ABD güçlerinin geri çekilmesine dair ilk okuma

ABD güçlerinin geri çekilmesine dair ilk okuma

Cumartesi, 22 Aralık, 2018 - 11:30
İmil Emin
Mısırlı yazar
Ulusal Güvenlik Danışmanının açıklamalarının hilafına olmak üzere ABD Başkanı Donald Trump, tek seferde Amerikan güçlerini Suriye’den çekti. Bu ani kararın gerekçesi ise, Suriye ve Irak’ta DEAŞ’ı bitirme ve geçtiğimiz yıllarda onun tarafından işgal edilen toprakları temizleme misyonunun tamamlanması.

Bu çekilme meselesine dair elimizdeki bilgiler aslında oldukça az. Zaten Pentagon Sözcüsü Dana White, o topraklardaki Amerikan güçlerini korumak ve oradaki operasyonlar ile bağlantılı olan sebeplerle olay hakkında daha fazla bilgi verilmeyeceğini belirtti. Amerikan meselesi ile ilgilenen analistlere satır aralarını okumak, olaylar ve zamanlar ile Amerika’nın uzak hedefleri  ve stratejileri arasında bağlantı kurmak dışında seçenek bırakmadı. Akılları ve bedenleri yoran bir hız ve şekilde jeopolitik çizgilerin hareketlendiği, jeostratejik liflerin koptuğu bir dünyada ileriye dönük hesapları olan büyük bir güç ve imparatorluk devletine yakışanın bu olduğuna işaret etmişti.

 Öncelikle ABD Başkanı’nın ülkesinin yurtdışındaki güçlerini çekmek için bir başkanlık talimatı verme konusunda anayasal hakkı olduğunu söylemeli. Bundan dolayı bu karar, yasal bakımdan şaibeye yer bırakmaz. Bununla birlikte hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Amerikalıların ortaya attığı soru şu: Böylesi hayati ve kritik bir kararı almak için zamanlama uygun mu ve ardından gelecek kayıpların ve kârların hesabı nedir?

Tam üç ay önce Başkan Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, ABD’nin Suriye’de belirsiz bir zamana kadar kalacağından ve bunun da İran güçleri oradan ayrılana kadar gerçekleşmeyeceğinden bahsetmişti. Bu, Suriye’nin tam olarak kuzeydoğusunda bulunan on üç askeri üs aracılığıyla Amerikan güçlerinin ve donanmalarının kalacağı anlamına geliyor.

Demokratların kararı eleştirmesi oldukça normal. Nitekim Temsilciler Meclisi’nde daha önce Demokratların liderliğini yapmış olan Nancy Pelosi, özellikle adı Rusya-gate davası ile ilişkilendirilen General Michael Flynn’e yönelik hükmün ertelenmesinden bir gün sonra alınan bu karara şüphe ile yaklaştı. Pelosi şu soruyu yöneltti: Bu kararın Başkan Trump’ın davaya ilişkin tutumuna hizmet edecek yansımaları olacak mı?

 

Ne var ki Senatör Lindsey Graham ve meslektaşı Marco Rubio gibi Senato’nun Cumhuriyetçi kanadının ağır toplarının, kararın, kapıdan kovulan DEAŞ'lıların bacadan girmesi için bir fırsat sunmak mahiyetinde olduğu şeklindeki eleştirisi hiç normal değil.

Washington’un Londra ve Paris’teki yakın dostları tarafından ortaya atılan soru ise şu şekilde: DEAŞ örgütüne yönelik mücadele tam anlamıyla bitti mi ve Başkan Trump, güçlerini alarak gidebilir mi?

İngiltere Savunma Bakanı, DEAŞ’ın henüz tam anlamıyla yenik sayılmayacağını ve uyuyan hücrelerin yeniden dönmesi için büyük bir fırsatın söz konusu olduğunu savundu. Aynı düşüncenin Fransa’daki Elysee’nin koridorlarında da dillendirildiğini duyarsınız. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) başta olmak üzere, müttefikler de Amerikan güçleri tarafından sırttan bıçaklandıklarını düşünüyorlar. Zira bu gelişme onları bir yandan Esed güçlerinin ve diğer yandan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın harekâtlarına maruz bırakacak.

İçeride Amerikalıların dışarıda ise müttefiklerin endişesi, önceki Başkan Barack Obama’nın Amerikan güçlerinin Irak’tan çekilmesi kararının bir benzeri ile karşı karşıya olmaktır. Söz konusu kararın da artçı şoklarından biri, Mezopotamya ülkelerinde bozgunculuk çıkarıp şerlerini komşu ülkelere kadar yayan ve sözde Hilafet Devleti’ni kurup yükseltmeye heveslenen terör gruplarına kapı aralanması olmuştu.

Başkan Trump’ın açıklanmamış başka bir gelecek planı mı var? Bu kararın alınmasındaki doğrudan sebep bu olabilir mi?

Bölgedeki Amerikan varlığı ve etkinliğine ilişkin sonuçlara bakarsak cevap oldukça etkileyici olur. Tabir-i caizse; ‘Doğu Paktı’nın, Irak ve Suriye’ye el uzatmasından başlayalım. Bu paktın kurucuları Türkiye, İran ve Rusya. Meydan Rus tilkisinin yeni bir stratejisine açık hale geldikten sonra hiç şüphe yok ki bunlar, Sam Amca’nın yokluğunda bölgeyi kendi stratejileriyle uyumlu olarak şekillendirecekler.

Diğer konu ise Washington ile olan ittifaka güvenilirlik meselesi ile ilişkilidir. Buna yakın zamanda Kürtler tarafından işaret edildi. Şüphe yok ki sesleri, tutuşan bölgede uzak yakın her yere ulaşacak ve şu sorgulama yeniden ve güçlü bir şekilde yapılacak: Ortadoğu, ABD için cazibesini yitirdi mi? İşte yavaş yavaş çekiliyor.

Bu sahnede Türkiye ve Rusya-gate meselesi arasında karmaşık bir ilişki var. Yapılan birçok analiz, Trump’ın Türkiye’yi NATO bünyesine geri döndürmek ve Ankara ile Moskova arasında büyüyen ortaklığa son vermek için çabaladığı sonucuna varıyor. Amerika’nın son füze anlaşması ile Türkleri desteklemeyi onaylamasında da bunun izlerine rastlanabilir. Bununla Erdoğan’ın NATO uçakları için Rus savaş uçağı S-400’den vazgeçmesi ve böylece Putin’in Ortadoğu’ya yönelik planlarının bozulması hedeflendi. Amerikalıların uzak görüşlü olmalarını sağlayan şey, Trump’ın içeride kendisine yönelik baskıyı azaltmak ümidiyle Rusya Başkanı’nın ne dostu ne de müttefiki olmayacağıdır.

Ancak Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya göre böyle bir düşünce, Amerikan askerlerinin Suriye’den çekilmesinin terörün dünyadaki ilk destekçisi ve en büyük düşman İran’a alan açacağını göz ardı ediyor. Zira Irak ve Suriye üzerinden Lübnan’a lojistik bir koridor açarak Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah başta olmak üzere milis ajanlarını destekleyecek ve böylece bölge üzerinde görülmedik bir şekilde nüfuzunu yayacak. Teröre savaş açan ve her gün sabah akşam buna karşı durmak için stratejiler kuran bir yönetim, gerçekten bunu mu istiyor?

Amerikalıların çekilmesi, Amerikalıların Suriye’nin siyasi geleceği ile ilgilenmediğinin ve dünyanın DEAŞ terörünün geri dönüşüne dair kaygılarını hesaba katmadığının bir ifadesi. Öyle ya kapıyı Mollaların tahakkümüne açıyor. En kötü ihtimal de; tüm bölgenin, Amerika’nın kasıtlı yokluğunda çatışan taraflar arasındaki büyük bölgesel bir savaşa maruz bırakılmasıdır.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya