DEAŞ’ın son haftası

DEAŞ’ın son haftası

Pazar, 10 Şubat, 2019 - 12:30
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
ABD Başkanı’nın açıkladığı gibi bu hafta gerçekten de DEAŞ’ın son haftası ve Bağdadi’nin “hilafet devleti” adını verdiği devletinin sonu mu olacak? ABD Başkanı yaptığı açıklamada “Artık ellerinde toprak kalmadı. Bu çok büyük bir etken” demişti. DAEŞ, bugün birkaç kilometreyi aşmayan bir bölgede kuşatılmış bulunuyor. Ama geçmişte Irak’taki Musul şehrinden Suriye’deki Rakka’ya, denizi aşarak Libya’daki Derne ve Sirte şehirlerine kadar uzanmış, Mısır’ın Sina bölgesinde durmayarak Boko Haram çapulcuları aracılığıyla Mali’ye kadar sızmıştı. DEAŞ, Bağdadi’nin her istediği zaman dünyanın farklı başkentlerine yaymış olduğu çakallarını korku yaymak için harekete geçiriyordu. Kötü şanslarının kendilerini Bağdadi’nin kan dökücülerinin eline düşürdüğü suçsuz 21 Mısırlı Kıpti’nin terörist El Cazuri ve yardımcıları tarafından sadece sadistçe bir öldürme isteğiyle Libya’nın Sirte şehrinde infaz edilişini gösteren, yüksek bir teknik ile çekilen video gibi korkunç görüntüler tüm dünyaya korku yayıyordu. DEAŞ, yüksek sinema tekniklerini kullanmada Hollywood‘la rekabet ediyor ve Hitchcock’un bile yapamayacağı kalitede bir sinema filmi çeker gibi bu infazları kayda alıyordu.

Sayıları 400’ü geçmeyen bir grup DEAŞ savaşçısı karşısında ağır silahlarını hatta tüfeklerini bile bırakarak kaçan Maliki’nin on binlerce askerini kısa bir sürede yenen ve Irak’ın yarısından fazlasını ele geçiren örgütün lideri Bağdadi bugün kendisini emiri tayin ettiği devletin toplam yüzölçümünün yüzde 1’inden az bir alanda kuşatılmış bulunuyor.

Birkaç kilometre içinde sıkışmış olan DEAŞ bugün safları arasında yaşanan bölünmelerden muzdarip. İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre bir zamanlar kendisine körü körüne bir bağlılık ve mutlak bir itaatle bağlı olunan Bağdadi, geçen ocak ayında Suriye’de kendisine karşı Ebu Muaz el Cezairi liderliğinde yapılan bir darbe girişimini bastırmıştı.

DEAŞ’ın arkasında bütün bu teröristlerin abasının altından çıktığı, bu örgütleri ortaya çıkaran ve mürşid projesinde kullanan Müslüman Kardeşler ile iş birliği içerisinde siyasal İslami cemaatleri Ortadoğu’ya yerleştirmeye çalışan Hillary Clinton’ın projesi yer alır.

Bu nedenle Trump’ın kendisi bile seçim kampanyası boyunca Obama’yı “DEAŞ Örgütü’nün kurucusu” olmakla suçlarken Hillary Clinton’ı da “DEAŞ’ın üretiminde bir ortak” olarak nitelemişti. Trump ikisini ayrıca DEAŞ açısından “en değerli iki oyuncu” olarak nitelemişti.

DEAŞ’ın son haftası olduğuna yönelik açıklama, Türkiye sınırlarından Suriye’ye geçen binlerce teröristin varlığı ile çelişiyor. Bu nedenle bazıları Trump’ın örgütün sona erdiğine yönelik erken açıklamasının Kongre’nin karşı olduğu ABD güçlerini Suriye’den çekme kararını desteklemek için yapıldığını düşünüyor. Dolayısıyla bu, ABD halkı için yapılmış bir açıklamadan ibaret olabilir.

DAEŞ örgütü kan dökmeyi, kaos, korku ve dehşet yaymayı kendisine iş edinmişti. Sahtekarların fetvaları ile savaşçılarını kandıran örgüt, mal ve cinsel ilişki ile onların içgüdülerini tatmin ediyordu. Bağdadi lakaplı örgüt lideri İbrahim Avad El Samarrai, düşmanlarından önce arkadaşlarına tattırdığı ölümden kaçmak için saklanırken intihar saldırıları düzenleyen örgüt üyelerini de cennet ve huriler ile vaad ederek kandırıyordu.

DAEŞ’ın zevk düşkünü lderi, daha fazla psikopat ruhlu kimselerin örgütünün saflarına katılmasını sağlamak için öldürmeyi, kafa kesmeyi, soygunculuğu, esir almayı ve “cihad nikahı” gibi gerekçelerle namuslara el uzatmayı bir hedef ve gaye haline getirdiği sözde devletine ve kendisine biat etmeyen tüm Müslümanları mürted ilan ederek kanlarını ve namuslarını taraftarlarına helal kıldı. Dolayısıyla DEAŞ kim tarafından üretilmiş olursa olsun mürted oldukları gerekçesi ile Müslümanların kanını dökmeye cevaz veren örgütün vahşi düşüncesi, başkalarından önce Müslümanları öldürme üzerine kurulu. Herkesten önce Müslümanların kanıyla sulanmış bir sayfa olduğu için Arap ve İslam tarihinin karanlık bir sayfası olarak kalmayı sürdürecektir.

Trump’ın DEAŞ için belirlediği son hafta neredeyse ufukta belirmek üzere. Ama ben Trump’ın söylediklerinde ciddi olduğunu düşünmüyorum. Zira DEAŞ aşırılığa sahip radikal bir düşüncedir. Dolayısıyla kendisi ile aydın bir düşünce aracılığıyla mücadele edilmelidir. Askeri operasyonlar ise aşırılığın sonlandırıcısı değil onunla mücadelenin dönemlerinden sadece biridir.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya