Sivil Cihad

Sivil Cihad

Salı, 15 Ocak, 2019 - 14:45
Halid Kıştini
Iraklı gazeteci - yazar
Çoğu Arap ülkesinde sivil/silahsız cihad, “Hayırlı olan Sabırdır” şeklinde ifade edilir.

Buna şaşırmamak gerekir, zira bu söz derin İslami anlamlar içermektedir. Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde bu kavrama atıflar yapılır. Şiddete dayalı cihadı benimsemeyen İslami liderler bu ayetlerden yola çıkarak “sivil cihad” kavramını geliştirmişlerdir. Bunlardan biri de Abdulgaffar Han’dır. Mahatma Gandi’nin direnişinden ve öğretilerinden fazlasıyla etkilenen ve onun arkadaşı olan Han, bu öğretilere “sabır” çerçevesinde İslami bir boyut kazandırmıştır. Müslüman, sıkıntılar karşısında şiddete ve teröre başvurmamalı, sabırlı olmalı ve sivil cihadı benimsemelidir.

Çin'e ticaret yapmak için giden bir adamın hikâyesi anlatılır.

Şehirleri ve pazarları arasında dolaşırken, “hikmet” sattığını söyleyen bir adama denk gelir. Bir tüccarın böylesi getirisi düşük bir metadan başka bir şeyi satmamasına şaşırmıştır.

Cesaretini toplar ve kendisine 10 dinar ödeyerek “hikmet” almak istediğini söyler. Muskaya benzer bir kâğıt parçası alır, içerisini açıp baktığında ise "Sabır iyidir" yazısını görür.

Birkaç yıl daha Çin'de kaldıktan bu muska parçasını da yanına alarak ailesinin yanına döner.

Evine gelir ve neler olup bittiğini görmek için etrafına bakınır, karısının yanında duran genç bir adam görür ve her ikisini de öldürmek için kılıcını çeker.

Sonra on dinara satın aldığı hikmetli o sözü hatırlar, sabreder, olayı kavramaya çalışır, sonra onların bulunduğu yere girer ve onlara selam verir. Karısı onu görünce koşar ve hemen boynuna sarılır sonra ise gence dönerek: “Gel oğlum babanın elini öp” der. Meğer o genç, küçükken bıraktığı evladıdır, büyümüş ve genç bir delikanlı olmuştur.

Dilimizde, sabırlı olma ve teenniyle hareket etmeye dair pek çok deyim ve atasözü vardır. Ürdün'de, "sabırlı olana insanlar da sabırlı davranır” derler. Suriye'de "cesaret sabırlı olabildiğin andır”" derler.

Aynı şekilde "sabırsız her şeyini kaybeder, sabırlı olan ise kazanır” derler. Suudi Arabistan'da “Belalar her dönem olur, sabırdan başka çaresi de yoktur” denilir. Aynı şekilde “sabır benim sevgilimdir, kaybetmek istemem”denir. Mısırlılar, insanları uyarmayı hikmetlice yaparlar. Derler ki “sabrederseniz kazanırsanız, zira Allah hükmünü her halükarda icra edecektir, sabretmezseniz öfkenizle baş başa kalırsınız, bu da sizin helakinizi hızlandırır.” Yine aynı şekilde; “her şey devası sabırdır, ancak sabırsızlığın devası yoktur” derler.

Mağazalarda ve pazar yerlerinde asılı duran en yaygın atasözlerinden biri de şudur: "Sabır kurtuluşun anahtarıdır” ve gerçekten de her satıcı ve alıcının ihtiyacı olan bir sözdür. Selef âlimlerimiz ne de güzel söylemişlerdir: Sabrın kurtaramadığını, sızlanmalar helak eder"

Elbette ki, sabırla ilgili deyimleri olmayan hiçbir millet yoktur. Çinliler, "Sabırla ancak, dut yaprağından ipek elbise elde edersin" derler. Almanlar, "Sabır acıdır, ancak meyvesi tatlıdır" derler.

Japonya halkı da “sabredersen öyle bir atmosfer seni sarar ki baldan daha tatlı gelir” derler.

Shakspeare’in "V. Henry" oyununda konuyla ilgili güzel bir deyim geçer. Olayın Kahramanı şöyle der: “Sabır yorgun bir at gibidir, koşmayı hiçbir zaman bırakmaz.”

Bununla birlikte, karşı doktrinleri savununlar da olmuştur.

Ambrose Bierce bunlardan biridir ve şöyle der:

“Sabır, erdem giysilerini giymiş bir tür umutsuzluktur.” Bu söz kendi hazırladığı “Şeytanın Sözlüğü” adlı mizahi sözlükte geçer, dolayısıyla şaşırmamak gerekir!

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya