Sudan ve kaos senaryosunun tekrarı

Sudan ve kaos senaryosunun tekrarı

Cuma, 4 Ocak, 2019 - 13:45
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Bölünme komplosunu henüz atlatamayan Sudan ülke geneline, hatta Beyaz ve Mavi Nil’e kadar yayılan gösterilerle Arap Baharı adı altındaki kaos senaryosuyla yeniden karşı karşıya. Muhalif lider Sadık el-Mehdi, gösterilere paralel olarak dönüş yaptığı Sudan’ın bölünmesiyle birlikte geriye kalan topraklarda demokratik geçiş çağrısında bulundu. Sadık el-Mehdi’nin bu çağrısı, Sudan Kongre Partisi’nin rejimin yönetimden çekilmesine yönelik talebiyle örtüşüyor.

Ekmek fiyatının üç kat artması ve un ile nakit akışının azalmasının ardından kriz ekonomik merkezli bir nedene doğru kayıyor olabilir. Bu durum, petrol gölünde yüzen Libya’da da tekrar etti. Bölünmenin ardından Sudan gibi petrol ve doğalgaz yoksunu bir ülkede ne olabilir? Bu, Sudan’ın petrol üretiminin dörtte üçünü kaybetmesine neden oldu. Suyun bol ve toprağın verimli olmasına rağmen Sudan’da yoksulluk yaşanıyor.

Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, emniyet güçlerine yönelik yaptığı konuşmada göstericilere demir yumrukla müdahale edilmesini istedi. Ekonomik reform yapma ve polisin aşırı güç kullanması konusunda gerçekleri araştırma komisyonu kurma vaatlerine rağmen bu durum, Sudan’ın yaşadığı krizlere bir diğerinin eklenmesine yol açtı. Bu da onlarca vatandaşın ölümüne ve protestoların Sudan geneline yayılmasına sebep oldu. Öyle ki halk, rejimin yıkılmasını istedi. Birçok parti, Beşir’in görevden uzaklaştırılmasını isteyen açıklamalar yayınladı. Sudan’daki 22 parti, hükümetin feshedilmesi isteyen dilekçeye de imza attı.

Beşir, Şam ziyaretinin yankıları henüz sürerken bu ziyaretin faturasının ödenmesi talebiyle karşı karşıya kalıyor. Öyle ki yoksulluk sıkıntısı çeken Sudan’da ekonomik kriz yeni bir olgu olmamasına rağmen görünüşte ekonomi temelli protestolar ülkeye yayıldı. Birleşmiş Milletler’in (BM) raporlarına göre Sudan halkının yüzde 46’sı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Fakat gösterilerin geçmişi ile protestoların arkasında farklılıklar var.

Müslüman Kardeşler Örgütü’nün (İhvan) liderleri Sudan protestolarını desteklediklerini açıklasa da İhvan’a yakın duran Beşir’in Şam ziyareti, örgütle gizli bir anlaşmazlık olduğunu gösterdi. Nitekim Sudan’daki İhvan örgütü, Genel Gözlemci Ali Çavuş aracılığıyla göstericilerin yanında yer aldığını duyurarak halkı öfkesini medeni bir şekilde dile getirmeye çağırdı. İhvan örgütünün tek bir rehberi ve farklı ülkelerde gözlemcileri olduğuna dikkat edelim. Bu da örgütün kollarının birbiriyle bağlantılı olduğunu, İhvan’ın sınır ötesi dini slogana sahip siyasi bir örgüt olduğunu, ulusal devlete ve ülke sınırlarına inanmadığını gösteriyor.

Örgütün diğer kolları, Arap Baharı ülkelerinde polis merkezlerini, nüfus ve emlak kayıtlarını yakarak, kamu mallarını gasp etti. Parçalara ayırarak öfkelerini dile getirdi. Çavuş’un öfkeyi medeni olarak dile getirerek gösteri çağrısı yapması da kesinlikle buna benziyor. İhvan örgütünün Beşir’i cezalandırmak için Sudan’daki ekonomik krizi istismar etmesi göz ardı edilemez. Öyle ki Beşir, çıkarların bittiği bir anda, kendilerine karşı hoşgörülü olmasına rağmen İhvan örgütünün çizgisi dışında açıklamalarda bulunmuştu.

Yiyiciler, Sudan sofrasına üşüşseler bile krizin nedenleri her şeyden önce yereldir. Hükümette yer alan Ümmet Partisi’ne bağlı Sağlık Bakanı, Beşir’in bireysel hareket etmesinden ve reform vaatlerini yerine getirmemesinden dolayı siyasi ve ekonomik reform isteyen halk gösterileriyle dayanışma içine girerek istifa ettiğini açıkladı. Sağlık Bakanı, bunun partisinin kararıyla uyumlu olduğunu söyledi.

Mossad’ın Sudan’da kaos çıkartmaya çalıştığını söylemek fayda etmeyecektir. Bu gösteriler, sebebi ne olursa olsun halk protestolarıdır. Komplo gerekçesi krizi çözmeyecek. Fakat ben, bu komployu tamamen inkâr etmiyorum. Zira genel olarak Arap Baharı, kolektif Arap aklının bozulmasına neden olan bir komployla başladı. Bundan dolayı kaos yanlıları, sözde hilafet devletinin yararına olacak şekilde yıkıma dayalı projelerini tamamlama imkanı buldu. Neden olmasın?

İhvan düşüncesi, sivil itaatsizliğe, gösterilere ve protestolara dayanmaktadır. Nitekim önceki rehberleri Muhammed Mehdi Akif, “İhvan örgütü, çıkarları gerçekleştirdiği sürece grev ve sivil itaatsizlik ilan etmekten geri durmayacak” açıklamasında bulunmuştu.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya