​Katar ve İran’ın meşru(!) çıkarları

​Katar ve İran’ın meşru(!) çıkarları

Perşembe, 10 Ocak, 2019 - 10:15
Selman Dusari
Suudi Arabistanlı gazeteci, Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
Katar, harflere nokta koyup eşyaları isimleri ile adlandırarak İran’ın Suriye işgali konusundaki gerçek tutumunu resmi olarak duyurdu ve Moskova’daki büyükelçisinin ağzından İran’ın Suriye’de ‘meşru’ çıkarları olduğunu söyleyerek Tahran’ın oradaki çıkarlarını koruma tavrını destekledi.

Buna göre, “Muhaliflerine baskı uygulayan Suriye rejimi, uluslararası ve bölgesel müdahalelere alan açmanın sorumluluğunu üstlenmeli ve suçu başkalarına atmamalıdır.”

Bu, bölge ve dünyanın yirmi yılı aşkın bir süredir devamlı olarak okuduğu Katar çelişkiler romanının yeni bir bölümü olmakla kalmıyor.

Doha bir yandan senelerdir Suriye toprakları üzerinde Beşşar Esed rejimi ve onun İranlı müttefikine karşı savaşan radikal grupları desteklerken, diğer yandan İran’ın Suriye topraklarının işgalinin arkasında durarak oradaki varlığını haklı göstermeye çabalıyor.

Yani ki aynı anda savaşan iki tarafı da destekliyor.

Bu, Katar’ın bölgede kendisine diplomatik bir üstünlük sağlayacağına inandığı bir rol umarak sahnelediği siyasi trajedinin zirve noktasıdır.

Sonucunda çekişmeleri besleyip savaşların sürmesine sebep olmuş, ne gam! Bunun dünyadaki herhangi bir yönetimin yapacağı en kötü şey olduğu umurunda mı?!

Katar, kimsenin kendisine rakip olmadığı yıkıcı tavırlarına ve eylemlerine devam etsin yeter; önemli olan bu…

Katar’ın tutumu, İran’ın Suriye’deki ‘meşru çıkarları’ nedir veya bir devletin başka bir ülkenin toprakları üzerinde ne gibi çıkarları olabilir, bunu açıklamıyor elbette. Katar’ın bu garip egemenlik tanımı, sadece bir durumda anlaşılabilir: Katar toprakları üzerinde Türkiye’ye verilen ‘meşru çıkarların’ boyutuna baktığımızda. Daha sonra Katar toprakları üzerinde konuşlandırılan ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çıkarlarını ve kişisel hedeflerini gerçekleştirmenin yanı sıra Körfez bölgesinde ideolojisi ve fikirlerinin reklamını yapma sürecinde Katar’ın hava, kara ve deniz sahalarını kullanma imkânı sağlayan Türk askeri üslerine ilişkin Doha ve Ankara arasında yapılan gizli askeri anlaşmaya dair tüm detaylar üzerindeki perde kalktığında.

Katar’ın egemenlik anlayışı, uluslararası anlayışla köklü bir biçimde ayrı düşüyor.

Nitekim aynı anda hem İran’ın Suriye’yi yurt bellemesini haklı görüyor hem de Rejimin 700 bin Suriyeli vatandaşı öldürmesine, huzursuzluğu hâkim kılmasına ve milislerini yaymasına katkıda bulunuyor.

Katar’ın egemenlik anlayışına göre Türk ordusu, istediği kadar kendi topraklarında kalabilir ve hatta Doha’daki rejimin kabul edip etmemesine bile bakmadan askerlerinin sayısını artırabilir.

Uluslararası toplum ile Suudi Arabistan öncülüğünde Arap ülkeleri, Rejimin uygulamaları ile köklü bir biçimde farklı düşmelerine rağmen içerideki iç savaşı bitirip toprakları üzerindeki İran işgalini sonlandırarak Suriye’yi tekrar Arap kucağına döndürmek için çabalıyor.

Ve bunu da Arap rolünü güçlendirme ve Suriye’nin bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için bu rolü etkinleştirme arzusuyla gerçekleştiriyor.

Doha ise çekişmeyi sürdürüp olabildiğince besleyerek ve Suriye rejimini İran’ın kucağına itmeye devam ederek bu tavrın tam tersini benimsiyor.

Katar aynı zamanda bölgenin istikrarını sarsan davranışlarına ara vermeyip tutuşmasında olduğu gibi şu an devam etmesinde de pay sahibi olduğu kaosu uzatıyor.

Katar rejimi, kaos ve krizlerden beslendiğini ve istikrarsızlık ormanından başka bir yerde yaşayamayacağını yine, yeni, yeniden ispat ediyor.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya