Arap ve İskandinav eğilimleri

Arap ve İskandinav eğilimleri

Çarşamba, 2 Ocak, 2019 - 09:30
 Muhammed Nugaymiş
Kuveytli yazar
Rasyonel düşünceye sahip kimseler genel olarak halklara kişisel izlenim perspektifinden bakmayı tasvip etmezler. Bu nedenle insani gelişme endeksi ve benzeri göstergelerin birçoğunda ilk sıralarda yer aldıkları için dünyanın en uygar halkları kabul edilen İskandinavlar ile Araplar arasında bir karşılaştırma yapmak istediğimiz bu yazıda, objektif olan bu kişilerin dikkatini çekebilmek için bilimsel görüşe başvurmamız gerekir.

Modernite çağında uluslar arasında karşılaştırmalar yapan en ünlü bilim adamlarından biri de modern çağın İbn-i Haldun’u olarak adlandırdığım Hofstede’dir. Bin sayfayı aşan kalın bir kitap halinde yayınlanan devasa araştırmalarını incelediğimde Arapları birçok alanda İskandinav halklarından radikal bir şekilde ayırdığını gördüm. Bunla temel 4 göstergeyi kapsar. Hofstede’ye göre her ne kadar hem İskandinav halklar hem de Araplar kabile kökenli olsalar da uygarlık ve medeniyetin dokunduğu bu Avrupa halkları düşünmeye değer vererek diğerlerine örnek olacak şekilde farklı uluslara dönüşmüşlerdir.

Araştırma Arapların örneğin “güç mesafesi ölçeğinin” yüksek bir seviyede olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu ölçek, Arap bölgelerimizde insanların toplumlarında hak etmediği halde yüksek bir mevkiye gelenleri ya da haksız bir şekilde yönetimi ele geçirenleri ne dereceye kadar kabullenebildiklerini ölçmek için kullanılır. Araştırmada ulaşılan dikkat çekici sonuçlardan biri de toplumlarımızda daha az yetkisi olan kişilerin baskıcı ya da ataerkil bile olsa her türden bir üst otoriteyi kabul etmeleridir. Hatta bu yönetici kişiler, güçlerini çalıştıkları kurumun hiyerarşisindeki konumlarından aldıklarını itiraf etmişlerdir.

Oysa Batılı olan İskandinav toplumlar, yetkin olmayan kişiler tarafından yönetilmeyi kabullenmez ve bu konuda daha katılardır. Araştırmaya göre İskandinav toplumlarının ilişkileri, güç ilişkilerinin istişare ya da demokrasi üzerine kurulması beklentisi ve kabulüne dayanır. Yine güç mesafesi ölçeğine göre bu konuda Arapların puanı yaklaşık 95 iken Norveç ve İsveç gibi İskandinav ülkeleri 31 puanı geçmemektedir.

Hofstede araştırmalarında toplumlarımızda gözlemlediğimiz erkek egemenliği hakkında ise şu bilimsel verilere ulaşmaktadır: Güç mesafesi ölçeğine göre Arap toplumlarında erkek egemenliği 60 ila 45 arasında değişen düzeylerdedir. Daha az erkek egemen toplumlar olan Norveç ve İsveç’te ise bu oran 5 ila 8 arasında değişen çok düşük düzeylerdedir.

Bu göstergeler; erkek egemen toplumlarımızda azim, şiddetli rekabet, nüfuz ve yönetim eğilimlerinin daha yüksek ve hızlı olduğu anlamına gelir. Buna karşılık “kadın ağırlıklı kültürlerin” egemen olduğu toplumlar ilişkilere ve yaşam kalitesine daha çok önem verme eğilimindedir.

Bu araştırmalardan çıkan dikkate değer sonuçlardan biri de İskandinav toplumlarının geleceğe dönük olma (uzun vadeli düşünme) konusunda bizlerden çok da ileride olmadıklarıdır. Örneğin Suudi Arabistan ve Norveç eşit (35 ve 35) puandadırlar. Buna karşılık Mısır 7 puan elde edebilmiştir. Ancak araştırmanın ulaştığı bu sonuçların, Suudi Arabistan’ın şahit olduğu açılım ve stratejik planlamanın öncesine dayandığını da hatırlatmalıyız. İsveç ise gelecek yöneliminde 53 puana ulaşarak hem Arap ülkelerini hem de diğer İskandinav ülkelerini büyük oranda geride bırakmıştır. Bu veriler uzun vadeli, geleceğe dönük eğilimlere sahip olan toplumların varlığını korumak ve sürdürmek için birikim, uyum sağlama gücü gibi konulara daha çok önem verdiklerini gösterir. Veriler kısa vadeli eğilimlere sahip ulusların durağanlık, geleneklere saygı, toplumsal yükümlülükleri yerine getirmeye önem verdiklerini de ortaya koyuyor.

Elbette halkları bir yazı ile yeterince karşılaştırmak mümkün değildir. Bu konuda yapılan araştırmalar ve çalışmalar her ne kadar diğer tüm araştırmalar gibi az olsa da hatalı yönleri nedeniyle eleştirilebilir. Ancak gözlemciler, entelektüeller veya gözlemciler olarak bizim için önemli olan bu çalışmaların sonuçlardır. Buradan çıkan sonuç ise İskandinav halkları halen ilerlemenin ön sıralarında yer alırken biz Arapların parlak tarihimize ve köklü değerlerimize rağmen halen en gerilerde yer aldığıdır.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya