N’Golo Kante, Amazon ve Starbucks’tan daha fazla vergi ödeyecek

N’Golo Kante, Amazon ve Starbucks’tan daha fazla vergi ödeyecek

Perşembe, 6 Aralık, 2018 - 10:30
Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
Haberi okuduğumda bir an inanamadım ve başka kaynakları araştırmaya başladım. Bu haberin internette ve sosyal paylaşım sitelerinde dolaşan yalan haberlerden olduğuna dair bir şeyler bulacağımı zannettim. Premier Lig’deki bir futbolcunun İngiltere’deki dev “Amazon” ve “Starbucks” şirketlerinden daha fazla vergi ödemesi nasıl makul olabilir?

Chelsea’nin 27 yaşındaki orta saha oyuncusu N’Golo Kante’nin ismini arama motoruna yazdığımda, birkaç gün önce kulübüyle imzaladığı yeni sözleşmesiyle ilgili haberler ortaya çıktı. Bu haberlere göre Kante, İngiltere’deki ticari faaliyetlerinden dolayı iki ABD şirketinin ödediği vergiden daha fazla vergi verecek. Bu haber, çeşitli İngiliz gazetelerinde ve internette yayınlandı. Haberin bu şekilde aktarılması manidardı. Çünkü Google ile birlikte Amazon ve Starbucks, ülkedeki ticari faaliyetleriyle ilgili ödedikleri düşük vergi miktarından dolayı son yıllarda İngiltere parlamentosunda ve İngiliz gazetelerinde eleştiri oklarının hedefi haline geldi. Hatta bazılarının “skandal”, bazılarının ise “etik kriz” olarak nitelendirdiği konu hakkında hükümete parlamentoda soru yöneltildi. Aynı şekilde üç şirketin müdürü, vergi meselesinden dolayı İngiltere parlamento komitesi tarafından sorguya çekildi.

Malili göçmen anne-babadan dünyaya gelen Fransız oyuncu Kante, Chelsea kulübüyle sözleşmesini 5 yıl daha uzatmasının ardından haftalık 290 bin sterlin kazanacak. Yani Kante yılda 15 milyon sterlinin üzerinde bir parayı kasasına koyacak. Çünkü oyuncu, maaşını “Offshore” şirketlerine yatırma önerilerini reddederek İngiltere’de üzerine düşen vergilerin tamamını ödeyeceğini söyledi. Kante’nin yılda ödeyeceği vergi miktarı 6,7 milyon sterlin.

İngiliz gazeteleri, net gelirlerini ve ödemeleri gereken vergi miktarını azaltarak büyük şirketlerin “adil vergi” ödemekten kaçınmalarıyla ilgili meseleye ışık tuttu. Gazeteler ayrıca Chelsea ve Fransa takımı orta saha oyuncusunun vergi faturasını Amazon ve Starbucks şirketlerinin vergileriyle karşılaştırdığı zaman tartışmalara da kapı araladı. Örneğin Amazon, geçen yıl 79 milyon sterline ulaşan İngiltere’deki kazançları için İngiliz hazinesine 1,7 milyon sterlin vergi ödedi. Kante ile ilgili yayınlanan çeşitli raporlarda Starbucks’ın geçen yıl 6,2 milyon sterlin vergi ödediği belirtildi.

İngiliz Daily Mirror gazetesi, Starbucks’ın EMEA (Avrupa, Ortadoğu ve Afrika) bölgesi başkanı Martin Brok’un konuşmasını yayınladı. Brok konuşmasında şirketin son yıllarda yapılan değerlendirmeleri ve geçmişte vergi kararlarıyla ilgili eksiklikleri göz önüne alarak vergi durumunu düzeltmek için çeşitli önlemler aldığını ve böylece vergi katkısının arttığını açıkladı. Brok, hesaplarına göre şirketin geçen yıl 13,7 milyon sterlin vergi ödediğine işaret etti. Brok, Financial Times gazetesinin Starbucks’ın İngiltere’de ödediği vergiler hakkında benzer bir açıklamayı önceden yayımladığına dikkat çekti. Brok’un konuşmasının ardından bazı gazeteler sadece Kante ve Amazon’un vergilerini karşılaştıracak şekilde haberlerinde düzeltmeye gitti. Bilindiği üzere Starbucks, uzun yıllardan beri İngiltere’de hiç vergi ödemedi ya da çok düşük miktarlarda vergi ödedi.

Kante hakkındaki haberlerin yol açtığı tartışma, İngiltere’deki ticari faaliyetlerinden dolayı dev şirketlerin ödediği düşük vergilerle ilgili yıllardır devam eden kapsamlı tartışmayı yeniden akıllara getirdi. Bu tartışma, medyadan parlamentoya intikal etti. Söz konusu dönemde Amazon, Google ve Starbucks’a odaklanılarak vergi meselesinde kapsamlı bir soruşturma yapılması talep edildi. Ayrıca büyük şirketlere vergilerini düşük göstermelerine olanak tanıyan bazı boşlukları kapatmak amacıyla vergi katkısını artıracak bir formata ulaşmak için hükümete ve şirketlere baskı yapıldı.

Vergilerle oynadıklarına dair şirketlere herhangi bir suçlama yöneltilmediğine burada işaret edelim. Şirketler, vergi faturasını en düşük seviyeye kadar azaltmak için yasal yöntemleri ve hukuki boşlukları kullanıyor. Fakat eleştiriler, vergi katkısı ve adil dağılım üzerinden vergi adaletine ve sosyal sorumluluk meselesine yoğunlaştı.

Küreselleşme çağında bu tartışma, sadece İngiltere’yle sınırlı değil. Dünyanın pek çok bölgesinde faaliyet yürüten farklı dev şirketlerin vergi ve kârlarıyla ilgili tartışma, diğer devletlerde de gündeme geliyor. Piyasa değerleri devletlerin gayri safi milli hâsılasını geçen şirketler mevcut. Örneğin Apple, bu yıl piyasa değeri 1 trilyon dolara ulaşan ilk şirket oldu. Apple’ı Amazon şirketi takip etti. Büyük borsaların tahminlerine göre Microsoft ve Google’ın sahibi Alphabet gibi şirketler de bu kulübe dâhil olmak üzere.  Tabii bu durum değeri yüzlerce milyar dolar olarak değerlendirilen diğer dev şirketleri kapsamıyor.

Yoksulluk, çevre kirliliği ve iklim değişikliği meselelerinde tartışmaların, sağlık, eğitim ve diğer temel hizmetlerin bütçelerine yönelik baskıların arttığı bir dönemde şirketlerin büyümesi, kâr artışları nedeniyle kendilerine büyük sorumluluklar yüklüyor. 1970’lerin sonlarında bile şirketler yüksek vergiler ödüyordu. Buna rağmen şirketler büyüyor ve büyük kârlar elde ediyordu. Aynı zamanda bu şirketler, içinde çalıştığı topluma karşı da sosyal ve ahlaki sorumluluk ilkesine bağlı kalmak için hayır çalışmaları ile eğitim ve sağlık kurumlarını destekliyordu. 1980’lerden beri, özellikle de ABD’de Ronald Reagan ve İngiltere’de Margaret Thatcher dönemlerinde şirketlerin ve zenginlerin vergi azaltma yarışı başladı. Bununla birlikte zengin ve yoksul arasındaki büyüyen boşluğa karşı koymak için etik ve sosyal sorumluluk ile adaletli vergi sistemi hakkındaki tartışmalar arttı. 

Son olarak geçen eylül ayında Oxford’un yoksulluk ve insani kalkınma girişimiyle yardımlaşarak Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) hakkında yayınlanan çarpıcı rapora işaret etmekle yetinelim. Raporda 104 ülkede 1,3 milyar insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığına dikkat çekildi. Bu insanların büyük çoğunluğu, Afrika ve Güney Asya gibi yoksul coğrafyalarda yaşıyor. Ancak yoksulluk zengin ülkelerde de mevcut. (Yayınlanan rakamlara göre ABD’de 41 milyon ve İngiltere’de ise 24 milyon insan yoksulluk içinde yaşıyor.) Bunun yanı sıra zengin ve yoksul ülkeler arasındaki fark giderek artıyor. Buna bağlı olarak göç hareketleri ortaya çıkıyor. Aynı şekilde yapay zekânın gelişmesi ve robotların birçok alanda insanın yerini almasıyla birlikte işlerin ve görevlerin geleceğine yönelik fotoğraf daha da karmaşık hale geliyor.

Tüm bu konular, dünya için güvenlik, ekonomik ve etik bir sorun teşkil etmekte olup daha karmaşık hale gelen bir dünyada hükümetlerin ve şirketlerin karşı karşıya kaldığı zorlu soruların bir kısmına açıklık getiriyor.

diğer görüş makaleler

Editörün Seçimi

Multimedya