Pompeo’nun gezisi: Değişken taktikler ve sabit stratejiler

Pompeo’nun gezisi: Değişken taktikler ve sabit stratejiler

Pazartesi, 7 Ocak, 2019 - 15:00
İmil Emin
Mısırlı yazar
İstihbaratçı ve Dışişleri Bakanı olarak Mike Pompeo gibi ABD’li üst düzey bir yetkilinin eşsiz ve kapsamlı ziyaretiyle birlikte karmaşık ve iç içe geçmiş sorunlarla dolu bir bölgede “Neden?” ve “Bu ziyaretin arka planında ne var?” gibi sorular gündemde kalmaya devam ediyor.

Belki de ziyaretin detaylarına bakmadan önce Başkan Trump’ın son zamanlardaki açıklamalarının ve kararlarının Amerikan yönetimini ve derin devlet erkânını karışıklığa sevk ettiğini söylemeliyiz. Washington’un Ortadoğu’daki müttefiklerinin de Beyaz Saray’ın efendisinin vizyonu nedeniyle endişeye kapıldıkları görülüyor. ABD, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan beri Amerikan nüfuz bölgesinden tam ve kapsamlı bir şekilde çekilmeye mi başlıyor?

Belki de Suriye’den çekilme kararı, daha fazla tartışmalara yol açtı. Başkan Trump, kutlamaların ardından hükümet erkânıyla düzenlediği ilk toplantıda “Suriye’de kum ve ölümden başka bir şey yok” açıklamasında bulundu. Bunun için ABD’deki iç çatışmadan dolayı Suriye’den çekilme konusunun gündeme gelmesi büyük ölçüde yavaşladı.

Amerikan politikalarının yapıcıları, ABD’nin boşaltacağı herhangi bir güç karesinin doğu üçgeninin (İran, Rusya ve Türkiye) yararına olacağını iyi biliyor.

Bu, Pentagon’daki generallerin, Amerikan dış politika teorisyenlerinin ve Langley’deki istihbaratçıların en son isteyeceği bir şey.

Çünkü bu durum, ABD imparatorluğunun küçülüp batışını ilan etmek, yeni uluslararası kutupların ortaya çıkmasına zemin hazırlamak ve Amerikan Yüzyılı Projesi’ni parçalanmak demektir.  

Bakan Pompeo, kendiriyle olan Amerikan ortaklığının bitmeyeceğine dair müttefiklere mesajlar ve garantiler götürüyor.  Pompeo, savaş meydanlarındaki taktikler değişse de hedeflerin ve ana stratejilerin değişmeyeceğini söyleyecek.

Bundan dolayı uluslararası jeopolitik dönüşümler çerçevesinde bölgenin coğrafi ve demografik önemini bildiği için şu an ABD’nin temel kaygısı Arap Petrolu değildir.

Örneğin; ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki üst düzey bir yetkili, Suudi Arabistan’ın birçok meselede istikrarın temel dayanağını oluşturduğunu, Riyad’ı bypass ederek Yemen’deki çatışmayı araştırmanın ve İsveç sürecinin sonuçlarını desteklemenin mümkün olmadığını söylüyor. Diğer yandan söz konusu yetkili, Birleşik Arap Emirlikleri’nin bölgenin güvenliğiyle ilgili önemli meselelerde Washington’un stratejik ortağı olduğunu belirtiyor.

Aynı kaynak, Mısır’ın coğrafi ve stratejik konumundan, demografik ağırlığından ve bölgedeki öneminden dolayı Pompoe’nun bölgesel meselelerle ilgili kapsamlı bir konuşma yapmak için Mısır tercih ettiğini dile getiriyor.

ABD, Ortadoğu’ya özellikle de Arap dünyasına karşı yeni pragmatik ve politik bir yaklaşım mı sergiliyor?

Pompeo’nun Mısır, Ürdün ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine ziyaret düzenleyeceği bir vakitte Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un Ankara ve Tel Aviv’e gittiğini görmemiz dikkat çekici bir durumdur.

ABD’nin gelecekteki uluslararası stratejilerine zarar verecek şekilde imajının değişmesinin ve farklılaşmasının ardından sanki mecvut sahne, imajı yeniden kapsamlı olarak düzeltmeye yönelik gibi görünüyor.

Pompeo ve Bolton’un ziyaretlerine yönelik çeşitli analizlerin bir bölümü, Suriye ve İran’la ilgilidir.

Açıkçası Washington’daki şahinlerin Trump’ı dizginlediği görülüyor. Suriye’den ani çekilme kararının ardından şu an herkes, bu çekilme için belirli bir takvimin olmadığı noktasında hemfikir.

Trump, Amerikan birliklerini Suriye’den çekme kararı almış olsa bile terör unsurlarının ortaya çıkacak boşluğu istismar etmemesini garantilemek için bu çekilme, müttefikler ve ortaklarla planlı ve koordineli bir şekilde gerçekleşecektir.

İnsan, ABD’nin 2011 yılında Irak’tan hızlı bir şekilde çıkmasının acı tecrübelerini hatırlıyor. Bu çekilmenin ardından bölgenin tamamını çepeçevre saran felaketler meydana gelmişti.

Amerikalılar, olayların iç yüzünü, politik süreçleri ve uluslararası nüfuzu iyi biliyor.

Amerikalılar, ABD güçlerinin Suriye’den aynı anda çekilmesinin bölgedeki planlarını -ki en tehlikeli plan da Lübnan’a oradan da İsrail’e uzanmaktır- uygulamak için İran’a altın bir fırsat sunacağının farkındalar. 

ABD’nin politikalarındaki taktiksel değişim, ziyarete paralel olarak Bolton’a eşlik eden üst düzey ABD’li bir yetkilinin NBC kanalına sızdırdığı haberlerde net bir şekilde ortaya çıktı.

Bu haberler, bölgede İran’ın nüfuzunu engellemede önemli bir rol oynayan Suriye’nin güneyindeki Tenef Üssü’nde yaklaşık 200 Amerikan askerinin bırakabileceğinden bahsediyor.

Trump’ın geçtiğimiz hafta adamlarını Irak ve Suriye’den çekmeye başlayan ve değişen İran’dan bahsettiğinden bu yana ABD içinde ve dışındaki herkes bundan rahatsız oldu. Zira bu, hakikatlere aykırı bir durum.

Pompeo ve Bolton, geçtiğimiz günlerde ABD başkanının kafa karışıklığından kaynaklanan pürüzleri düzeltmeye mi geliyor?

Açıkçası İran’ın genişlemesine ve guruna karşı koymak, bu ziyaretin hedeflerinin başında yer alıyor.

Özellikle İran, geçen hafta Amerikalıları öfkelendirmesi gereken çılgın işaretler gönderdi. İran, uzaya füze fırlatma denemeleri gerçekleştiriyor.

İran Deniz Kuvvetleri komutanı, uluslararası varlığını pekiştirmek için İran’ın Atlas Okyanusu’na donanma göndereceğinden bahsetti.

Diğer yandan İranlı komutan, yakında Rusya ve İran arasında Hazar Denizi’nde düzenleneceği açıklanan tatbikata birliklerin gönderileceğini belirtti.

Washington, gelecek yıllarda temel çıkarlarını tehdit edecek şekilde böyle karışık bir bölgeden çekilmeyi nasıl düşünebilir?

Kongre ve diğer yöneticiler buna sessiz kalabilir mi?

Şu önemli duruma da işaret etmeden geçmeyelim. Başkan Trump, gerçekten terörle mücadele etmek istedi.

Ancak Amerikalılar, Trump’a “DEAŞ’a karşı mücadele henüz bitmedi” şeklinde karşılık verdi. Amerikalılar, kesin bir zaferden ya da tamamlanmış bir görevden bahsetmenin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Özetle ABD’nin Ortadoğu’yla ilişkilerinin geleceği konusunda önemli bir ziyarete ve kritik bir haftaya şahit olacağız.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya