Hamaney: ABD yaptırımlarıyla İran’a baskı uyguluyor

Hamaney: ABD yaptırımlarıyla İran’a baskı uyguluyor

Perşembe, 10 Ocak, 2019 - 08:00
Middlebury Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü tarafından yayınlanan fotoğraflar
​Londra/ Şarkul Avsat
“Yüce Rehber” Ali Hamaney dün yaptığı açıklamada ABD'nin yaptırımlarının İranlılar üzerinde benzeri görülmemiş bir baskı oluşturduğunu söyledi. Daha sonra da üst düzey yetkililere Amerika ve Avrupa’nın baskıları karşısında geri adım atarak taviz vermekten kaçınmaları konusunda çağrıda bulundu. Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de 2015 yılında küresel güçlerle imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmenin tek seçenek olmamakla birlikte Tahran açısından masada olduğunu belirtti.

“Yaptırımlar, ülke ve halk üzerinde gerçek anlamda bir baskı oluşturmaktadır” diye konuşan Hamaney Amerikalı yetkililerin İran’a karşı takındığı tavra yönelik “Çıldırmış gibi davranıyorlar. Ama ben bu yaklaşımı reddediyorum ve onların tam bir aptal olduklarını söylüyorum” ifadelerini kullandı.

Hamaney, İran’daki insan hakları koşullarının iyileştirilmesi konusunda çağrılar yapan Batılılar için palyaço benzetmesini yaptı. Ardından da İranlı yetkilileri Amerika ve Avrupa’nın tehditleri karşısında geri adım atmamaları konusunda uyardı:

“Durun ve çekilme tehdidinin bir anlamı olmadığı gibi imzalar ve vaatlerin de bir değeri olmadığını bilin”.

Hamaney, 9 Ocak 1979’dan, yani eski rejimin çökmesinden önce yapılan bir gösteri vesilesiyle Tahran’da düzenlenen anma törenlerinde, Kum halkından oluşan topluluğa konuşma yaptı.

Hamaney konuşmasında İran ve Amerika arasındaki ilişkilerin çökmesinin sebebini Washington’ın İran devriminden sonra ‘yağlı bir öğün kaybetmekten’ kaynaklanan öfkesine bağladı ve İran’ın bölgede en önemli stratejik nokta olduğunu söyledi. Taraflar arasındaki düşmanlığın sebeplerini açıklarken daha da ileri giderek “Bu, devrim hareketinin ve kibri ortadan kaldırmak isteyen rejim ilkelerinin özü ve gerçeğidir” ifadelerini kullandı.

Hamaney, Tahran’ın bölgesel politikalarına işaretle ‘Amerika’ya Ölüm’ sloganının yaygınlaşmasının İran’ın başarısının bir delili olduğunu iddia etti.

ABD ile İran arasındaki ilişkiler, ‘Birinci Yüce Rehber’in destekçileri tarafından 4 Kasım 1979 tarihinde Amerikan Büyükelçiliği'ne düzenlenen baskından sonra koptu. Baskında 52 Amerikalı, 444 gün boyunca rehin alındı.

ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık 9 ay önce nükleer anlaşmadan çekildi; Amerikan yaptırımları ağustos ve kasım aylarında olmak üzere iki aşamada tek taraflı olarak tekrar yürürlüğe sokuldu. Washington’ın Tahran’ın balistik füzeleri geliştirme politikasını ve istikrarı sarsan bölgesel rolünü engellemek adına yürüttüğü siyasetin ardından İran ekonomisi kriz dönemine girdi ve ulusal para birimi, dolar karşısında aldığı darbelerle yaklaşık yüzde 70 oranında değer kaybetti. Bu da altının yükselmesine ve İran pazarının tutuşmasına sebep oldu.

Çekilme kararından altı ay önce oluşan pahalılık dalgası da orta sınıfın ve 80’den fazla İran şehrinin alt tabakasının protestolarına yol açtı. Bu, geçen yıl çeşitli iş alanlarından farklı kesimlerin sokağa çıkmasıyla ülke genelinde belirli aralıklarla düzenlenen protestoların da başlangıcı oldu.

Fransız haber ajansının (AFP) aktardığına göre Hamaney, 2018 yılının sonunda İran’da rejim değişikliği yaşanmasını bekleyen Amerikalı yetkilileri şu sözleriyle eleştirdi:

“Bir süre önce Amerikalı yetkililerden biri, bir grup terörist ve fitnebazın önünde yaptığı konuşmasında kendisinin 2019 yılının başlangıcını Tahran’da kutlamayı umduğunu dile getirdi. İşte yeni yıldan birkaç günü geride bıraktık.”

Hamaney, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun geçen 23 Temmuz’da İranlı göçmen karşısında yaptığı konuşmaya da değindi. Pompeo söz konusu dönemde Tahran’a ağır eleştiriler yöneltmiş ve “Rejim, İran halkının kâbusudur. Ve İran, mafya benzeri bir şeydir; hükümet falan değildir” demişti. Ayrıca İranlı liderler arasındaki yolsuzluğa ve aşırı zenginliğe de işaret ederek ülkesinin İran’da eylem yapan göstericileri desteklediğinin altını çizmişti.

Hamaney’in rejimin 40'ıncı yılına girmesine yönelik övgüsüne, rejimin üst düzey yetkilileri ve özellikle de hükümete İranlıların geçim koşullarının gerilemesi konusunda yönelttiği uyarısı eşlik etti. Hamaney konuya ilişkin “Öncelikli iş, bilhassa yoksul kesimlerin geçim sorununu çözmek olmalıdır. Zira bu mesele, oldukça önemlidir.”

Hamaney, ‘İran’ı en zengin beş ülke arasında konumlandıran’ Amerikalı bir araştırma şirketini dayanak gösterdikten birkaç dakika sonra ‘ülkedeki kaynaklara’ değindi ve şöyle dedi:

“Yinelenen uyarılara rağmen kaynakları haksız yere yutan, aracılık ve tekelcilik üzerinden ülkenin ilerlemesini önleyen ve iç üretimi engelleyen hareketler ve insanlar var.”

Reuters’in haberine göre Hamaney, Amerikan yaptırımlarının etkisini kabul etmesine rağmen üstü kapalı olarak iç odakları ‘erken çözülme’ ve ‘düşmanlığın köklerini kolaylaştırma’ konusunda uyardı ve ABD'yi tehdit etti:

“Amerikalılar epey memnun bir şekilde bu yaptırımların tarihte eşi görülmemiş olduğunu söylüyor. Evet, gerçekten de öyle. Ama Amerikalıların yüzleşeceği yenilgi de benzersiz olacak.”

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif dün Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında ABD’nin uyarılarına rağmen İran’ın uzay programına devam edeceğini ve bunu yasaklayan uluslararası bir kanunun bulunmadığını belirtti.

Zarif’in tutumu, Amerikalı CNN kanalının Planet Labs tarafından 4, 5 ve 7 Ocak tarihleirnde çekilen fotoğrafları yayınlaması ile aynı döneme denk geldi. Middlebury Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü’ne bağlı araştırmacıların aktardığına göre söz konusu fotoğraflar, İranlıların uzaya füze fırlatma hazırlığında olduğunu gösteriyor.

ABD bu ayın başlarında uzaya üç füze fırlatma konusunda İran’a uyarıda bulundu ve balistik füze teknolojisi kullanması dolayısıyla bunun BM’ye bağlı Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğunu söyledi.

BM Güvenlik Konseyi’nin İran ve küresel güçler arasında 2015 tarihinde imzalanan nükleer anlaşmaya destek olmak amacıyla aldığı 2231 sayılı karar, İran’a 8 yıl boyunca nükleer silah taşıyabilen balistik füzelere ilişkin faaliyette bulunmama ‘çağrısı’ yapıyor. Ancak karar bu tür faaliyetleri açıkça yasaklayan keskinlikte değil.

İran, başta Devrim Muhafızları tarafından idare edilen füze programı olmak üzere askeri yetenekleri konusunda Washington ile müzakereye yanaşmıyor. Bu programın tamamen savunma amaçlı olduğunu söyleyerek füzelerin nükleer savaş başlığı taşıyabilir durumda olduğu yönündeki ithamları yalanlıyor.

 

Editörün Seçimi

Multimedya