Stockholm ve Yemen krizine bir çözüm arayışı

Stockholm ve Yemen krizine bir çözüm arayışı

Salı, 11 Aralık, 2018 - 09:00
Muhammed Ali Sekkaf
Yemenli yazar
İlk defa ve alışılmadık bir durum olarak, Husi Ensarullah hareketi delegasyonu, meşru hükümetin delegasyonundan önce Stockholm’de barış konferansının yapılacağı mekânda hazır bulundu.

Aynı şekilde İlk defa, iki taraf arasındaki istişare toplantısı, İsviçre dışında bir yerde yapılıyor. Bunun tek istisnası Kuveyt olmuştu. Kuveyt ismi bu defa da Husi milislerinin taşınması için özel bir uçağı tahsis etmesi ile öne çıkmış oldu.

İsveç'in başkenti Stockholm'de 6 Aralık 2018 Perşembe günü Yemen hükümeti ve Ensarullah delegasyonu arasında yapılan istişare konferansının iki temel sembol taşıdığı görülüyor.

İlk sembol; tarihsel açıdan İsveç, 4 Kasım 1814'e kadar İsveç-Norveç Birliği olarak adlandırıldı ve Norveç'in o gün bağımsız bir devlet olarak ayrılmasıyla bu Birlik sona erdi.

İsveç’in, BM’in barışı koruma operasyonlarına etkin bir katılımı vardır. Kosova, Bosna Hersek, Kıbrıs, Lübnan ve Moritanya görüşmeleri burada yapılmıştır.

Yemen Cumhuriyeti'nin de 1990 yılında iki egemen devlet birliği olarak kurulduğuna dikkat çekmek isterim.

Yemen'deki krizin patlak vermesinden bu yana BM Güvenlik Konseyinin Yemen'e dair kararları BM Sözleşmesinin VII. maddesine dayandırılıyor.

Stockholm toplantısının ikinci sembolü, Yaklaşık iki yıl önce Kuveyt'teki gibi iki tarafın yüz yüze bir odada buluşmasıydı.

Bu durum, uluslararası alanda tanınan Yemen meşru hükümetinin, hükümet tarafında “darbeciler” olarak adlandırılan “Ensarullah” Husi delegasyonunu dolaylı olarak tanıması anlamına geliyor.

Yemen krizinin başlangıcından bu yana BM Güvenlik Konseyi kararlarının hiçbirinde “darbeciler” ismi yer almıyor, BM Yemen Temsilcisi bu tarafı, “Ensarullah”, Husiler, diğer taraf ya da Sana delegasyonu olarak tanımlıyor.

Diğer bir gözlem ise Yemen hükümetinin bu istişarelere veya müzakerelere şu ana kadar farklı siyasi nitelikler ve uzmanlıklara sahip üç farklı Dışişleri bakanı ile katılmış olmasıdır.

Dr. Riyad Yasin, ardından Abdülmelik el-Mahlavi ve şimdi de Halid el-Yemani.

Husi milisleri sözcüsü Muhammed Abdüsselam ise bütün görüşmelere Husi delegasyonun başkanı olarak iştirak etti.

Aynı istikrarsız durum, meşru hükümetin başına gelen başbakanların sürekli olarak değişmesiyle yaşandı.

Bu cenahta şu ana kadar Başbakan olarak Halid Baha, Dr. Ahmed bin Dağr ve Dr. Muin Abdulmelik Said atandı.

Buna karşılık Husi tarafının Başbakanlığını şu ana kadar sürekli olarak Abdulaziz Hebtur yapmıştır.

Meşru hükümetin diğer bir sorunu, kendisine destek veren siyasal tarafların, (Islah Partisi, Genel Halk Kongresi ve Nasıri Örgütü gibi)  kendi aralarındaki çıkar çatışmalarından dolayı, tek bir tutum ve duruş benimseyememeleridir.

Diğer cenahta ise daha derli toplu bir duruş söz konusu, zira “Ensarullah” etrafında kümelenen farklı siyasi ve ideolojik taraflar adeta demir yumrukla bir arada tutulmaktadır, dolayısıyla da tek bir tutum ortaya koyabilmekteler.

Benzer bir tavrı Genel Halk Kongresi (GHK) lideri Ali Abdullah Salih'e yönelik sergilemişlerdi.

Örneğin, Hudeyde dosyasında, buranın kontrolünün Husilerde değil, BM’de olmasını bizzat meşru hükümet teklif etmişti. Ordu güçleri ve güney direnişinin unsurları, Arap koalisyon güçlerinin desteğiyle önemli bir ilerleme kaydetti ve liman neredeyse tamamen kendi kontrollerinin altına girdi.

Husiler önceden reddettikleri hükümetin teklifini kabul ettiler.

BM ise, Hudeyde limanının yönetimini devralmaya hazır olduğunu ifade etti. Meşru hükümet ise, ilk teklifinden vazgeçtiğini ilan etti.

Hudeyde konusu şimdi, çatışan taraflar arasındaki istişare ve görüşmelerin başlıca problemli konulardan biri haline geldi.

Yemen dışişleri bakanı, meşru hükümetin, uluslararası bir gücün varlığında (bu uluslararası varlığın niteliğini belirtmeden) hiçbir sorun görmediğini, ancak hükümetin Hudeyde ve liman yönetiminin idaresini elinde tutmaya kararlı olduğunu ifade etti.

Diğer problemli alanlardan birisi de Sana havaalanıdır. Burası sadece iç hat uçuşlarında mı kullanılıyor?

Zira meşru Yemen hükümeti böyle olmasını istiyor.

Yoksa burası Husi milislerinin arzu ettiği gibi uluslararası uçuşlarda da mı kullanılıyor?  Meşru Yemen hükümeti buna karşı çıkıyor.

İki taraf arasında mahkûmların değişimi ile ilgili bir insani bir sorun var.

Nihayet iki taraf, BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths’in aracılık etmesiyle -ayrıntılarına vakıf olmasak da- bu konuda bir anlaşma imzaladılar.

Griffiths'e göre bu anlaşma Yemen tarafları arasında güven inşa etme çerçevesinde imzalanmıştır.

Bu istişarelerdeki en büyük eksiklik, Güney Hareketinin veya Geçiş Konseyinin temsilcilerinin çağrılmamasıdır.

BM Güvenlik Konseyi'nin 2140 sayılı kararı, Güney Hareketi ve Husi isimlerine atıfta bulunmaktadır.

Yemen krizinin politik sahnesinde o tarihten bu yana güney ve Husi temsilcileri yok sayılmıştı.

Husilerin bu denklemde yeniden yer alması, önemli bir taraf olarak varlığını ortaya koymaya başardığı anlamına gelir mi?

Güney taraflarının başarısızlığı ve onların yokluğu saflarını birleştirememekten mi kaynaklanıyor yoksa başka bir strateji mi var?

Çünkü bu hazırlık aşamasındaki öncelik, her şeyden önce savaşta akan kanın durdurulmasıdır.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya