​Suudi Arabistan ve G20 Zirvesi: Ağırlık ve heybet

​Suudi Arabistan ve G20 Zirvesi: Ağırlık ve heybet

Pazar, 2 Aralık, 2018 - 13:15
Abdullah Utaybi
Suudi Arabistanlı yazar. İslami akımlar araştırmacısı
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Arjantin’deki G20 Zirvesi’ne güçlü katılımı, Suudi Arabistan’a ve Veliaht Prens’e yönelik kampanya yürüten herkesi şaşırttı. Dünyanın önde gelen liderleri, Suudi Arabistan Veliaht Prensi’ne selam vermek ve kendisiyle ikili ilişkileri ve işbirliği olanaklarını görüşmek için birbirleriyle yarıştı. Hepsi de Veliaht Prens’in gönlünü kazanmak ve ortak ilişkileri pekiştirmek istiyordu. Dünya liderleri, Veliaht Prens’e kurtarıcı ve vizyon sahibi olarak bakıyordu.

Veliaht Prens, Kaşıkçı krizinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini Körfez ve bölgedeki müttefik ülkelere gerçekleştirdi: Birleşik Arap Emirlikleri(BAE), Bahreyn, Mısır ve Tunus. Dört Arap devleti, Katar’a, Katar tarafından desteklenen Müslüman Kardeşler’e (İhvan) ve Sünni-Şii terör gruplarına karşı tutumlarını bir kez daha dile getirdi.

Dünya, bu ziyareti yakından takip etti. Gazeteciler, Veliaht Prens’in fotoğrafını çekti ve Veliaht Prens karşılarında olmadığı zaman da zirvedeki ekranlar aracılığıyla kendisini görüntülemeye çalıştı. Dünyanın güçlü liderleri, özel görüşmeler yapmak için Veliaht Prens’in etrafını sardı. Çünkü onlar, medyada Suudi Arabistan’a karşı yürütülen sistemli kampanyalara –ki meşhur medya organları ve haber ajansları bu kampanyalarda başarısız oldu – aldırmayıp hem şu anki hem de gelecekteki gücünden dolayı Suudi Arabistan’la olan çıkarlara özen gösteriyorlardı. Zira Suudi Arabistan Veliaht Prensi, sağlam ve hızlı adımlarla bu gücü inşa ediyor. 

Suudi Arabistan’a ve Prens Muhammed’e düşmanlık besleyen tüm devletler, örgütler ve kurumlar hayal kırıklığına uğradı. Dünyanın ve dünya liderlerinin Prens Muhammed’i güler yüzle karşıladığını gördüklerinde hezimete uğradıklarını anladılar. Veliaht Prens’e karşı kampanya yürüten devlet, kendisine yaklaşmak ya da konuşmak için Prens Muhammed’in davranışlarını takip eden ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı’nın yanında gülücükler dağıtan dışişleri bakanını göndermekle yetindi. Fakat hiç kimse, bu devletin dışişleri bakanına ilgi göstermedi. Tam tersine Suudi Arabistan’a ve Prens Muhammed’e karşı kışkırtıcı kampanyaya katılmayan büyük devletlerle görüşmeler ve müzakereler yapıldı.

Prens Muhammed bin Selman, yıllardır Suudi Arabistan’ın müttefiki olan dünyanın en büyük devletinin lideriyle, ABD Başkanı Donald Trump’la bir araya geldi. Veliaht Prens, dünyada en güçlü ikinci devletin lideri Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le de görüştü. Prens Muhammed, İngiltere Başbakanı Theresa May’in yanı sıra dünyanın en büyük ikinci ekonomisine sahip devletin lideri Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le de toplantı yaptı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yürüyen merdivenlerde Veliaht Prens’in yanında durdu. Kendisine ülkesinin Suudi Arabistan’a karşı tutumunu ve politikalarını açıkladı. Ardından Almanya Başbakanı Angela Merkel, zirvenin koridorlarındaki yürüyen merdivenlerde Veliaht Prens’e yetişti.

Suudi Arabistan’ın genç Veliaht Prensi, Arjantin Devlet Başkanı, Güney Kore lideri ve Endonezya Devlet Başkanı Yardımcısı ile görüştü. Prens Muhammed Arjantin’e ulaştığında diğer liderlerin aksine Arjantin Dışişleri Bakanı tarafından karşılandı. Bu da G20 Zirvesi’ne ev sahipliği yapan devlette Prens Muhammed’in ne kadar sıcak karşılandığı gösteriyor.

G20 Zirvesi, tüm dünyaya Suudi Arabistan’ın küresel ekonomide son derece önemli ve ortak bir ülke olduğunu, uluslararası istikrarı desteklemede önemli bir rol oynadığını, Suudi Arabistan’a yönelik düşmanca kampanyaların ve iftiraların boşa gittiğini, bu iftiraları yayanların hayal kırıklığına uğradığını ve bu kampanyaları destekleyenlerin kaybettiğini net bir şekilde ortaya koydu.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Arjantin’deki G20 Zirvesi’nden önce Wall Street Journal gazetesinde Suudi Arabistan’ın ihtişamını ve uluslararası önemini açıklayan bir yazı kaleme aldı. Ardından ABD Başkanı Trump, aynı konuda önemli açıklamalar yaparak Suudi Arabistan’la ilişkileri geliştirmeye yönelik mesajlar verdi.

Yine G20 Zirvesi’nden önce ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve ABD Savunma Bakanı James Mattis, Kongre’de açıklamalarda bulundu. Pompeo ve Mattis, yaptıkları konuşmalarda Prens Muhammed’in Kaşıkçı olayıyla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığını ve suçlamaların ya da sızdırılan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını kesin bir şekilde dile getirdi. Zaten Başkan Trump, Rusya Devlet Başkanı Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve diğer dünya liderleri de daha önce bu konuda aynı şeyleri söylemişti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, liderlerin, ekonomistlerin, yatırımcıların ve ihtiyaç sahiplerinin odak noktasındaydı. Prens Muhammed, sadece G20 Zirvesi’nde değil aynı zamanda G20 Zirvesi’nden önce ve sonra da Arap ve İslam dünyasında gençlere ilham veren bir liderdi.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ülkesinde tüm alanlarda inşa ettiği kalkınma, politika, ekonomi ve kültür modeli, ilham verici bir örnektir. Prens Muhammed, gerçekleşmesine büyük önem verdiği bu hayalinin Ortadoğu’yu yeni bir Avrupa’ya dönüştüreceğini ve bölgeyi yeni kalkınma ufuklarına taşıyacağını pek çok kez ifade etti. 

Arap gençleri, beklentilerin ve hayallerin çatısını gökyüzüne çıkartacak şekilde Prens Muhammed’in ortaya attığı Suud modelinin başarılı olmasını ümit etmeye başladı. Bu istek ve model, İslam ve din adı altında nesilleri suça ve teröre götüren radikal, etnik, terör ve milis modeli yerine Arap gençlere yeni bir seçenek sunuyor. Prens Muhammed’in projesinin başarısı, İran rejiminin yıllardır yürüttüğü, Katar ve Türkiye’nin desteklediği durumu tersine çeviriyor.

Bu kötü modeller, İslam’ı karalayan sloganlara ve projelere dayanarak Arap ve Müslüman nesilleri tahribata, yıkıma, kaosu yaymaya, ülkeleri yıkmaya ve kan akıtmaya sevk etti. Bu kötü modeller, İslam’ı siyaset pazarlarında ticari bir mal olarak kullandı. Tüm bu kötü modeller, kendi taraftarlarına en ideal modelin geçmişte yaşandığını ve en büyük görevin bu modeli geri getirmek olduğunu söylüyordu. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın projesi ise en iyi modeli inşa ettiğimiz, planladığımız ve yürürlüğe koyduğumuz gelecekte olduğunu ve en güzel modelin kalkınma ve sürekli gelişmeyle yakalanacağını ortaya koydu.

Kötü modeller, tarihin doğasına ters bir şekilde aklı ve mantığı parçalayarak ve Mehdi’nin hilafete çıkacağını bekleyerek aşırılık üzerine kuruldu. Prens Muhammed ise kendi modelini hata yapmayan ve yalan söylemeyen veriler, gerçekler, zorlukları aşan beklentiler ve inşa edilebilir, planlanabilir ve uygulanabilir büyük umutlar üzerine inşa etti. Şimdiyi mahvetmek amacıyla geçmişte yaşayanlarla parlak bir gelecek inşa etmek için geçmişin şanını ve günümüzün çabasını kullananlar arasında büyük bir fark var.

Sonuç olarak Arjantin’deki G20 Zirvesi, Suudi Arabistan’ın dünyada büyük ve etkili bir devlet olduğunu, fırtınaların boşa gideceğini ve Suudi Arabistan’ın daha da güçlenerek sağlamlaşacağını ve itibar kazanacağını teyit etti.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya