Üç garantör ülke Soçi’ye hazırlanıyor

Üç garantör ülke Soçi’ye hazırlanıyor

Pazar, 10 Şubat, 2019 - 09:00
Londra/İbrahim Hamidi
Önümüzdeki perşembe günü (14 Şubat’ta) gerçekleştirilecek Soçi zirvesinde Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile Türk ve İranlı mevkidaşları Recep Tayyip Erdoğan ve Hasan Ruhani’nin gündeminde 3 Suriye dosyası yer alacak:

  • ABD’nin geri çekilmesinin ardından bölgedeki boşluğun doldurulması,

  • Suriye kuzey üçgeninin akıbeti ve anayasa komitesi

  • Üçüncü zirve hususunda uzlaşı.


Boşluğun doldurulması

ABD Başkanı Donald Trump’ın 14 Aralık'ta Erdoğan'la temasa geçmesinin ardından yapmış olduğu açıklamadan bu yana, Nisan ayının sonunda veya Mayıs ayının başlarında gerçekleşecek Fırat Nehri'nin doğusundan bütünüyle çekilme sürecinin tamamlanmasının ardından gerekli düzenlemelerin yapılması üzerine yoğun temaslarda bulunuldu.

İran, Suriyelileri milis kuvvetleri içerisinde silahlandırmaları için Fırat'ın batı kıyısındaki bölge halkıyla temaslarını yoğunlaştırdı. Ayrıca Irak'taki Haşdi Şabi güçlerinin Suriye sınırının diğer tarafına mevzilenmesi hususunda teşvik etti. Diğer bölgelerden gelen gruplar, Washington’un müttefiklerinin sınırlarına taşınırken, Şam da bu bölgedeki savaşçılarını harekete geçirdi.

Amerika, İran’ın davranışlarını izleyebilmek için Suriye, Irak ve Ürdün sınırlarının birleşme noktasında yer alan el-Tanf üssünde varlığını sürdürmeye karar verdi. Ayrıca Menbiç yol haritasının uygulanmasının hızlandırılması ve güvenli bir bölgenin oluşturulması ile ilgili görüşmeler için Türkiye ile temaslarda bulundu. Ancak YPG’nin akıbeti ve güvenli bölgede konuşlandırılacak güçlerin niteliği hakkında hala çözüm bekleyen birtakım sorunlar bulunuyor.

Washington ile müzakerelerde bulunan Ankara, terörist olarak tanımladığı 7 bin YPG unsurunun bölgeden uzaklaştırılmasını ve Barzani’ye bağlı Suriyeli Peşmergelerden 7 bin ve Ahmed el-Cerba’nın başkanlığını yaptığı Suriye'nin Geleceği Hareketi’nin seçkin güçlerinden 10 bin unsurun burada konuşlandırılmasını istiyor. Ayrıca Ankara, ABD’nin bölgeden çekilmesinin ardından, sonraki aşamada Moskova ile birlikte çalışmak için kapıları açık bırakıyor.

ABD’nin çekilmesinin ardından yaşanacak boşluğu doldurmaya hazır olan Moskova, YPG içerisindeki ana akım ile olan temaslarını hızlandırdı ve 5. Kolordu'nun binlerce savaşçısını Suriye'nin güneyinden Fırat kıyısına transfer etti. Ayrıca Ankara ve Şam’a, PKK ile savaşın garanti altına alınmasını ve Ankara ile Şam arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılmasını içeren Adana Mutabakatı’nın yeniden etkinleşmesini müzakere etmeyi önerdi.

Ayrıca Moskova, Fırat'ın doğusundaki Arap güçleriyle de temaslarda bulundu. Nitekim Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov iki gün önce Moskova'da Suriye'nin Geleceği Hareketi Başkanı Ahmed el-Cerba ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. Görüşmeler sırasında ABD’nin çekileceğini açıklamasının ardından Doğu Fırat bölgesindeki durum, gerek iç gerilimlerin gerekse de bölge ülkeleriyle olan sorunların çözülmesi, bölge halkının yaşam ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesi ve adaletsizlik ya da dışlanma hissinin söz konusu olmaması için bölgenin idari işlerinde bölge halkının bütün bileşenlerinin yer alması meseleleri ele alındı.

Uluslararası koalisyonun ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) DEAŞ’ın son mevzilerini ortadan kaldırmasının ve ABD’nin el-Tanf üssünde kalmakla birlikte bölgeden çekilme kararını uygulamasının yakın olduğuna şüphe yok.

Kuzey Üçgeni

Moskova, Ankara ve Tahran’ın İdlib, Halep'in kırsal kesimleri, Lazkiye ve Kuzey Üçgeni olarak adlandırılan Hama’daki duruma ilişkin yaklaşımları birbirinden farklı. Ancak Astana sürecinin garantörü olan bu üç ülke, bu bölgeyi “tırmanışın düşürülmesi” anlaşmalarına dahil etmek hususunda hemfikir.

Tahran ve Şam, bir askeri taarruz hazırlığı çerçevesinde binlerce savaşçını Ağustos ayında Kuzey Üçgeni etrafında konuşlandırdı. Ancak Rusya ve Türkiye, İran’ın yokluğunda Putin'in kişisel müdahalesinden sonra saldırının önlenmesi üzerine Soçi anlaşmasına vardı. Anlaşma, Suriye hükümet güçleri ile muhalif gruplar arasında 15 ila 20 km derinliğinde bir tampon bölge kurulmasını, ağır silahların çekilmesini, aşırılıkçıların bölgeden çıkarılmasını ve daha sonra Lazkiye ile Halep ve Hama ve Halep arasındaki iki otobanın Esed yönetimine iade edilmesini öngörüyor.

Moskova belirlenen mühletlerin dolduğunu ve anlaşmanın bütünüyle uygulanmadığını söylüyor. Bundan dolayı son günlerde her an savaş olacakmış gibi medyayı ve siyasi harekete geçiriyor. Bununla birlikte hükümet güçlerinin binlerce unsuru Halep'in batısında, Hama'nın kuzeyinde ve Cisr eş-Şuğur’un batısında konuşlandırıldı. Rus yetkililer ise İdlib'de etkili ve organize bir sürecin mevcut olduğuna dair açıklamalar yaptılar.

Ankara İdlib’i koruyor

Buna karşılık Ankara, İdlib saldırısına katılmayacağını ve üç milyon nüfuslu bölgedeki askeri harekata karşı çıkacağını ve bölgede 12 Türk kontrol noktası kuracağını açıkladı. Ancak Türk istihbaratı MİT, yeni bir askeri ve sivil yapılanmaya ulaşmak ve bunun aracılığıyla Heyetu Tahriru’ş Şam’daki (HTŞ) Suriyelileri Suriye Ulusal Ordusu’nun içinde eritmek hedefiyle muhalif gruplar, radikaller ve sivil kurumlarla olan temaslarını hızlandırdı. Halihazırda siyasi ve askeri organlar arasındaki güçlerin ve işlevlerin dağılımı ile HTŞ dahilinde bulunan yabancıların akıbeti meseleleri görüşülüyor.

Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), 30 Mayıs 2017'den bu yana Ankara tarafından “Suriye Ulusal Ordusu” adı ile kısmen yeniden düzenlenmişti.

“Anayasal” isimler

Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Türk ve İranlı mevkidaşları Mevlüt Çavuşloğlu ve Cevad Zarif, 18 Aralık’ta anayasa komitesindeki üç devlet tarafından oluşturulan üçüncü liste ile ilgili olarak eski Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’yı ikna etmekte başarısız olmuşlardı. Ancak Astana garantörleri, anayasa reformu seçeneğini “siyasi çözüme ve 2254 sayılı kararın uygulanmasına” açılan bir kapı olarak bırakmayı başardı. Üç ülke geçtiğimiz günlerde, üçüncü listeyi sunma çalışmalarını hızlandırdı. Bununla birlikte Rus tarafının listede yer alan birkaç ismin değiştirilmesine açık olduğu yönünde bazı işaretler var.

Üç garantörün Soçi zirvesinde Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’e sunacağı girişim, başta ABD olmak üzere 5 daimi üyenin temsilcisine danışması gereken BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in onayını gerektiriyor. Güçlerini geri çekmeye ve temel bir müzakere kartını kaybetmeye karar vermiş olan Washington, muhalefetin temsil edilmesini güvence altına alan ve hükümeti, muhalefeti ve reform arayan sivil toplumu içeren büyük bir siyasi yapıya dönüşebilecek olan anayasal sürecin başlatılması hususundaki sertliğinden taviz verdi.

Dün Avrupa turu dolayısıyla Paris’te bulunan Pedersen, güvenli bir ortam oluşturulması, mahkumların serbest bırakılması, yasaların düzenlenmesi ve mültecilerin geri dönmesi gibi siyasi süreç için başka kapılar açılması üzerinde duruyor.

Rusya, Türkiye ve İran’ın her üç dosyaya ilişkin yaklaşımları ve önem verdikleri hususlar birbirinden farklı olmakla birlikte bu durum, garantörler arasında takas olasılığına kapı açıyor.

Senaryolardan biri, Moskova'nın İdlib’te sınırlı bir operasyon gerçekleştirmekle yetineceği ve Türkiye'nin anayasa komitesinde göstereceği esnekliğin karşılığında Ankara’ya daha fazla zaman tanıyacağı yönünde. Daha da önemlisi Ankara, Adana Mutabakatı seçeneğini “güvenli bölgeye” alternatif olarak kabul ediyor.

Editörün Seçimi

Multimedya