Afrika Birliği ve Libya krizine yönelik çözüm fırsatları

Afrika Birliği ve Libya krizine yönelik çözüm fırsatları

Cuma, 15 Şubat, 2019 - 13:15
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Afrika Birliği liderleri, Libya’da Uzlaşı Konferansı’na ve Birleşmiş Milletler’in gözetiminde seçimlerin yapılmasına çağrıda bulunarak, Addis Ababa’daki periyodik zirvelerini bitirdiler.

Libya krizi, özellikle Afrika düzleminde endişe oluşturuyor. Zira Libya, 6 Afrika ülkesiyle uzun bir sınıra sahip. Afrika Birliği Liderler Zirvesi, Mısır Cumhurbaşkanı ve Afrika Birliği Dönem Başkanı Abdulfettah Sisi’nin Afrika’nın sorunlarına Afrika merkezli çözümler bulunması gerektiğini ifade ettiği bir zamanda sona erdi.

Afrika Birliği, Şubat 2011’de arabuluculuk yapmayı reddetmesinin ardından Libya krizine müdahil olmadı. Bunun için Afrika Birliği, krizin bir parçası değildi ve Libya’daki askeri müdahaleyi meşrulaştırmadı. Dolayısıyla Afrika Birliği, çözümün bir parçası olabilir. Afrika Birliği, Libya’ya askeri müdahaleyi talep eden ve onaylayan bazı Arap ülkeleri gibi hareket etmedi.

Afrika Birliği, ilk defa arabuluculuk yapmıyor. Aksine bu arabuluculuk, 2011 yılında Şubat hareketiyle birlikte başladı. Birlik, Güney Afrika Devlet Başkanı Jacob Zuma, Mali Devlet Başkanı Amadou Toumani Toure, Moritanya Devlet Başkanı Muhammed Veled Abdulaziz ve Kongo Devlet Başkanı Denis Sassou Nguesso’nun yer aldığı üst düzey bir heyet göndererek, Libya krizinin çözümü için bir yol haritası sundu.

Yol haritasının içerisinde ateşkes, Kaddafi’nin görevden ayrılmasına işaret edilmeksizin geçiş sürecine yönelik bir müzakerenin başlaması, saldırgan eylemlerin derhal durdurulması ve insani yardımların ulaştırılması noktasında Libyalı yetkililerin işbirliği yapması gibi hususlar yer aldı. Söz konusu yol haritasında, yabancı göçmenlerin ve Afrikalı işçilerin korunmasına ve uluslararası gözlemcilerin, tarafların ateşkese uyup uymadıklarını denetlemesine ilişkin vaatlerin verilmesi gerektiği de dile getirildi.

Kaddafi, Trablus’ta Bab el Aziziye’deki karargâhından bu hususları onaylarken, NATO uçaklarıyla desteklenen Şubat hareketinin Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil ise bunları reddetti.

Kaddafi döneminde Afrika konusunda yapılan arabuluculuk,  Müslüman Kardeşler’in Sirte’de infaz edilip çağdaş tarihte en çirkin intikam görüntüleriyle cesedinin Mısrata’da bir soğutma dolabında gösterilmesi için Doha’da hakkında idam kararı verdiği Libya Devlet Başkanı için onurlu bir çıkış yolu olarak değerlendirildi.

Kaygılar, sorunlar, savaşlar ve hatta açlıkla yüzleşen Afrika, şimdi de Libya ve Libya’nın sıkıntılarıyla uğraşarak bu sorunlar için vakit ayırıyor. Nasıl olmasın? Libya, Afrika Birliği’nin kurucu ülkesidir. Afrika Birliği, Kaddafi’nin rakam ve tarih çılgınlığıyla seçtiği 9 Eylül 1999 tarihinde Libya’nın Sirte kentinde ortaya çıktı. Libya, DEAŞ’ın ve Müslüman Kardeşlerin tahribatından henüz kurtulamadı. İhvan bahar kaosu -ki neredeyse ülkeyi yenmiş bir ekin yaprağına dönüştürecekti- Libya’yı vurmadan önce Müslüman Kardeşler, geçmişte Kaddafi’nin destekçisiydi.

Afrika Birliği, emeklemeye, şu anda da kararlı adımlarla koşmaya ve zıplamaya başladı. Tüm Afrikalılar için ortak bir pasaport düşüncesi, bu kararlı adımlardan birisidir. Birçok engellere rağmen bu durum, Afrika Birliği’ni somut bir gerçeğe dönüştürecek. Bunun için Afrika merkezli çözüme güvenmenin doğru bir karar olduğunu düşünüyorum.

Zira Libya krizi, Afrika’dan uzak bir şekilde uluslararası yabancı taraflarla tartışıldı. Yabancı taraflar, İtalya-Fransa çekişmesi ve Libya’da siyasal İslam gruplarını sağlamlaştırmaya yönelik Türk-Katar girişimleri gibi kendi çatışmalarını Libya’ya taşıdı. Kaosun devam etmesi ve Libya krizinin daha da derinleşmesini istemeyen Afrika Birliği’nin haritasında bu tür durumlara yer yok.

Afrika çözümünü kabul etmek, 2011 yılında meydana gelen olayların aksine, bugün, Libya’da ortak bir zemine sahip. Zira 2011 yılında devrim ve devrimciler, kolektif akla baskı yaparak, Afrika merkezli herhangi bir çözümü ya da yol haritasını reddettiler.

Herhangi bir Afrika çözümünü kabul etmeyip bu çözümün Kaddafi’nin bir ürünü olduğunu söylemek, sanırım bugün ortadan kayboldu. Dolayısıyla Afrika merkezli ciddi bir hareketin başarılı olma ihtimali yüksektir. Hatta Afrika merkezli bir hareket, Libya krizine karşı sessiz kalanlar arasında bile bir yankı bulacak.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya