Kahire-Riyad: Geçmişten geleceğe stratejik ortaklık

Kahire-Riyad: Geçmişten geleceğe stratejik ortaklık

Perşembe, 27 Aralık, 2018 - 13:45
İmil Emin
Mısırlı yazar
Suudi Arabistan Şura Konseyi Başkanı Dr. Abdullah bin Muhammed Al Şeyh ve beraberindeki heyetin Kahire ziyareti, geçmişte ve günümüzde Mısır-Suudi Arabistan ilişkilerinin derinliğine yeniden ışık tutarak gelecekte de bu ilişkilerin devam edeceğini teyit etti. Zira samimi bir şekilde söylemek gerekirse Kahire ve Riyad, Arap çadırının iki sütunudur. Dünya, yeni bir yıla girmek üzereyken uzmanlar genelde küresel, özelde ise bölgesel istikrarsızlığın olduğu bir ortamda 2019’un “büyük zorluklar yılı” olacağına dikkat çekiyor. Bu da zorlukların üstesinden gelmek için çabaların birleştirilmesini gerekli kılıyor. Ayrıca fitnelerin parçaladığı ve anlaşmazlıkların böldüğü Arap vücudundaki büyük yaraların iyileştirilmesini zorunlu hale getiriyor. 

Suudi misafirin ve beraberindeki heyetin ağırlandığı sırada Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, yönetim ve halk olarak kardeş Suudi Arabistan Krallığı’nın bütün alanlarda Mısır’a karşı tutumunu takdir etti. Sisi, şu an ve gelecekte sağlam stratejik ittifakların yanı sıra bu tutumun iki ülke arasındaki güçlü ilişkileri ve köklü tarihi bağları yansıttığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Sisi, demografik ve coğrafi konum açısından iki büyük halk arasında yapıcı işbirliği sağlanması amacıyla olumlu bir vizyon başlatıyor ve yeni rotalar çiziyor. Sisi bunun için parlamento düzeyinde iki taraf arasında iletişim kanallarının artırılması gerektiğini dile getirdi. Bölgedeki gelişmeleri takip eden herhangi biri, 2030’la ilgili benzer vizyonların yanı sıra iki halk arasındaki ihtiyaçların benzer olduğunu anlar. Bunların hepsi, toplumsal çabaların birleştirilmesini zorunlu kılıyor. Öyle ki Mısır ve Suudi Arabistan’daki milletvekilleri, Arap insanının onurunu koruyan ve uluslararası arenada varlığını pekiştiren bir gelecek arzuluyor.

Mısırlılar, halk ve yönetim olarak Suudi Arabistan’ın Mısır’ı desteklediğini ve yardım ettiğini hatırlıyor. Belki de bunun yakın zamandaki en son örneği, 30 Haziran 2013 tarihinde Mısır devrimi sırasında karanlık gruplara karşı verilen uluslararası destektir. Merhum Prens Suud el-Faysal’ın Mısır devrimini destekleme cesareti, uluslararası kontekstin önceden bilmediği eşsiz bir olaydı. Kral Abdullah bin Abdulaziz’in Suud el-Faysal’a ve diğer Suudi diplomatlara yönelik direktifleri, iki ülke arasındaki ilişki siciline parlak harflerle yazılmaya devam edecek.

Suudi misafirin Mısır Başbakanı Dr. Mustafa Mebuli ile görüşmesi sırasında Mısır’ın asli duyguları ve gerçek niyetleri ortadaydı. Bu duygular, herkese şu mesajı iletti: İki halk arasındaki sağlam bağ, konuşmalardan ya da teoriden ibaret değildir. Aksine bu, olaylar sırasında görülebilecek gerçek bir ilişkidir. Dr. Mebuli, Cumhurbaşkanı Sisi’nin “Suudi Arabistan’ın güvenliği kırmızı çizgidir ve Mısır’ın güvenliğidir” sözünün Suudi Arabistan’daki dostlara karşı Mısır’ın sağlam tutumunu gösterdiğine ve ortak kader bağlarını vurguladığına işaret etti.

Şanlı geçmiş, tüm alanlarda iki ülkedeki reformların devam etmesine engel değil. Arapların dünya halklarının önünde yer almasının zamanı geldi. Olumlu iş birliğiyle ve parlak ortaklıklarla yeni ufuklar açılıyor ve hayaller gerçekleştiriliyor.

Dr. Abdullah bin Muhammed Al Şeyh, gerçekleştirdiği görüşmelerde rekor sürede çeşitli alanlarda Mısır’ın farklı bölgelerinde dev projeler gerçekleştirmek ve altyapıyı geliştirmek suretiyle Mısır’da son yıllarda kalkınma alanında, özellikle de ekonomi ekseninde meydana gelen somut ve yapıcı girişimlere övgüde bulundu.

Dr. Abdullah bin Muhammed Al Şeyh’in dile getirdiği büyük övgü, Mısır’daki gelişmeyi ve geçmiş yıllardaki olumsuzlukları yok eden çağdaş bir Mısır inşa etme yolunda ilerleyen bilinçli ve parlak siyasi iradeyi gösteriyor. Mısır, dağların zirvesindeki kartal gibi gençlerini yenilemeye çalışıyor.

Genellikle büyük hayaller, uluslararası ortaklıklara ihtiyaç duyar. Bu çerçevede şu an ve gelecekte Mısır ve Suudi Arabistan arasındaki iş birliği, geleceğe yönelik umuda işaret etmektedir. Örneğin; NEOM projesi, Suudi Arabistan, Mısır ve Kızıldeniz bölgesi için geleceğin kapısı olmaya devam edecektir. Benzer birçok proje, iki ülkenin halkına büyük avantajlar müjdelemektedir.

Bu kapsamda Mısır Başbakanı’nın işaret ettiği gibi Mısır’daki tüm devlet kurumları, bazı Suudi yatırımcıların Mısır’da yeniden yatırım yapabilmek amacıyla karşılaştıkları sorunları çözmek için var gücüyle çalışıyor. Aynı zamanda Mısırlılar, Suudi Arabistan’daki iş piyasasına girerek Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın öncülük ettiği Vizyon 2030 projesini desteklemek istiyor.

Günümüzde Arap koordinasyonu ve ortak iş birliği, iyimserliğin ve hoşnutluğun göstergesidir. Avrupa Birliği’nin parçalandığı bir zamanda Arap başkentleri arasındaki ilişkiler artıyor ve ortak bir gelecek için çabalar birleştiriliyor.

Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri, ötekine karşı hoşgörü ve uzlaşma kapılarını açarken, hem medeniyet hem de kültür düzleminde şanlı Arap tarihini yeniden yaşatmaya çalışırken Batı’da etnik hatta ideolojik kimlik çatışmaların ve sağın yükselişe geçtiğini görmemiz dikkat çekici bir durumdur.

Kahire-Riyad… Hiç şüphesiz gelecek daha iyi olacak.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya