açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, Almanya ve Fransa da dahil olmak üzere Avrupa ülkelerini Twitter üzerinden uyararak 800'den fazla DEAŞ'lı teröristi ülkelerine alarak yargılama çağrısı yaptı. Trump, müttefiklerinin cevap vermemesi halinde DEAŞ'lıları serbest bırakmakla tehdit etti. 

Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Annalena Baerbock ise DEAŞ'lı teröristlerin yargılanması için özel bir uluslararası mahkeme kurulmasını önermişti. Baerbock, Alman güvenlik makamlarına göre DEAŞ'ta 40 Alman vatandaşının bulunduğunu söyledi. 

Kürtlerin hedefinin Suriye topraklarının üçte birini oluşturan 185 bin kilometrekarelik alanda siyasi desteği arkasına almak olduğu biliniyor. Ancak bu durum, Suriye hükümetinin tanıdığı Birleşmiş Milletler anlaşmaları nedeniyle pek çok ülke tarafından reddediliyor. Buna ek olarak Avrupa başkentleri Türkiye'yi de kızdırmak istemiyor.

ABD'nin Fırat'ın doğusunda bir süre daha kalacağını duyurmasının ardından Washington ve Paris bölgeye diplomat gönderdi. Ancak DEAŞ'a karşı kurulan Koalisyon ülkeleri, Trump'ın aralık ayındaki çekilme açıklamasından sonra diplomatlarını geri çekti.  

Ahmed'in elindeki ikinci dosya ABD'nin Suriye'den çekilmesiyle ilgili. Son bilgilere göre Washington, Suriye-Irak-Ürdün sınırında yer alan Tanf Üssü’nü aktif tutmaya devam edecek ve askeri desteğini sürdürecek. Çekilme konusunda kararlı olan ABD, bu üs aracılığıyla Irak'ın batısından askeri takviye sağlayarak bölgeye gelişmiş roketatarlar yerleştirecek. 

SDG komutanı Mazlum Kobani, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Joseph Votel'in Suriye'nin doğusuna yaptığı ziyarette kendisine Washington’ın bin ila bin 500 askeri Suriye'de bırakma talebini iletti. Ancak Votel, ordu mensuplarının ABD Başkanı Trump'ın çekilme emrini gerçekleştirmek zorunda olduklarını söyledi. SDG liderlerinden İlham Ahmed de Washington ziyareti sırasında geri çekilmenin "bir anda” değil “aşama aşama” olması gerektiğini kaydetti. Birkaç gün önce Trump ile yaptığı bir görüşmede ABD Başkanı’nın kendisine “Kürtleri sevdiğini” söylediğini ve hava sahası yasağını Türkiye ile görüşerek "Kürtleri koruyacağını" taahhüt ettiğini söyledi.

Ahmed’in elindeki üçüncü dosyayı ise "güvenli bölge" meselesine dair. Washington, Ankara ile Halep’in kuzeyinde, Fırat Nehri üzerinde Cerablus ile Fişhabur arasında "güvenli bölge" kurulmasını müzakere ediyor. 

Başlangıç olarak 28 ila 32 kilometre arasında derinliğe kadar inilerek oluşturulması planlanan "güvenli bölge"nin ağır silahlardan ve askeri üslerden arındırılması gerektiği tartışılıyor. Ankara, SDG'nin ana bileşeni olan 7 bin YPG'li Kürt savaşçıyı bu alandan uzaklaştırmayı öneriyor. Görüşmelerde, Amerika’nın bölgeye hava ve istihbarat desteği sağlaması, Londra ve Paris’ten ise bölgedeki mevcudiyetini koruması gündemde.  

Suriye Demokratik Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı İlham Ahmed, Koalisyon ülkelerine "Suriye'nin kuzeyinde hava ambargosu, Türkiye ile arasındaki sınırın korunması ve Fırat'ın doğusundaki DEAŞ'ın uyuyan hücrelerine karşı destek" çağrısı yaptı. 

Türk tarafı ise YPG'nin güvenlik bölgesinden çıkarılmasını talep ediyor ve YPG'nin güvenli bölge içinde korunmasını reddediyor. 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuyla ilgili net konuştu ve iki seçenek sundu: Washington ile koordineli "Güvenli Bölge" ve Rusya'nın gözetiminde "Adana Mutabakatı."

Adana Mutabakatı, Türkiye'nin 5 kilometre içeri girerek bölgenin güvenliğini sağlamasını içeriyor. İki seçeneğin Türkiye'de önümüzdeki ay yapılacak yerel seçimlerden sonrasına kadar görüşülmesi bekleniyor. Şarku’l Avsat'a konuşan diplomatik kaynaklar, Türk tarafının ABD'nin teklifinde olduğu gibi 30 kilometre derinliğe inmek istediğini aktardı. Kaynaklara göre Rusya, Ankara ile Şam arasında yeniden siyasi ilişkilerin başlaması yönünde çağrı yapıyor. Ancak Türkiye, Şam rejimi ile sadece "güvenlik koordinasyonu" yapabileceğini vurgulayarak bu çağrıyı reddediyor.

 

Editörün Seçimi

Multimedya