İran’ın Suriye’deki üsleri

İran’ın Suriye’deki üsleri

Çarşamba, 12 Aralık, 2018 - 09:00
Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar
Son dönemde gündeme getirilen İran’ın Suriye’deki askeri üsleri davasına farklı taraflar müdahil oldu. ABD, Arap Körfez ülkeri ve İsrail gibi kendine has nedenlerle İran’a karşı olan küresel, bölgesel ve yerli güçler İran’ın Suriye’deki varlığına ve politikalarına karşı olduklarını gizlemezken Rusya ve Esed rejimi gibi İran’la ilişkileri olan taraflar bile çıkarları gereği İran’ın askeri üslerine karşı olduklarını açıkladılar. Bu da İran’ın bu üslerin varlığını inkar etmesine neden oldu.

Tahran’ın bunu inkar etmiş olması gerçeği değiştirmemektedir. Bilakis bu göstermelik inkar; bir yandan İran’ın varlığını kuşatan siyasi koşullarla diğer yandan İran’ın askeri varlığını ve politikalarını Suriye sorununda gelecekte ulaşılacak bir çözümün önündeki bir engel, İran’ın Suriye’den çıkmasının Rusya’nın Suriye’deki politikasına yardımcı olacak bir etken ve  Esed rejiminin dış ilişkilerini yeniden normalleştirmesine yardımcı olacak bir adım olarak görmeye başlayan küresel, bölgesel ve yerli güçlerin tutumları ile uyumludur. Olaya bu iki açıdan bakıldığında Rus ve Suriye taraflarının Suriye’deki İran üslerine karşı çıkmalarını nedeni de anlaşılabilir.

İran’ın Suriye’deki askeri varlığının doğasını ele almak önemlidir. Çünkü bu adım; askeri üsler hakkında bilinenlerden ve yaygın olandan çok farklı görünen bu askeri üslerin doğasının gerçekte ne olduğunu açığa çıkarabilir

İran’ın Suriye’deki askeri varlığı iki gruptan oluşmaktadır. Birincisi İran’ın resmi askeri gücü tarafından temsil edilmekte, bu kendi içerisinde ikiye ayrılmaktadır: Askeri, ve diğer alanlarda uzmanlardan oluşan daha az sayıdaki grubun tamamı Suriye ordusu ve güvenlik güçlerine bağlı üslerde ve merkezlerde, Esed rejimi için son derece hassas kurumlarda çalışmaktadır. Bu kişilerin çalışma şartları kendi özel üsleri yerine rejime ait kurum ve teşkilatlara bağlı merkezlerde kalmayı gerektirmektedir. İran resmi güçlerini temsil eden ikinci grup ise Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Tugayı’nın bir bölümünü oluşturan düzenli ve seçkin askeri birliklerdir. Raporlara göre bu birlikler; başta Suriye’deki İran Kuvvet Komutanlığı Genel Merkezi sayılan Uluslararası Şam Havaalanı olmak üzere rejime bağlı üslerin içinde konuşlanmış bulunmaktadır. İran güçleri Şam havaalanını gıda, silah ve insan takviyesi gibi ihtiyaçlarını karşılamak için İran’la doğrudan bir bağlantı noktası olarak kullanmaktadır. Yine buradan Şam ve çevresinde konuşlanmış bulunan birliklerini kontrol edebilmekte ve Doğu Kalamun’daki “Zamir” havalimanı, Humus’taki “Şayrat” askeri hava üssü, Suriye çölü ortasındaki Palmira şehrine yakın bir bölgede yer alan (T4) havalimanı gibi Suriye’nin farklı bölgelerinde bulunan diğer uzantıları ile iletişim kurabilmektedir.

İran’ın askeri varlığını temsil eden ikinci grup; farklı adlara sahip olsalar ve farklı uyruklardan olsalar da tam anlamıyla İran’a bağlı olduklarını söyleyebileceğimiz silahlı milis güçleri ve İran’ın mezhep, aşiret ya da bölgesel bağlılıklarına göre Suriyelilerden oluşturduğu, örgütleyip  silah ve finans desteği sunduğu yerli silahlı örgütlerdir. İkinci olarak başta İran’ın bölgedeki vurucu gücü sayılan ve Suriye’ye müdahalesinde kullandığı ilk araç olan Hizbullah olmak üzere Lübnanlı milis güçleridir. Iraklı milis güçleri ise üçüncü sırada yer almaktadır. Suriye’deki en büyük ve en eski Iraklı milis gücü neredeyse Lübnanlı Hizbullah Örgütüne benzer  bir örgüte dönüşmek üzere olan “Ebu Fadl Abbas Tugayı”dır. Dördüncü grup; İran’ın örgütleyip, eğitip silahlandırdıktan sonra Suriye’ye getirdiği Pakistanlılar ve Afganistanlılardan oluşan“Fatimiyyun” ve “Zeynebiyyun”  tugaylarıdır. İranlılar bu iki tugayı Suriye’deki farklı cephelerde girdikleri çatışmalarda vurucu güç olarak kullanmaktadır.

İran’ın resmi askeri güçleri; özel üslere gerek duymadan rejime bağlı askeri karargahlarda ve hava üslerinde kendilerine yer bulabilirken İran’a bağlı milis güçleri ise kendilerine açık üsler belirlemiştir. İranlılar gerektiğinde bu üsleri istedikleri gibi kullanabilmektedir. İran’a bağlı milislerin en önemli üsleri; Şam’ın Batı Guta bölgesi, Kalamun’un batı bölgeleri, Humus’un batı kırsalında bulunmaktadır. Lübnan Hizbullah’ının ana üsleri  El-Kuseyr bölgesinde yer almaktadır. Diğer milis güçlerin büyük bir çoğunluğu ise üslerini Şam’ın güneyinde bulunan Seyyide Zeynep ve çevresinde kurmuş bulunmaktadır.

İran’ın Suriye’deki varlığı, kendisine bağlı askeri üslerin doğasını açığa çıkarmaktadır. Ama askeri üslerden daha önemli olan şey İran’ın geçmiş 40 yıl boyunca Suriye’de inşa etmeyi ve geliştirmeyi başardığı düzendir. Bu süre içerisinde İran, Suriye’de rejimin en üst kademesinden en alt kademesine kadar yönetici sınıfını kontrol etmesini sağlayacak bir üs kurdu. Ardından bu üssü sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetleri kapsayacak şekilde genişletti. Bu alanlardaki faaliyetleri aracılığıyla bazı başarılar da elde etti. Hatta bir yere kadar Suriye’de İran Şiiliğini yaymakta başarılı da  oldu. Başta rejimin desteği ardından DEAŞ, Nusra vb. radikal ve terörist grupların dolaylı yardımıyla mezhebe dayalı silahlı birlikler kurdu ve Suriye Şiilerinin büyük bir bölümü üzerindeki kontrolünü güçlendirdi. Diğer etkenlerle birlikte tüm bunlar Suriye’yi İran için bir ya da birkaç askeri üsten çok daha fazlasını ifade eden çok amaçlı ve geniş bir üsse dönüştürdü.

Yukarıda anlattıklarımız bizlere şu gerçeği göstermektedir: İran’ın Suriye’deki varlığı ile mücadele sadece  –ki asla böyle olmamalıdır- askeri varlığına odaklanmamalıdır. Bilakis olması gerektiği gibi yani başta en az müttefiği Rusya’ya olduğu kadar kendisine de bağlı hale getirdiği rejim olmak üzere İran’ın 40 yıllık süreç içerisinde Suriye’de inşa ettiği her şey hedef alınmalıdır. Bu adım atılmadan, dünyanın İran’ın Suriye’deki varlığını ortadan kaldırmak için atacağı hiçbir adımın ve alacağı hiçbir önlemin bir faydası olmayacaktır.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya