Taiz Valisi Genel Halk Kongresi Partisi’ne (GHK), Islah Partisi’ne tek saf olmaları çağrısında bulundu

Taiz Valisi Genel Halk Kongresi Partisi’ne (GHK), Islah Partisi’ne tek saf olmaları çağrısında bulundu

Cuma, 14 Aralık, 2018 - 14:45
Kahire/Ali Rebi
Taiz Valisi Emin Ahmed Mahmud, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Genel Halk Kongresi Partisi’ne (GHK), Islah Partisi’ne ve Yemen’deki tüm taraflara, Taiz'deki ve Yemen'in tüm bölgelerindeki Husi projesini hezimete uğratmak için cumhuriyetin bayrağı altında tek bir saf olmaları çağrısında bulunarak şu ifadeleri kullandı:

“GHK’nin, Islah Partisi’nin ve Yemen’deki tüm tarafların Husi projesine direnmek için tek bir saf olmalarının zamanı geldi. Çünkü hep beraber hareket etmedikçe bu projenin üstesinden gelemeyiz. Bu savaşta cumhuriyetin bayrağı altında silahını Husi milislerine yönelten herkes bizim kardeşimiz, dostumuz ve ortağımızdır.”

“Partilerinin dar çıkarlarına hizmet edenler” olarak nitelendirdiği kimselere saldıran Mahmud, Taiz vilayetinin kurtuluşunun tamamlanmasını engelleyen siyasi çatışmalara yönelik eleştirilerde bulunarak, “Ne yazık ki, bu partizan kavgalar Taiz'in kurtuluşunun tamamlanmasını engelliyor. Biz devleti ve kurumları inşa etmeyi düşünürken, kendi partisini inşa etmeyi düşünenler var” dedi.

Mahmud, Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi tarafından Aralık 2017'de göreve atanmasından bu yana liderliği altında bulunan Taiz ilinde gerçekleştirilen başarıların büyüklüğü ile ilgili bir soruya, mahkemelerin, savcıların ve yerel yönetimin tüm idari ofislerinin yeniden iş başına geçtiğine işaret ederek, en büyük başarının devletin ve meşruiyetin yeniden Taiz’e dönüşü olduğunu söyleyerek cevap verdi.

Taiz Valisi Mahmud sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kurumları sıfırdan yeniden inşa ettik, yerel yönetim ofislerini tamamen yeniden yapılandırdık ve personelin maaşını ödeyebildik. Artık tüm Taiz çalışanları iki yıllık bir kesintinin ardından ocak ayından başlayarak maaşlarını alacaklar. Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, hükümet ve koalisyonun önemli destekleri ile güvenlik hizmetlerini yeniden inşa ettik ve polisler için gerekli ekipmanları ve araçları sağladık. Taiz hizmetleri bütünüyle tahrip edildi. Şu an elektrikler kesik durumda. Elektrik ihtiyacı Muha’daki genel şebekeden sağlanıyordu. Fakat savaş koşulları ve Muha ile Taiz arasındaki yol üzerinde Husilerin bulunmasından dolayı Taiz hala genel şebekeye bağlı değil.”

Söz konusu sıkıntının hafifletilmesine ve çözümüne ilişkin açıklamalarda bulunan Mahmud, Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin talimatıyla 30 megawattlık alım ihalesi ilanının son rötuşların tamamlandığını belirterek, yakında Taiz ile Muha arasındaki hattın açılmasını ve Husilerin bölgeden uzaklaştırılmasını umduğunu dile getirdi. Şehrin ve Muha ilçesinin tamamen kurtarıldığına değinen Mahmud, büyük çabalar sarf eden BAE’deki kardeşlerinin buhar istasyonunu yeninden çalıştırdıklarını ve istasyonun Taiz'e elektrik tedarik etmeye hazır olduğunu kaydetti.

Mahmud, eyalete gelmesinden bu yana birçok ana caddenin ıslahına başlandığına, kanalizasyon sistemi onarıldığına, su şebekelerinin ıslahına devam edildiğine ve temizlik projesi ile ekipman alımına için yaklaşık 400 bin dolar destekte bulunulduğuna işaret ederek, temizlik projesinin şu anda verimli bir şekilde çalıştığını ve hastanelerin desteklendiğini vurguladı. Taiz'deki tüm idari ofisleri donatmanın yanı sıra Genel Polis İdaresi gibi büyük kurumların hükümet desteğiyle yeniden restore edildiğine değinen Mahmud, aylık 50-60 milyon riyali aşmayan yerel valilik gelirlerinin çok az olduğunu vurguladı.

Mahmud, Taiz’in finansal gelirlerin çoğunun sanayi sektöründen temin ediğime işaret ederek, bu sektörün bütünüyle şehrin doğusundaki Huban bölgesi ile Berh bölgesinde bulunduğunu ve her iki bölgenin de Husilerin kontrolü altına olduğunu söyledi.

Taiz Vali, başta kıt kaynaklar olmak üzere tüm engellere rağmen başkanlığı altındaki yerel otoritenin durumunu her düzeyde normalleştirmek için büyük çaba sarf ettiğini belirterek, “Her ay 50-60 milyon Yemen riyalini aşmayan oldukça kıt bir meblağ var. Hükümet her ne kadar bir bütçe ayırmış olsa da, o da oldukça sınırlı ve düzenli bir şekilde ödenmiyor.”

Taiz’de güvenlik konusunda yaşanan kaosun tırmanması, tekrarlanan suikastlar, kurtuluş alanlarda yaşanan silahlı çatışmalar ve silah arkadaşları olan kimseler arasındaki çekişmeler hakkında açıklamalarda bulunan Vali Emin Mahmud şunları söyledi:

“Taiz şu an kendi bağlamında anlaşılmalıdır. Eyalet bütünüyle Husi milislerinin istilasına uğradı ve kurumları ortadan kalkan eyaletten devletin eli geri çekildi. Bu durum yağmacı guruplar, hırsızlar ve haydutlar için verimli bir ortam oluşmasına yol açtı. Buna ayrıca 2018 yılı öncesinde uzun bir süre yerel otoritenin bulunmaması ve bazı askerlerinde gevşekliği eklenince durum gittikçe kötüleşti. Buna sebep olan bazı durumlar var. Bunlar arasında, güvenlik hizmetlerini iyileştirmeye ve halk direnişinin orduya entegre edilmesine yönelik çabalarına rağmen istikrarı sağlamakta başarısız olan eski valinin uzun bir süre ortalarda görünmemesi de bulunuyor.”

Vali, görevine atandığından bu yana, özellikle de bu yılın başından beri tüm yürütme ofislerinin çalıştığını ve Taiz kentindeki meşruiyet yanlısı bazı gruplar arasındaki silahlı çatışmaların sona erdiğini kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu dosya henüz bütünüyle tamamlanmadı. Evet, tüm taraflarla anlaştık ve bütün tarafların askeri birimlerinin şehirden çekilmelerini ve cephelerde yeniden konumlandırmalarını şart koşan bir belge imzaladık. Anlaşmanın yüzde 70 oranında uygulandığını söyleyebilirim. Anlaşmanın uygulanmasına ilişkin birtakım bahaneler öne sürerek süreci geciktiren bazı taraflara yönelik eleştirilerde bulunan vali, askeri gruplar arasında imzalanan belgede kararlaştırılanlara tamamen bağlı olduğunu söyleyen Ebu Abbas Tugaylarına övgüde bulundu.

Vali, Taiz'in güney kırsalında bulunan Hicriya bölgesinde aylar önce patlak veren çatışma ile ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu:

“İldeki meşruiyeti ve Cumhurbaşkanı Hadi temsil eden ilk isim olmanın verdiği sorumluluk ile sorunu çözmeye çalıştım. Bir vali olarak, bu konuda oldukça açık ve nettim. Bölgede herhangi bir askeri varlığın tesis edilmemesi için açık talimatlar verdim. Silah arkadaşları arasında sürtüşmeyi önlemek için beş ay önce 4. Piyade Tugayı'nın bölgeden çekilmesini emrettim. Çünkü tüm çabalarımızı tek düşman olan Husi milislerine yönlendirmek istiyoruz.”

Mahmud, Taiz şehrindeki duruma ilişkin ise şunları söyledi:

“Nihayetinde konuşlandırılan bütün askeri birimlerin geri çekilmelerini sağladık ve asıl yerleri cepheler olan askeri birimlerin yerine özel güvenlik güçlerini ve askeri polisleri yerleştirdik. Bu çatışmanın Taiz'deki askeri çözüm ve bölgenin Husi milislerinden kurtarılması üzerindeki etkisine gelirsek, şu ana dek hükümet güçleri tarafından fedakarlıkta herhangi bir azalma söz konusu olmadı. Eyaletin yüzde 80’i milislerden temizlendi. Bu durum bölgenin milislerden kurtarılmasını geciktiren sebeplerden sadece biri, başka sebepler de var.”

Vali Emin Mahmud açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Silahlı kuvvetler içerisindeki kahramanlarımız büyük başarılar elde etti. Öncelikle bu başarılardan dolayı onları takdir ediyorum. Eyaletin yüzde 80’nini Husi milislerinin elinden kurtardık. Bu kahramanlıklar tarihe geçecek. Bölgenin milislerden kurtarılmasını geciktiren birçok sebep var. Sorun basit değil, oldukça karmaşık.  Taiz ilindeki hükümet kuvvetlerinin yaklaşık sayısı 38 bin civarındadır. Bunlar arasından 10 bini yaralandı veya şehit oldu. Durumun sayıya göre değil keyfiyete göre değerlendirilmesi gerekir. Başarının yüzde 80’lik bir kısmı yönetim ile ilgilidir. Çünkü başarılı yönetim, iyi hazırlık, silahlı kuvvetlerin yüksek hazırlığı ve meşruiyeti destekleyen koalisyonla kurulan güçlü ilişkiler gibi başarıyı mümkün kılan çeşitli faktörler var. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin bu savaşta meşruiyete destek verdiğini anlaşılması gerekiyor. Bu konuda herhangi bir tarafta herhangi bir belirsizlik bulunmamalı. Onlar bizim kardeşlerimiz ve cephede onlarla birlikte çarpıştık. Onların vermiş olduğu destek oldukça temeldi bizim için.”

Taiz şehrinde kalan Husi varlığının büyüklüğü ile ilgili olarak, Husilerin sadece doğu cephesinde bulunan Huban bölgesinde varlığını sürdürdüğünü, şehrin geri kalanının ise milislerden temizlendiğini ifade eden Vali Mahmud, “Husiler tepelerde ve bazı noktalarda konuşlandı. Halk arasında mutlak bir popülerlikleri yok. Sadece kendilerine yardım etmeleri için para vererek baştan çıkardıkları birtakım kimseler var” diyerek sözlerini sürdürdü.

Vali, şehirde konuşlanan bazı çeteler tarafından yönetilen -ki bunlardan biri de henüz 19 yaşında bir genç olan Gazvan el-Mahlafi tarafından yönetiliyor- kaos ortamına son vereceği taahhüdünde bulunarak şunları söyledi:

“Bu kaos ortamının artık sona yaklaştığını ümit ediyoruz. Gazvan her ne kadar aslında bir çocuk olsa da son üç yıldır yayılan bir fenomeni temsil ediyor. Nitekim bu çeteler pazarları kontrol ediyor. Bu çetelerden maddi olarak faydalanan birtakım kimseler var. Şimdi bu çeteleri bölgeden kovmak konusunda ciddiyiz.”

Vali Emin Mahmud, eyaletteki durumun doğasına dair bilgisine ve velilik görevini üstlenmeden önce ülke dışında başarılı bir şekilde hayatını geçirmesine rağmen, Taiz’deki valilik makamını kabulü hususunda herhangi bir çıkmazın söz konusu olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Ülkesinin trajik bir dönemden geçtiğine şahit olan herhangi bir kimse bunu kabullenemez. Taiz'deki görev çağrısını kabul ettim. 2011 öncesinde gurbette bulunduğum yıllarda herhangi bir darlık hissetmedim. Fakat Yemen söz konusu sıkıntılara maruz kaldığı anda yurtdışında olmak beni mutlu etmedi. Eyaletimin insanlarına hizmet edebileceğimi hissediyorum ve bu yüzden mutluyum.”

Mahmud, daha önce iki kere Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih iktidarı döneminde ve bir kere de 2014 yılında mevcut Cumhurbaşkanı Abdülhadi Mansur Hadi tarafından kendisine sunulan bu pozisyonu reddettiğini belirterek, “Şimdi Taiz'deki durumu gördükten, halkımızın öldürüldüğüne ve insanlarımızın yerinden edildiğine şahit olduktan sonra görevi kabul ettim. Halkım için bir şeyler yapmak istedim” dedi.

Geçici başkent Aden’de aracının havaya uçurulması da dahil olmak üzere birçok kez hayati tehlike atlatan Vali Mahmud, Yemen halkının hayatını kendi hayatından daha fazla önemsediğini ve onlar için daha fazla endişelendiğini dile getirerek şöyle konuştu:

“Kendim için hiç üzülmüyorum. Öldürülen çocukları ve uzuvlarını kaybetmiş gençleri görmek bana elem veriyor. Hayatım hususunda endişelenmiyorum. Yeterince uzun yaşadım.”

Vali, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’e birçok kez yazdığını ve Taiz dosyasına tüm dikkatini vermesini talep ettiğine işaret ederek, bu bölgenin en büyük kuşatmaya ve yıkıma maruz kalmakla birlikte BM tarafından göz ardı edilen bir bölge olduğunu dile getirdi.

Vali, Taiz halkından yaralananlar ile ilgili durumun şimdiye kadar kesin olarak çözülmediğini kaydederek, Savunma Bakanı Muhammed el-Makdeşi’nin yaralılar için ulusal bir komite kurmaya söz verdiğini belirtti. Ayrıca yaralıların yüzde 80’nin asker olduğuna işaret ederek, Savunma Bakanlığı’nın söz konusu dosyayı üstlendiğini söyled. Yerel otoriteye sahip olduklarından dolayı denetim, kontrol ve destek rolünde bulunduklarını vali, mali ve idari olarak müdahale etmediklerini ifade etti.

Editörün Seçimi

Multimedya