DEAŞ’lılar sorunu

DEAŞ’lılar sorunu

Perşembe, 21 Şubat, 2019 - 09:00
Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
19 yaşındaki DEAŞ’lı gelin Şemime Han, 4 yıl önce sözde DEAŞ devletine katılmak için ailesinden ve okulundan kaçan bir genç kıza karşı nasıl davranılacağı konusunda İngiltere’de halen geniş çaplı tartışmalara neden oluyor.

İçişleri Bakanı Sajid Javid’in Şemime’nin İngiliz vatandaşlığından çıkarılmasına yönelik kararı bile; bu kararı destekleyenler, reddedenler ve İngiliz vatandaşı DEAŞ’lı unsurlara uygulanması için 14’üncü yüzyıla ait ihanet yasasının modernize edilip değiştirilmesi de dahil olmak üzere daha fazla prosedür talep eden üçüncü taraflar arasındaki tartışmaya son vermedi. 

Geçmiş yıllarda DEAŞ’a katılmak için Suriye ve Irak’a giden 900’den fazla kişiye nasıl muamele edeceği konusunda elbette İngiltere’nin kafası karışık. Bu konuda sadece İngiltere’nin kafası karışık değil. Zira bu durum, birçok Batı ülkesinde de geniş tartışmalara yol açıyor.

Avrupa Birliği Terörle Mücadele Koordinatörü’nün raporuna göre özellikle Avrupa ülkelerinden 5 binden fazla kişi, DEAŞ’a katılmak için Suriye ve Irak’a gitti. Suriye ve Irak’a gidenlerden yaklaşık bin 750 DEAŞ’lı ülkelerine geri dönerken kalanlar ise ya öldürüldü ya da esir düştü. Diğerleri ise sözde İslam Devleti’nden geriye kalan bölgelerde DEAŞ’ın saflarında savaşmaya devam ediyor ya da Libya ve Afganistan gibi diğer ülkelere gitti.  Dönenlerden çok azı yargılanırken, çoğu da Avrupa’da farklı terör saldırılarında ortaya çıktığı gibi her an patlayabilecek saatli bomba olduklarından dolayı gözetim altında tutuluyor.

Terörle mücadele yasalarının sertleştirilmesine rağmen geri dönen DEAŞ’lılar Avrupa ülkeleri için güvenlik, hukuk ve politika alanında sorun oluşturmaya devam ediyor. Zira bu sorunun nasıl çözüleceği konusunda herhangi bir görüş birliği mevcut değil. Çatışmaya katıldıkları ya da suç işledikleri konusunda yargılanmaları için kesin delillere ulaşılması gerekiyor. 

Genellikle yeterli delillere ulaşmak bir sorun. Çünkü geri dönenler, çatışmaya katıldıklarını inkâr ederek tıbbi ya da insani yardım yapmak amacıyla gittiklerine dair hikâyeler uyduruyorlar. Yine çatışma bölgeleri arasında sürekli hareket ettiklerinden dolayı DEAŞ’lı unsurların takip edilmeleri zorlaşıyor. Ayrıca bu bölgelerden çıkarılan milyonlarca insan arasından onların aleyhlerine şahitlik edecek kimseleri bulmak mümkün olmuyor. Daha da önemlisi yetkililerin yargılanan DEAŞ’lının sadece varsayımsal olarak değil, ciddi anlamda bir terör tehdidi oluşturduğu noktasında yargıyı ikna etmeleri gerekiyor. Aksi takdirde söz konusu kişi, beraat edebilir ya da kısa süreli hapse mahkûm edilebilir.

İngiltere’ye dönen DEAŞ’lıların sayısının yaklaşık 425 kişi olduğu tahmin ediliyor. Bunlardan kaçının yargılandığı ve kaçının sürekli gözetime tabi tutulduğu tam olarak bilinmiyor. Bilindiği üzere belki de onların bir kısmı, DEAŞ’a katılmaya sevk eden düşüncelerden vazgeçtikleri, ülkelerine karşı düşmanlık besleyebilecek radikal unsurlardan olmadıkları ve hayali ya da saf düşüncelerle sözde İslam Devleti’nin saflarında çatıştıkları için tehdit olarak görülmüyor.

Bazı kesim ise ülkelerine geri dönen DEAŞ’lıların istihbarat servisleri için bilgi hazinesi olduklarını düşünüyor. Zira istihbarat servisleri, terör saldırılarını engellemek ve hem uygulama, planlama hem de görevlendirme noktasında güvenlik tehdidi oluşturan radikal unsurları öğrenmek için ülkelerine geri dönen DEAŞ’lıları sorguya çekebilirler.

Diğer yandan DEAŞ’lıları çatışma meydanlarında öldürmenin en iyi çözüm olduğunu düşünenler de var. Bu çerçevede DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nda koordinasyon görevini yürüten eski DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett H. McGurk, Başkan Donald Trump’ın Suriye’den çekilme kararını protesto etmek için istifa etmeden önce dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

McGurk, yaptığı açıklamalarda “Görevimiz, Suriye’de DEAŞ’a katılan her yabancı savaşçının öleceğini garantilemektir” ifadelerini kullandı. Bu görüşü açıktan söylemeyip savunanlar bulunuyor. Fakat 4 yıldan fazla süredir yoğun bombardımana ve sahadaki savaşa rağmen sorun şu ki çok sayıda DEAŞ’lı yabancı savaşçı, hayatta olup örgüt saflarında savaşmaya devam ediyor. Bazıları da ülkelerine geri dönerek, yetkililerin kendilerine karşı nasıl muamele edeceğini zorlaştırıyor. Yine ulusal güvenliğe potansiyel tehlike teşkil edenlerin hareketlerini ve faaliyetlerini izlemek, yüksek maliyetlere neden oluyor.

Açıkçası genellikle kamuoyu, DEAŞ’lıların geri dönüşlerinin yasaklanmasını destekliyor. Şemime Han’la ilgili kamuoyu yoklamalarına göre İngilizlerin yüzde 70’inden fazlası, Şemime’nin dönüşüne izin verilmemesi gerektiğini düşünüyor. Bu düşünce, İçişleri Bakanı’nın Şemime’yi vatandaşlıktan çıkarmaya karar verdiği zaman oluşmadı. Zira bu karar, hukukla yönetilen ve kişiye temyiz etme hakkını garantileyen devletlerde bir çözüm olmayabilir. Öyle ki temyiz mahkemesi, mağdurun ulusal güvenliğe ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğuna ikna olmazsa vatandaşlıktan çıkarma kararını iptal edebilir.

Geçen yıl mahkemenin baktığı iki durumda da böyle bir şey meydana gelmedi. Şemime Han örneğinde -ki ailesi, kararı temyiz edeceğini açıkladı- kararın iptal edilebileceği konusunda güçlü sebepler olabilir. Yaş faktörü, mahkemenin dikkate alacağı bir değerlendirme olabilir. Çünkü genç kız, Suriye’ye kaçtığında 15 yaşındaydı ve birkaç ay sonra da örgütten bir savaşçıyla evlendi. Bu da onun kandırıldığı destekliyor.

Tartışmalı açıklamalarının, pişmanlık duymamasının ya da terör örgütünün uygulamalarını ve saldırılarını kınamamasının Şemime’ye zarar verdiği doğrudur. Fakat aynı zamanda Şemime, mahkemede gündeme getirilecek kriterler arasında yer alacak saflığını da dile getirdi.

Diğer bir durum ise kişinin vatansız kalması halinde kanun, o kişinin vatandaşlıktan çıkarılmasına mani oluyor. Bu noktadan hareketle Şemime’nin ailesinin avukatı, ailesinin Bangladeş’ten göç etmesine rağmen genç kızın İngiliz vatandaşlığı dışında başka bir vatandaşlığa sahip olmadığını açıkladı. Bu da İçişleri Bakanı’nın kararının Şemime’yi vatansız bırakacağı anlamına geliyor. Bunun yanı sıra Şemime, alıkonulduğu mülteci kampında bir çocuk dünyaya getirdi. Doğum ise vatandaşlıktan çıkarma kararından önce gerçekleşti. Bu da kanuna göre çocuğun İngiliz olmasından dolayı başka bir soruna yol açıyor.

Tüm bu karmaşıklıklar, DEAŞ’lılar meselesini nasıl çözeceği konusunda İngiltere gibi bir devletin karşı karşıya kaldığı sorunun hacmini göstermektedir. Dolayısıyla ülkeye dönüşün engellenmesi, bu sorun için çözüm sayılmaz. Tam tersine bu, söz konusu sorunu Suriye ve Irak’a ya da ailelerinin göç ettiği ülkelere atmak demektir. Kanunların değiştirilmesi ya da yaptırımların sertleştirilmesi, DEAŞ’a ya da başka bir örgüte katılmayı düşünenleri caydırmak ve geri dönenleri cezalandırmak için bir yöntemdir. Fakat bu örgütleri parçalayıp onlara askeri, mali, güvenlik ve fikri bakımdan baskı yapmak için uluslararası çabaları artırmak daha önemlidir. 

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya