​İtalya-Fransa çatışmasının kurbanı Libya

​İtalya-Fransa çatışmasının kurbanı Libya

Pazartesi, 28 Ocak, 2019 - 13:30
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Fransa ve İtalya arasında Libya hakkında yaşanan söz düelosu, iki ülke arasındaki çatışma halininin nedenini de açıklamaktadır. Yine bu durum, geçmişte Libya’yı sömürgeleştiren iki ülke İtalya ve Fransa arasında bir vekalet savaşı olduğunu deşifre etmekte ve iki ülke arasındaki çatışmanın tüm sıcaklığıyla devam ettiğini göstermektedir. Her iki ülke de Libya’yı petrol kuyularından ibaret sayarak bunun için birbirleriyle mücadele etmektedir.

İtalya, petrol ihtiyacının yüzde 48’ini ve doğalgaz ihtiyacının yüzde 40’ını Libya’dan ithal etmektedir. Dolayısıyla İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini’nin Fransa’yı hedef alan hakaret dolu açıklamalarının arkasındaki neden de budur. Salvini, açıklamasında, “Eğer Macron, Libya’nın kendisine ait olduğunu düşünüyorsa çok yanılıyor. Libya’nın İtalya ile tarihi olarak özel bir ilişkisi bulunmaktadır. Bu nedenle ondan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz” diyerek sözlerini şöyle sürdürmüştü;

“Macron ile ilişkilerimiz çok iyi ve dostçadır. Ama nasıl ki Macron, Fransa’nın çıkarlarını korumaya çalışıyorsa benim görevim de İtalya’nın çıkarlarını savunmaktır.”

Bu açıklamalara sert bir şekilde karşılık veren Fransa’nın AB Bakanı Nathalie Loiseau, “Fransa, bu ‘Kim daha salak' yarışmasına katılmayacaktır” dedi. Macron’un ofisinden yapılan açıklama ise İtalya İçişleri Bakanı’nın bu açıklamalarını ‘saçmalıkla’ niteledi.

İki ülke arasındaki bu söz düellosu, aralarında var olan çatışmanın, Libya’nın istikrarı konusunda bir görüş ayrılığından kaynaklanmadığını, bilakis bir çıkar ve bu çıkarları koruma savaşı olduğunun altını çizmektedir. Libya’nın istikrarının iki ülke liderlerinin de ajandalarında hiçbir yeri yoktur. Hatta İtalya bununla da yetinmeyerek Libya’da silahlı milis güçleri ve terör örgütlerinin baş finansmanı Müslüman Kardeşler ile işbirliği yapmaktadır. Çünkü İtalya, Libya’da Müslüman Kardeşler’in iktidara gelmesini istemektedir. Mevcut koşullarda seçimler yapılması halinde Müslüman Kardeşler’in kaybedeceği kesin olduğu için de İtalya, uluslararası düzeyde harekete geçerek bunu geciktirmek için baskı yapmakta ve BM’nin kararını etkilemeye çalışmaktadır.

Bu nedenlerden ötürü İtalya, Paris Konferansı’nda Libya’da seçimler düzenlenmesi kararını kabul etmemiştir. Bu itirazının nedeni, sadece her zamanki gibi Fransa’ya muhalefet etmek değil kendisi ile aynı çıkarları paylaştığı ve iktidara gelmesini istediği Müslüman Kardeşler’in seçimleri kaybedeceğini önceden bilmesidir.

Doğrusu iki ülke yetkilileri arasındaki söz düellosunda, hiç kimse İtalya Savunma Bakanı Elisabetta Trenta’yı geçememiştir. Trenta, geçen yıl Fransız mevkidaşı Florence Parly’i şu sözlerle uyarmıştı; “Açık olalım, Libya’da liderlik bizimdir.”

Gerçek şu ki Fransa, İtalya ve İngiltere hala Libya’ya bağımsız ve egemen bir ülke olarak değil de bir sömürge gözüyle bakmaktadırlar. İtalyan La Stampa gazetesi de yayınladığı bir haberinde, bunu açıkça dile getirmiştir;

“Fransa’nın Libya’da oynadığı rol, İtalya’nın ulusal güvenliğini hedef almaktadır.”

Yine Fransa’nın bu tavrını, İtalya’nın Kuzey Afrika’dan dışlanması şeklinde nitelemiştir.

Fransa, Libya’daki tarihi mirası olarak gördüğü güney bölgelerinde tek güç olmaya çalışmaktadır. Lakin Libya ordusunun düzenlediği operasyon, güney batı bölgesinin başkenti olan Sebha’yı ele geçirmesi, aralarında Tamanhit askeri üssünün de bulunduğu önemli askeri üsleri geri alması hem Fransa’nın hem de başkalarının güneye yönelik emellerinin bir hayalden ibaret kalmasına neden olacaktır.

İtalya ise yasadışı göç tsunamisi ile mücadelede, Libya’ya hiçbir yardımda bulunmamakta ve bu konuda hiçbir çaba harcamamaktadır. Akdeniz’de boğulmaktan kurtarılan mülteciler ile dolu insani yardım gemilerine limanlarını kapatmakta, izleyici rolünü oynamakla yetinmekte, başkalarından kendisi yerine bu rolü oynamalarını istemekte hatta bu konuda başkalarını suçlamaktan da kaçınmamaktadır. Öyle ki İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, göçmen krizini görmezden gelmek ve üzerine düşen görevi yerine getirmemekle suçladığı Fransa’yı şu sözlerle hedef almıştır;

“İtalya, Fransa gibi ikiyüzlü bir ülkeden ders almayı reddetmektedir.”

İtalya ve Fransa arasında Libya pastasını paylaşamamaktan doğan çatışma, Libya’daki terör ve kaos ile mücadele çabalarını çökertmekte, DEAŞ vb. örgütlerin daha fazla yayılmasına yardımcı olmaktadır. Aynı şekilde bu çatışma, kaos, terör, zor yaşam koşullarından, doğal kayakların kötü bir şekilde yönetilmesinden bıkan Libya halkının sıkıntılarını arttırmaktadır.

Libya’nın doğal kaynakları, petrol kuyuları ve içinde bulunduğu siyasi bölünmüşlük, başka ülkelerin hırsla etrafında toplanmasına, sömürgeci güçlerin farklı yollarla bir kez daha bu topraklara dönmesine yol açmıştır.

Libya, Fransa ve İtalya arasındaki çatışmanın kurbanı ve İtalyan medyasının kendisini nitelediği gibi iki ülke arasındaki ‘ateşli rekabetin’ sahası olmayı sürdürmeyecektir. Aynı şekilde iki ülkenin hesaplarını gördüğü, çıkarlarının çakıştığı, İtalyan petrol şirketi Eni ile Fransız Total arasında olduğu gibi petrol şirketleri arasındaki savaşın sahası olarak kalmayacaktır.

Libya, ordusunun azimli ve cesur askerleri sayesinde DEAŞ vb. örgütleri yendiği gibi sömürgeci petrol siyasetini de yenecektir. Çünkü sömürge dönemine ve sömürgeciliğe özlem duyanların Libya’da yeri yoktur.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya