Şebbura nedir?

Şebbura nedir?

Pazartesi, 11 Şubat, 2019 - 09:00
Semir Ataallah
Lübnanlı gazeteci - yazar 
‘Şebbura’ kelimesinin tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyorum. Ancak kötü hava ile bir ilişkisi olduğunu, rüzgar, yağmur ve kum fırtınasının bir karışımı olabileceğini düşünüyorum. Bir süredir hava durumunu Lübnanlı medya araçlarından takip etmek yerine Mısır gazetelerini tercih ediyorum.

Mısır gazetelerinde ne zaman bir fırtınanın veya ‘şebbura’nın yaklaştığını ya da ülkenin kötü havanın etkisine gireceğini okusam, bu durumun en fazla 1 gün içerisinde ülkemizde de yaşanacağını biliyorum.

Sanırım ‘Şebbura’ kelimesi de Mısırlıların halk dilinde sevinçler ya da felaketler olsun farklı olaylara verdikleri küçültme isimlerinden birisi. Bu yıl birçok gün, şebbura ya da etkileri haberlerine uyandık ve Lübnan’da yağmur bakımdan sınırsız bollukta bir kış yaşadık. Ancak bu yıl kötü ve alışılmadık olan şey, bu yağmurlu günlerin arkasından alıştığımız gibi güneşli günlerin gelmemesiydi. Sis ve gökyüzünü kaplayan bulutlara bir de siyasetteki belirsiz ve sisli hava eklendiğinde, insan hepten melankoliğe ve can sıkıntısına kapılıyordu.

Hayatım boyunca yaptığım seyahatlerde, ılıman Lübnan ikliminden Kuveyt’in uzun yazına, Kanada’nın beyaz kışından, Avrupa’nın gri semalarına kadar birçok iklimde yaşama şansı buldum. En sevmediğim hava durumu ise kapalı ve gri bir gökyüzü ve sistir. Özellikle de çok uzunsa. Sibirya gibi güneşsiz ülkelerde geçen filmleri bile sadece yanlışlıkla ve zorlukla izlerim.

Peki hal böyleyken Londra’da nasıl 25 yıl yaşadım ve neden Londra yaşamayı özlediğim tek şehir? Birinci sorunun cevabı o zamanlar genç ve her şeye tahammül edebilir bir yaşta olmam, ikincisinin yanıtı ise her şeye rağmen Londra’nın hala dünyanın en medeni ve uygar şehirlerinden birisi olmasıdır.

Başka hiçbir şehir, Londra’nın yüzyıllar boyunca karşı karşıya kaldığı olumsuzluklarla karşılaşmamıştır ve ben onun Brexit gurbetinde yaşamaya dayanamayacağından eminim. Çünkü o, bir sömürgeci ya da özgürlükler, düşünce akımları, bilim-sanat şehri olarak başkalarıyla yaşamanın zevkine alışmıştı           

Bu satırları, sis içerip içermediğini bilmediğim bir ‘şebbura’nın beklendiği, gökyüzünün koyu gri bulutlarla kaplı olduğu, doğarken bile güneşin görünmediği bir havada yazıyorum. Belki de siz de şimdi, insanların neden her zaman en gelişmiş şehirleri arkalarında bırakarak güneşli ülkelere ya da güneşin sabah saat 10’da doğup yine sabah 11’de battığı bölgeler yerine boş ve sığ olsa da güneşli bölgelere göç ettiğini anlamışsınızdır.

Birkaç hafta sonra her şey değişecek ve şebbura haberleri yerini ‘tatlı meltemler’den bahseden haberlere bırakacak. Ama eğer sizin bahara verebileceğiniz bundan daha nazlı ve güzel bir ad varsa buyurun söyleyin.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya