Dolar konuşursa…

Dolar konuşursa…

Salı, 8 Ocak, 2019 - 14:15
Nedim Kuteyş
Lübnanlı gazeteci
 
Doların öncü birliklerinin konuşlandığı tanklara, füzelere ve uçaklara kimin ihtiyacı var? 

Amerikan doları, dünyanın birçok başkentinde sivil ve gerçek hükümdar olduğu sürece maliyetli askeri işgallere kim ihtiyaç duyar? Hizbullah gibi son derece tehlikeli milisler aracılığıyla İran’ın ve uluslararası terörün karşı karşıya kaldığı savaş, yeni ve karmaşık bir meseledir.

Bu savaşı sadece ABD hükümeti yürütmüyor; aynı zamanda bazen ABD yönetimlerinin belirlediği çıkarlardan uzak bir şekilde sivil toplum, son 10 yılda gelişen ve ekonomik yaptırımları ABD dış politikasının en güçlü kollarından biri haline getiren karmaşık kanun yapısına yatırım yapıyor.  

Bu yeni savaşla ilgili olarak Irak’ta ya da Temmuz 2006 savaşında hayatını kaybedenlerin veya yaralananların ailelerine vekâleten üç ABD Hukuk Bürosu,  Hizbullah’a finans hizmeti sağladığı gerekçesiyle 11 Lübnan bankasına dava açtı.

İki mesele arasındaki bağlantı ise, ABD kanununun uluslararası terör mağdurlarına terör eylemlerini gerçekleştirenlere yardım eden herhangi bir tarafa dava açma olanağı tanımasıdır. Ayrıca kanun, “yardım”  kavramını belirlemek ve dolaylı ve dolaysız yardımın çerçevesini değerlendirmek için içtihat kapısını geniş bir şekilde aralıyor.

Lübnan bankaları, 2007 yılında 5 Lübnan bankasına benzer bir davanın açıldığını ve bu davanın ise New York’taki ilgili Amerikan mahkemeleri tarafından reddedildiğini söyleyerek kendini tatmin etse de Arap Bankası’nın tecrübesi, bankacıların hafızasındaki yerini koruyor.

Öyle ki Arap Bankası, benzer bir davada kendilerinin ya da ailelerinin Hamas’ın saldırılarının mağdurları olduğunu söyleyen yaklaşık 500 ABD vatandaşıyla gizli bir anlaşma yapmak zorunda kalmıştı.

O dönemde önemli haber raporları,  anlaşmanın 1 milyar doları geçtiğini açıkladı. Ancak Arap Bankası, bunun doğru olmadığını söylemekle yetindi.

Lübnan bankalarına açılan sivil davalara güvenmek, ABD yargısı tarafından kabul edilmesi halinde bu davaların sonuçlarının gerçek tehlikelerini ortadan kaldırmıyor.

Bu davalar kabul edildiği zaman davacı, aracı bankalardan ve hükümetlerden suçlular, suçluların bağlantıları, suçluların hesaplarıyla diğer hesaplar arasındaki ilişkiler, para hareketi, harcama şekilleri ve yerleri hakkında bilgi vermesini talep edebilecek. Yine bu davaların kabul edilmesi, farklı diğer davaları harekete geçirecek.

Borç krizinin ardından Arjantin’de meydana geldiği gibi bu defa bunu borç ve tazminatları alma konusunda profesyonel olan hukuk büroları yapacak.

Biz, uluslararası terörle mücadelenin sadece yeni bir bölümüyle ve kurumları, mekanizmaları ve hükümetleri teröre hizmet etmesini engellemek için kararlı bir girişimle karşı karşıyayız.

Bu, petrol gelirlerinden mahrum bırakmak ve haydut devletlerin İran’a getirilen ekonomik yaptırımlardan kaçmasını engellemek için İran’la mücadelenin, 11 Eylül saldırılarının ve Irak işgalinin ardından önemli gelişmelere şahit olan uzun bir savaştır.

Avukat Nitsana Darshan-Leitner ve gazeteci Samuel Katz’ın “Harpoon” adlı kitabı, bu savaşın bir bölümünü anlatıyor.

Özellikle yazar Darshan-Leitner’e ait avukatlık bürosu, şu an Lübnan bankalarına ve önceden Arap Bankası’na karşı açılan benzer davalar üzerinde çalışarak müvekkillerine 2 milyar dolardan fazla tazminat almayı başardı.

Ayrıca kitap, İsrail’de gizliliği kaldırılan bilgilere dayanarak finansal savaşın diğer alanlarına ışık tutmak için finansal savaşı bu ve benzer davalardan daha fazla açıklıyor.

“Harpoon”, Mossad başkanı olmadan önce Meir Dagan’ın komuta ettiği istihbarat biriminin adı.

Bu istihbarat biriminin amacı, finans, iletişim ve seyahat verilerini toplayarak Hizbullah’ın, Hamas’ın ve diğer örgütlerin finans yapısını çökertmekti.

Kitap, Hamas lideri Mahmud el-Mebhuh suikastını bu çerçevede ele alıyor ve onun Hamas’ın önde gelen finans liderlerinden biri olduğunu söylüyor.

Yine kitap, İsrail’in Salah İzzeddin’i -ki kitapta Salah İzzeddin, Hizbullah’ın finansal liderlerinden birisi olarak belirtiliyor- nasıl aldattığı hakkında dikkat çekici bilgilere yer veriyor.

Ayrıca kitap, İzzeddin’i iflasa götürmek ve Hizbullah’ı İzzeddin’in yönettiği mevduattan ve paradan mahrum bırakmak için önceden tasarlanmış yatırımlara nasıl dâhil edildiğiyle ilgili bilgiler sunuyor.

İsrail’in çalışanlardan birisi aracılığıyla Lübnan Kanada Bankası’na sızma hikâyesi ve Hizbullah’a finansal hizmet verdiği gerekçesiyle şu an ve önceden Lübnan, Arap ve uluslararası bankalara açılan benzer davalarla ilgili oluşturulan dosya kitapta anlatılıyor.

Tüm bunlar, Lübnan Kanada Bankası’nın Societe Generale Bankası’yla birleşerek ve büyük mali uzlaşma yaparak erimesine neden olmuştu.  

Bu; kamu ve özel sektör, sivil ve siyasetçi, bağımsız bir devlet olarak ABD ile finansal sistemin ve uluslararası ticaretin merkezi olarak dolar ve ABD arasındaki etkileşimin hikâyesidir.

Bu da teröre ve terörü kollayan ülkelere karşı finansal ve ekonomik yaptırımların etkisini kıyaslanmayacak şekilde artırarak finans sektörünü füze ve uçaklarla yürütülen savaştan daha şiddetli bir savaşa dönüştürdü.

Bu, yeni bir dünya.

Hukuk büroları, bu yeni dünyada hükümetleri, devletleri ve uluslararası kurumları finans savaşına çekme noktasında benzersiz bir rol oynuyor.

Bu, terörün ve terörü kollayanların herhangi bir koza sahip olmadığı bir savaştır.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya