İki Çar arasında Suriye

İki Çar arasında Suriye

Çarşamba, 6 Şubat, 2019 - 13:15
Washington bir kez daha, Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) oluşturan gruplar ile bırakıldıkları yerlerde hala özgürce hareket edebilen DEAŞ vb. bazı radikal gruplara karşı askeri operasyonların neredeyse sona ermiş olmasına rağmen Moskova’ya Suriye’de tam bir başarı olarak gördüğü şeyden yararlanma fırsatını vermeyi reddediyor.

ABD Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan ve Senato’nun onayını bekleyen "Çar yasası"; Rusya’nın savaşta galip gelenlerin şartlarına göre Suriye’de barışı gerçekleştirmeye yönelik bütün çabalarını devre dışı bırakmıştır.

Moskova; müttefikleri ile rejimin düşmesini engellemekte ve geride kalan devlet kurumlarını korumakta başarılı olduğunu, gelinen süreçte faydalı ve coğrafi olarak genişlemiş Suriye’nin, Rusya’nın vesayeti altında kalmasını sağlayan bu başarının küresel, bölgesel olarak ve Araplar tarafından tanınmasını gerektiğini düşünmektedir.

Bu nedenle Rusya, Şam rejimi ilişkilerde 18 Mart 2011 öncesine dönülmesini talep etmektedir.

Moskova’ya göre Avrupalılar bile bölgenin ve dünyanın güvenliğinin ve istikrarının tehlikeye düşmesine neden olabilecek şekilde radikal gruplara tekrar saldırma imkanı verecek belirsizlik yerine rejimin sağlayacağı istikrarı tercih etmenin daha doğru olacağını kabul etmiştir.

Dolayısıyla Suriye halkının önünde de rejimin biçiminde köklü değişiklikler yapılmasının imkansız olduğunu ortaya koyan savaş ve siyaset dengelerini kabullenmekten başka bir çare yoktur.

Diğer yandanWashington’un çelişkili politikalar takip etmeyi sürdürmesi, Arap ve dünya ülkelerinde ona karşı bir güven eksikliği duyulmasına neden olmuştur.

Trump’ın ABD’li karar alma kurumlarını şok eden ani çekilme kararının ardından ABD’nin Suriye’de gerilemesi Ruslara manevra imkanı vermiştir.

Ancak bu kurumlar; büyük Ortadoğu’da ABD nüfuz projeleri ile ilgili uzun vadeli stratejik hesaplarını olumsuz bir şekilde etkileyecek olan bu kararın etrafından dolanmayı ve içeriğini boşaltmayı başarmıştır.

Moskova Çarı; ABD’nin kafa karışıklığından, Avrupa’nın zayıflığından ve Arap ülkelerinin Suriye krizine bir çözüm bulma ihtiyaçlarından yararlanarak Arap ülkelerinin rejim ile ilişkilerini kesmelerinin yarattığı boşluğu doldurma gerekçesiyle bölge ülkelerine Esed rejimi ile ilişkilerini normalleştirmeleri için baskı yapmıştır.

Arap ülkelerinin normalleşme yönünde attıkları küçük ve utangaç adımlar ise sosyal ve popüler etkenler, hala rejime güvenmeyen Arapların güvenlik hesapları sonucunda gerilemiştir.

Buna ek olarak; rejimi siyasi süreci hareketlendirecek gerçek adımlar atmaya ikna etmenin zor olduğunu, rejimin mevcut yapısı göz önüne alındığında Arap ülkelerinin en önemli şartı olan İran’la ilişkilerini aşamalı olarak azaltması şartını yerine getirmesinin imkansız olduğunu gören Arap ülkeleri bu küçük adımlarla yetinmiştir.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri’nin 8 Ocak 2019’da yayınladığı açıklama da Şam’ın güvenceleri ile Arapların şartları arasındaki kesin sınırı belirlemiştir.

Şükri açıklamasında ülkesinin başta BM kararları olmak üzere Esed rejimine Arap Birliği’ne dönmesi için gerekli adımları atma çağrısında bulunduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan’ın Dış İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Adil el-Cubeyr de 2 gün önce Brüksel’de katıldığı bir toplantıda bunu bir kez daha vurguladı. Arap ülkelerinin Suriye’nin geri dönme koşullarını yeniden tanımlaması, bu koşulları Suriye halkının hedeflerini gerçekleştirecek siyasi süreçte yaşanacak gelişmelere bağlaması Arap ülkelerinin Suriye’nin yeniden inşasına katılma ihitimalini ortadan kaldırmıştır.

Çünkü Moskova ve Tahran’ın bunu kabul etmeleri uzak bir ihitmaldir.

Aynı şekilde rejimin de öz yapısını hedef alan ve yönetimin, sivil ve askeri kurumların yapısının değişmesine neden olabilecek, rejimin devlet üzerindeki gücünü azaltabilecek bu şartları yerine getirmesi imkansızdır.

Rejimin ve Tahran’ın bu endişe ve korkuları Moskova’yı anayasa komisyonunun yapısına müdahale etmeye ve başta Esed’e yeni bir dönem başkanlık için aday olmasına izin veren madde olmak üzere kendi lehine olan maddeleri onaylayabilecek unsurları komisyona dahil etmeye itmiştir. Ancak ABD’nin hazırladığı “Çar” yasası muhtemelen bu çabaları devre dışı bırakacaktır.

Suriye iki çar arasında kalmış bir kurban gibi. Bu çarların birincisi; Suriye’de elde ettiği kazanımları ülkesinin Akdeniz kıyılarına inme hayalini gerçekleştirmek için bir fırsat olduğunu düşünüyor. Ama aynı zamanda Washington’un Rusların akıllarına yıldız savaşları dönemini ve Afganistan bataklığını getirecek şekilde Moskova’yı silahlanma yarışına çekmesi nedeniyle artan askeri harcamalar ve  yaşanan ekonomik krizlerin, bu kazanımları olumsuz bir şekilde etkilemesinden de endişe duymaktadır.

Trump’ın hiçbir zenginliğe sahip olmayan kan ve kum ülkesi olarak tanımladığı Suriye yoksul, kurak ve verimsiz Afganistan’a benzemektedir. Ama her ikisi yeni enerji koridorlarının göz önünde bulundurması gereken jeostratejik bir konuma sahiptir.

İkisi de Yeni İpek Yolu ve dev pazarları için iki temel durağı temsil etmektedir.

Bu nedenle Washington “Çar” yasasını kabul ederek Rusya’nın yeniden inşa projelerini devre dışı bırakmış ve Suriye’nin yeniden inşasını siyasi sürecin başarılı olmasına bağlamıştır. Aynı zamanda yaptırımlarını Moskova’nın başını çektiği Suriye’nin yeniden inşası projesine katılabilecek yerli ve dış güçleri kapsayacak şekilde genişletmiştir.

ABD’nin bu yeni yaptırımları doğrudan rejimin mali bloğunu hedef almıştır. Moskova ve Tahran’ın çekilme ya da kan kaybetmeyi sürdürme kararını beklerken rejimin ayakta kalmasına yardımcı olabilecek, Moskova ve Tahran’ın üzerindeki mali yükü azaltabilecek herhangi bir yatırımın önüne geçmek için rejimin mali bloğunu parçalamaya, kuşatmaya ve yaptırımlarla zayıflatmaya çalışmıştır. 

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya