​Varşova Konferansı’yla ilgili anlaşmazlıklar

​Varşova Konferansı’yla ilgili anlaşmazlıklar

Salı, 12 Şubat, 2019 - 09:30
ABD’nin organizasyonu ve davetiyle, bugün, Polonya’nın başkentinde çalışmalarına başlayacak olan Varşova Konferansı, başlamadan tartışmalara sahne oldu.

Fakat Fetih Merkez Komitesi Genel Sekreteri Cibril er-Rucub’un dediği gibi Varşova Konferansı ölü doğmadı. Konferans canlı olup 79 ülke ve 4 uluslararası örgütün katılımıyla gerçekleştiriliyor. Zira bu, Ortadoğu’da barış ve güvenlik konferansı olduğu için programının en önemli başlıklarından birisinin de İran’la ilgili olması normaldir.

Varşova Konferansı, kanun dışı milisleri silahlandırmak, kara para aklamak, kıtalar ve okyanuslar üzerinden uyuşturucu ticareti yapmak gibi İran’ın bölgedeki apaçık faaliyetlerine yönelik devletlerin tutumlarını net bir çerçevede resmettiği için önem arz ediyor.

Tahran rejimi, konferans başlamadan önce konferansa tepki gösterdi. Konferans daha fazla yaptırım uygulamayı hedeflediği için bu, anlaşılır bir durumdur. Rusya, İran’ın müttefiki ve ABD de sponsor olan, programı organize eden ve konferansa çağıran taraf olduğundan Varşova Konferansı’na katılmamayı tercih etti.

Filistin ise tuhaf bir tutum sergiledi. Pek çok Filistinli yetkili, konferansın Filistin meselesini bertaraf etmeye, bazı ülkelerin Filistin meselesine karşı güçlü tutumlarını etkilemeye ve İsrail’i Arap çevresinde kabul edilebilir bir devlet kılmaya yönelik bir girişim olduğunu ileri sürdü. Filistinli yetkililer, daha da ileriye giderek Arap ülkelerini konferansı boykot etmeye çağırdı.

Ülkelerin bir konferansa katılmaları nedeniyle Filistin meselesine karşı tutumlarını değiştirdikleri görülmedi. ABD, özellikle de Beyaz Saray Danışmanı Jared Kushner -ki Filistinliler, Jared Kushner’i Filistin meselesine düşman olarak görüyorlar- hiç kimseden izin almadan herhangi bir devletle temasa geçebilir. 

Bu çerçevede Filistinli kardeşlerimize Filistin meselesinin büyük Arap ülkeleri (Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün) tarafından korunduğu söylenebilir. Filistin yönetimi, Haremeyn-i Şerifeyn’in koruyucusu olduğundan dolayı Suudi Arabistan’ın tutumundan emin. Zira son zamanlarda İsrail’e ait bir belgeyle ilgili haberler ortaya çıktı.

Bu belgede şu ifadeler yer aldı:

“Suudi Arabistan, İsrail’le ilişkileri normalleştirmeye ya da İsrail’in Filistinlilere tavizler sunmadan Yüzyılın Anlaşması’nı onaylamaya hazır değil.” Suudi Arabistan kralı, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a “Suudi Arabistan, geçmişte Filistinlilerin yanında yer aldı ve halen de öyle. Gelecekte de Filistinlilerin yanında yer almaya devam edecek. Kabul ettiğiniz şeyleri kabul ediyor ve reddettiğiniz şeyleri reddediyoruz. Biz, uluslararası meşrutiyetten ve Arap barış girişiminin tam olarak uygulanmasından yanayız” dedi.

Konferans, ağırlıklı olarak Filistin meselesiyle ilgili değil. İran ve Türkiye’nin uyguladığı güvenlik sorunlarına karşı koymak için bir Arap ittifakı kurmaya çalışan Filistinli bir temsilcinin konferansta olmasını ümit ediyorduk. Fakat maalesef hayal kırıklığına uğradık.

İsrail tehlikesini, İran tehlikesiyle karşılaştıranlar, adil bir kıyaslama yapmıyor. Çünkü her ikisi de kötü faaliyetler içerisinde. Fakat Suriye, Yemen, Lübnan ve Irak’ta mağdurların ve zararların fazla olmasından ötürü bugün İran, Arap bölgesini daha çok tehdit ediyor. Varşova Konferansı’nın İran’ın müdahalelerinden ve bölgede istikrarı sarsmaya yönelik planlarından sıkıntı çeken bütün devletleri bir araya getirmesi güzel bir tesadüftür.

Filistinlilerin meselemizi anlamalarını ümit ettik. Çünkü biz, Filistinlilerin meselesini anladığımız için onlara yıllardır yardımcı olduk. Filistinlilerin kendileri de İran’ın müdahalelerinden kurtulamadı. Hatta İran, Filistin içerisindeki bölünmüşlüğün sebebidir. İsrail’in yaptığı gibi İran da Filistinliler arasındaki anlaşmazlıkları destekliyor. Çünkü sözde direnişin değişmez ana başlığını oluşturması için Filistin meselesinde birliğin sağlanamaması İran’ın yararınadır. Aynı şekilde İran, Filistinlilerin ve meselelerinin apaçık bir düşmanıdır.

Konferansta Arap-İsrail normalleşmesini müjdeleyenler ise İran ve müttefiklerine yardım etmek için konferansa zarar vermeye çalışıyorlar. Konferans ve görüşme salonlarının normalleşmeyi sağlamadığı biliniyor. Her yıl Eylül ayında İsrail’le Birleşmiş Milletler’in Genel Kurul salonunda bir araya geldik ve yine normalleşme gerçekleşmedi.

Konferansta terör, siber güvenlik, balistik füze tehdidi, deniz yollarının güvenliği, Suriye ve Yemen dosyaları gibi temel konular ele alınacak. Tüm bu konular, Arap bölgesinin yararına ve istikrarına yöneliktir. Barış süreciyle ilgili Filistinlilere uygun olmayan öneriler ya da fikirler ortaya atılırsa, işte o zaman uzaktan bağırmak ve boykot etmek yerine katılımcıların önünde bunlar açık bir şekilde reddedilebilir.

Tüm bunlara rağmen Filistinliler, konferansı boykot edebilir ve öncelikli olarak kendilerini ilgilendiren Filistin meselesiyle ilgili herhangi bir görüşme masasından uzaklaşabilirler. Fakat onlar, diğer Arap ülkelerinin konferansa katılmalarına karşı çıkamazlar. Yine onların, konferansın Filistin meselesine karşı uluslararası tutumları değiştirmeye çalışacağına dair bir izlenim oluşturma hakları yoktur.

Çatışmalarla ve mülteci kamplarıyla dolu olan bölge, açık bir silah pazarıdır. Bu tehditler, bazı Arap ülkelerine zarar verirken, bazı ülkeleri de hedef alıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi çok az ülke, kendilerinin ve bölgenin güvenliğini savunmak için siyasi ve askeri güce sahip. Varşova Konferansı, bu devletlerin yararınadır. Çünkü bu devletler, kendilerini, diğerlerini ve bazı küçük Arap ülkelerini savunmak için İran’la mücadele ediyor. Öyle ki İran devrim rejimi için kolay bir lokma hükmünde olmasına rağmen bu küçük Arap ülkeleri, Tahran’la ilişkileriyle gurur duyuyor.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya