​Radikal feminizm

​Radikal feminizm

Salı, 5 Şubat, 2019 - 17:45
Amerikalı bir arkadaşım bana şunları söyledi:

“Suudi Arabistan’daki sorun şu ki ülkede spor, sosyal ve eğlence alanlarında meydana gelen her olay, siyasi perspektiften değerlendiriliyor. Tüm bu konular, siyasi tartışmaya ve kamu görüşüyle ilgili meselelere dönüşüyor. Sağlıklı bir değişimin olması için değişimin bedelini ödemeye hazır olmalısınız. Bedel ödemek, dönüşümün bir parçasıdır.”

Son ifade, çok gerçekçi. Hem dönüşümlerin hem de reformların kaderi, karşıt bir tepkiyle karşı karşıya kalmaktır. Çünkü bu dönüşümler, bazen değişim isteyen ve değişime çağıran taraflardan gelir. Dünyaya açıldıkça ve dünyayla uyumlu oldukça saldırıların daha da şiddetlendiğini gözlemliyoruz.

Örneğin kültürel açılım konusunda Suudi Arabistanlılar arasındaki görüş farklılıklarını anlayabiliriz. Fakat tüm Suudiler, ekonomik reformlardan yana. Çünkü bu reformlar, güvenilir bir geleceği öngörüyor. Bunlar, evde, işte ve kafelerdeki günlük sohbetlerimizdir. Çünkü biz, değişim konusunda farklı ya da uyumlu bakış açılarıyla etkileşim içerisindeyiz. Fakat en nihayetinde bu, doğal ve sağlıklı bir durumdur. Çünkü küreselleşme ve hızlı iletişim çağında hiç kimse, penceresini kapalı tutamaz. Suudi Arabistan, sevildiğinden, şaşkınlık uyandırdığından ya da nefret edildiğinden uluslararası mercek altına alındı.

Bu yönde yeni bir gelişme meydana geldi. Bunu radikal feminist dalga olarak isimlendirmek mümkün. Bu, kadın-erkek çoğu kimsenin takma isimlerin arkasına saklandığı, Suudi kadının özgürleştirilmesine çağrı yapan ve özgürleşmeye teşvik eden bir harekettir. Aslında bu hareketin belirli bir organizasyonu bulunmuyor. Aksine bu hareket, kadın haklarının meşru talepleriyle başladı. Zira Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, İslam dininden olmasına rağmen kadınların, haklarını elde etmediğini söyledi. Veliaht Prens, bu tutumuyla daha fazla açılım vaat etti. Fakat bu haklı istekler, siyasallaştırıldı. Hatta bu talepler, Suudi kadınını, aileyi parçalama aracı olarak gören yabancı devletler, örgütler ve kişiler tarafından yönetilip finanse edildi. Genç kızlar, ayartılıp isyan etmeye, evden kaçmaya ve kimlikten sıyrılmaya teşvik edildi. Aynı zamanda özgürleşme söylemleri, kimlikten sıyrılmalar ve evden kaçmalar, kültürel açılımla ilişkilendirilmeye çalışıldı.

Bir kadın olarak ben de diğerleri gibi yeni alanlar açılarak iş olanaklarını artırmak, kimlik çıkartmak ve araç kullanmak gibi meşru sivil hakları talep ediyordum. Fakat bu süreç, reform hareketini sekteye uğratmak ve son yıllarda iyileşen imajı karalamak için yurt dışından yönetilmeye başlandığı zaman işler karıştı.   

Kızların kendi işlerini serbestçe yönetip özgürce karar almaya ihtiyaç duydukları ve bazılarının da aile içinde şiddet gördükleri gerekçesiyle evden kaçtıkları resmi bakımdan kayıtlara geçti. ABD gibi gelişmiş ülkelerdeki kızlar da aynı sebeplerle karşı karşıya kalıyor. Şöyle ki gelişmiş ülkelerde ergenler, her yıl 2 milyona ulaşan nedenlerle evden kaçıyor. Bu sorun, bilgilendirme ve psikolojik danışmanlık için ergenlere yönelik güvenilir ve sıcak bir iletişim hattı oluşturacak kadar kritik bir hale geldi.

Ergenlerin evlerinden kaçmaları, uluslararası bir sorundur. Arap ve Körfez ülkelerinin yanı sıra Kanada, Avustralya, İngiltere ve Fransa’da bununla ilgili yüz binlerce örnek kaydedildi. Örneğin Suudi Arabistan, bir yılda kızların binden fazla gerekçeyle evden kaçmalarını belgeledi. Belirli kaçış örnekleri, neden uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor?

Hiç şüphesiz kaçan kız ya da erkek Suudi Arabistan’dan olunca ilgi odağı haline geliyor. Özellikle kişi, yurtdışına kaçıyorsa ya da toplumun kültüründen uzaklaşmak ve toplumun değerlerine aykırı davranışlar sergilemek gibi kaçmayla ilgili keskin düşünceler benimsemişse ilgi odağına dönüşüyor. Bu tür durumlar, psikolojik ve sosyolojik bakımdan tedavi edilebilecek normal kaçış olarak addedilemez. Burada kaçan kişi, artık fikri bakımdan eski düşüncelere sahip değildir.

Hem kadınların hem de erkelerin fikri ve ideolojik sebeplerle Suudi Arabistan’dan kaçması yeni bir durum değil. DEAŞ’a katılmak için Yemen’e çocuklarıyla birlikte kaçan anneyi ve yine çocuklarıyla birlikte Irak’a kaçıp el-Kaide örgütünün lideri Ebu Musab el-Zerkavi’yle evlenen kadını hatırlıyoruz. Burada madalyonun iki yüzü var. Her bir olay, alternatif bir hayata teşvik edilmenin etkisiyle meydana geldi. Her iki durumda da İslam’ın bu konuyla bir alakası bulunmuyor. İlk örnekte DEAŞ, ne İslam’ı temsil ediyor ne de İslam’ın öğretilerini uyguluyor. İkinci örnekte ise İslam’ın kadının özgürlüğünü engelleyip seyahat konusunda velisinin iznini şart koşmasıyla bir ilgisi bulunmuyor. Çünkü Suudi Arabistan’da yürürlükte olan bu sistem, sadece idari bir düzenlemedir. Fıkhi bakımdan bunun bir temeli yok. Bu, Şura Konseyi’nde en çok tartışılan konulardan birisidir. Araç kullanma meselesinin çözüldüğü gibi bu meselenin de çözüme kavuşturulması bekleniyor.

Yeni radikal feminizm, uygun olmayan bir zamanda geldi. 5-10 yıl önce meydana gelseydi kadının yaşadığı zorlu durumlara yönelik bir tepki olarak değerlendirirdik. Fakat bugün Suudi Arabistan’daki kadınlar, kesinlikle en güzel günlerini yaşıyorlar. On binlerce kadın, yurtdışında eğitim almak için dünyanın farklı yerlerine gitti. Her yıl mezun olup dönenleri gururla karşılıyoruz.

2030 Vizyonu’nda Suudi kadınına geniş bir yer ayrıldı. Yani kadının etkin hale getirilmesi ulusal ve iddialı stratejinin bir parçasıdır. Yıllardır bize eşlik eden bu arzular, yakın bir zamana kadar erkeklerle sınırlanan yönetim, çalışma ve akademik gibi farklı alanlarda gerçekleşiyor.

Hem dini hem de özgürleşme merkezli radikal feminizm, Suudi kadınını hedef alıyor. Dini merkezli radikal feminizm, kadını erkeğin sahip olduğu bir eşyaya ve kiralık bir eve dönüştürdü. Özgürleşme merkezli radikal feminizm ise, özgürlüğü başıboşluk, sarhoşluk ve uyuşturucu kullanmak olarak tasvir etti.

Eğer Suudi Arabistan, yarın kadının hiç kimsenin iznini almadan seyahat etmesine müsaade ederse sığınma talepleri ve kaçışlar meydana gelebilir. Belki diyorum. Fakat bu, mevcut durumun devam etmesinin sebebi olmamalı. Çözüm, doğru eğitim ve yakın ilgidir. Bunun dışında biz, bu dünyanın bir parçasıyız. Dünyaya zarar veren bir sorun bize de zarar verir.

Suudi kadınlar olarak hepimizin talepleri var. Gerçekleşen bazı talepleri memnuniyetle karşıladık. Bazı talepler ise ilgili makamlar tarafından incelenmeye devam ediyor. Bir evin aynı çatısı altında seslerimizi yükseltip ilgili taraflara çağrı yapma konusunda tereddüt etmeyiz. Güvenilir bir gelecek ve onurlu bir yaşam için doğru seçenek budur. Doğru seçenek, çatışma bölgelerinde ya da yol ortasında değildir.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya