Polonya zirvesi…İran’ın hayallerine karşı koymak

Polonya zirvesi…İran’ın hayallerine karşı koymak

Cumartesi, 19 Ocak, 2019 - 12:30
İmil Emin
Mısırlı yazar
ABD, Tahran’daki molla rejimine yönelik ekonomik yaptırımların yararsız olduğunu anlayıp kontrolsüz hareket eden İran’a karşı kartları yeniden karmak için mi Polonya zirvesinden bahsetmeye başladı? Başkan Trump, baştan beri net bir görüşe sahip olup şu üç noktaya odaklandı: İran’ın ekonomik olarak cezalandırılması, nükleer silah elde etmesine izin verilmemesi ve füze programının çözüme kavuşturulması.

ABD’nin Ayetullahlar rejimine yönelik radikal politikalarına rağmen gerçekler, Tahran’ın mevcut yaptırımlara herhangi bir karşılık vermediğine ya da bu yaptırımlardan endişe duymadığına işaret ediyor. İran, 2019 yılı bütçesi kapsamında Devrim Muhafızlarına yönelik finans desteğini artırdı. Bu da İran’ın teröre yönelik desteğinden dolayı Amerikan hükümetinin cezalandırdığı askeri grupları desteklemekten vazgeçmediğini gösteriyor.

İran’ın hiç görülmemiş bir şekilde radikal tutumlarını sürdürdüğüne işaret eden iki mevcut gelişme bulunuyor:

İlk olarak iki hafta önce üst düzey askeri bir komutan aracılığıyla, önümüzdeki Mart ayından itibaren Atlas Okyanusu’nun batısına savaş gemileri göndereceğini açıkladı. İran deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Turec Hasani de bunu doğruladı. Hasani, helikopter savaş gemisi Sehend’in ve beraberindeki İran deniz birliklerinin görevinin 5 ay sürebileceğini dile getirdi. Hasani’nin ifadesine göre bu görevin amacı, istihbari denetimin ve deniz trafiğinin güvenliğini sağlamanın yanı sıra İran İslam Cumhuriyeti’nin uzak sulardaki çıkarlarını korumaktır.

Molların aklında hangi hayaller dolaşıyor?  Onlar hangi çıkarlardan bahsediyorlar? Tahran’dan peş peşe gelen açıklamalar, özellikle Devrim Muhafızlarının deniz kuvvetlerinin çalışma alanını ABD’ye yakın olacak şekilde genişletmeye çalıştığına işaret ediyor.

Tahran, İran’ın bölgesel sularına yakın Amerikan uçak gemilerinin varlığına tepki gösterilmesi gerektiğini düşünmüş olabilir. Bu şekilde Tahran, ABD’nin bölgesel sularına yakın bir noktada kendi varlığını ve İran bayrağını göstermeye çalışıyor. Askeri ve savaş gücü bakımından dünyada bir numara olan devletle, modernize edilmemiş ve gözden geçirilmemiş İran’ın provokatif deniz birliklerini ve 1970’lere ait helikopterlerini kıyaslamanın doğru olmamasına rağmen ABD’nin ulusal güvenliğini sağlayanlar, bu haberlere karşı koymak için harekete geçti. Tahran’a kararlı ve kesin bir yanıt verilmeliydi.

İkinci olarak, dünyanın dikkatini çeken ve rahatsızlık uyandıran bir gelişme meydana geldi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD’nin, Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararının ihlal edilmesine yönelik uyarısına meydana okuyarak Tahran’ın önümüzdeki haftalarda dünyanın yörüngesine uydu taşıyan füzeler fırlatacağını açıkladı.

Bu ne anlama geliyor?

Kısacası bu, İran’ın füze programının yeni bir aşamasına geçiş yaptığı ve savunma ihtiyacının ötesinde kendisine izin verilen çizgiyi aştığı anlamına geliyor. Amerikan uyduları, İran Uzay Ajansı’nın kullandığı Devrim Muhafızlarına ait füze üssünde hareketliliğin olduğunu gözlemledi. Geçtiğimiz Temmuz ayında uydu taşıyabilen balistik ‘Simorgh’ füze denemesinin ardından İranlılar, yeni bir füze daha fırlatırlarsa bunu ikinci kez yapmış olacaklar. 

ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesine kaşı çıkan Avrupa Birliği ülkelerinden ekonomik yardım alma ümidine rağmen İran, ne Avrupa’nın uyarılarına önem verdi ne de Amerikan yaptırımlarına kulak astı. Füze programı başarısızlıkla sonuçlansa bile Tahran, provokatif hareketlerine devam ediyor.

2005 yılında Rus füzeleriyle ilk uydusunu, 2009’da da ilk füzesini fırlatmasından bu yana İran’ın uzaya yönelik gurur ve hayalleri ortadan kaybolmadı. Bu da ABD içerisinde büyük bir endişeye yol açtı. Nitekim İran, gizliden nükleer programını takip ederek uluslararası uyarılara kulak asmadan peş peşe füze denemeleri yaptı. Bu, hileli yollarla da olsa İran’ın devamlı olarak gerçekleştirmeye çalıştığı temel bir hedeftir.

Asıl ve dikkat çekici sorulardan birisi de yoğun ekonomik yaptırımlara rağmen Tahran, bu tür hayallerini nasıl finanse ediyor?

Para aklama yollarıyla ülkeye çok miktarda para giriyor. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, devlet televizyonuna katıldığı bir programda bunu açık bir şekilde itiraf etti. Zarif, “Ülkemizde para aklama bir gerçek…Tek bir anlaşmayla 30 trilyon tümen(7 milyar dolar) değerinde kar elde eden şahıslar tanıyorum” dedi.

İran İçişleri Bakanı Rahmani Fazli ise, kirli paraların siyasete ve seçimlere girmeye başladığını söyledi.

Bu kirli paraların miktarı ne kadar?

İran Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Pedram Sultani, bunun 35 milyar dolara ulaştığını belirtirken diğer kaynaklar ise 42 milyar dolara ulaştığını söylüyor.

Devrim Muhafızlarının ülkede tüm siyasi ve ekonomik faaliyetleri sert bir şekilde kontrol ettiği biliniyorsa bu grubun en büyük faydalanıcı olarak kalması normal bir durumdur.

Washington’un düşündüğü gibi Polonya zirvesi, dünyada terörün en büyük destekçisi sayılan bir devlete karşı koyma ihtiyacından kaynaklandı. İran’ın vekilleri, sadece Yemen, Irak, Suriye, Lübnan ve Gazze’de faaliyet göstermiyor. Aynı zamanda bugün onlar, gemilere binip uzaya çıkmayı hayal ediyorlar. Paraları ise içeriden, Avrupa ve Latin Amerika’daki şüpheli operasyonlardan ve Afganistan ile Pakistan arasındaki uyuşturucu, silah, insan kaçakçılığı, terör gibi faaliyetlerden geliyor.

Ancak Washington’un daha fazla açıklık getirmesi gereken bir soru var: Polonya zirvesi neyi hedeflemektedir?

Hiç şüphesiz hedef, açık ve net. Yani yararsız ekonomik yaptırımların ötesinde İran’a karşı koymak. Polonya zirvesi, ABD’nin Tahran’a yönelik askeri harekâtının bir başlangıcı mı? Eğer durum böyleyse ABD, 2 bin askerini Suriye’den çekerken bunu nasıl gerçekleştirecek ve en azından İran’ın karadan yoğun askeri varlığına nasıl karşı koyacak?

Polonya zirvesi, tam olarak Başkan Trump’ın yapmaya çalıştığı gibi narsist ve pragmatik bir gözle Arap-Arap merkezli olarak analiz edilmelidir.

Parlak, yapıcı ve olumlu ABD-Arap işbirliğine evet. Vekalet savaşlarına hayır. Arap kanı, ucuz değil.

Kısacası ilim, müminin yitik malıdır. Onu nerede bulursa alır.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya