Lübnan ve Hizbullah olgusu

Lübnan ve Hizbullah olgusu

Perşembe, 10 Ocak, 2019 - 10:15
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Hizbullah konusu, yalnızca Lübnan’a özgü bir mesele mi yoksa inancı, tavırları ve yönelimleri ile Lübnan’ın sınırlarını aşarak bölgesel bir mahiyete bürünen bir olgu mu? 

Hizbullah’ın Suriye ve hatta Yemen çekişmesine erkenden katılmasına, kendisine bağlı küresel toplulukların dünyanın pek çok yerinde krizlere ve sorunlara sebep olmasına, Lübnan’da siyasi parti rolünün ötesine geçerek ülke içi ve kontrol dışı silahlı bir milise dönüşmesine bakarak, Hizbullah meselesini daha iyi kavrarız.

Lübnan meselesi ile ilgilenen bir kişi, yurtdışından beslenen Hizbullah milislerinin, Lübnan’ı çalkantılı ve bazen de iç savaşın eşiğinde tutmak için devlete egemen olduğunu ve devlet içinde devlet gibi hareket ettiğini fark edebilir. Ki bu, Lübnan’ın ekmek krizinden zamlara ve mezhep temelli ‘pay’laşmaya dayalı demokrasiye kadar çeşitlilik gösteren sorunlarını kullanan ve Lübnan’da hükümetin kurulmasını zorlaştıran İran’ın bir hedefidir.

İran, köstek olması ve kartları karıştırması için Hizbullah’ı bölgeye yerleştirdi. Özellikle de Başbakan’ın Taif Anlaşması’nı bozmaya karşı itirazını ısrarla belirtmesinin ardından.

Lübnan rejimi, mezhep çoğunluğu esasına dayalıdır. Lübnan bu yüzden üç başlı bir beden haline geldi. Lübnan hem içeriden hem de dışarıdan maruz kaldığı müdahaleler ve kaynak kıtlığının gölgesinde pahalılık, fakirlik, açlık ve hastalık sorunları ile parçalanıyor. Nitekim zayıf ekonomik büyüme sonucunda dünyadaki yerel üretime oranla yüksek bir kamu borcuna sahip.

Lübnan’da siyasi, partici ve mezhepçi bir ayrışma hüküm sürüyor. Bununla birlikte tek bir siyasi taraf, elinde silah bulunduruyor; o da Hizbullah milisleri. Bu durum da doğal olarak etkin güç terazisinde bir dengesizlik meydana getiriyor.

Lübnan’da hiç şüphe yok ki Hizbullah’ın ve dolayısıyla İran Dini Lideri Hamaney’in ürettiği, beslediği, benimsediği ve dayatmaya çalıştığı bir mezhep krizi var. İran’ın Lübnan’daki parmağı aşikâr. Genel olarak Irak ve Yemen’in Saada dağlarında olmak üzere devlete başkaldıran ve Hasan Nasrallah liderliğinde hükümet otoritesi ile kanun egemenliğinin üstüne çıkan bir parti milislerinin temsilciliğinde Arap ülkelerine de yayılıyor.

Lübnan’da 1943 yılında kurulan siyasi rejim, mezhepçi bir demokrasi olgusuna yol açarak daimî ve hareketli bir fitne türü oluşturdu. Bu fitne, istenilen zamanda dış çevrelerce harekete geçiriliyor. Özellikle de Hizbullah adı verilen silahlı milislerin varlığı ve Tahran’daki Veliyy-i Fakîh’in kol kanat germesi durumunda. Şu an bir hükümete sahip olmayan Lübnan’da şahit olduğumuz mevcut durumun sebebi, liderleri kimlik krizini henüz aşamamış olan Hizbullah olgusunun varlığından kaynaklanmaktadır.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya