İyi niyetler cehennemi

İyi niyetler cehennemi

Pazartesi, 26 Kasım, 2018 - 11:15
Harvard Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler profesörü olan yazar Stephen Walt'ın iddia ettiği gibi, Amerikan hegemonyası Soğuk Savaş'tan sonra gerçekten başarısız oldu mu?

Şimdilerde politik gerçekçiliğin en önemli simgelerinden biri kabul edilen meslektaşımız Steve Walt'ın yeni kitabı 'İyi Niyetler Cehennemi' bu konuyu işliyor ve bu kitap bir süre tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Elbette bunun birçok nedeni var ve umarım bu yazımda bunların belli başlı olanlarını ele alabilirim.

Steve Walt, bir süredir zaten akademik, hatta sosyal tartışmaların merkezinde olan bir isim. Özellikle Chicago Üniversitesi'nde siyaset profesörü olan John J. Mearsheimer ile beraber yazdığı 'İsrail Lobisinin ABD Dış Politikasına Etkisi' adlı eseri birçok tartışmalara neden olmuştu.

'İyi Niyetler Cehennemi', Amerikan hegemonyasının ve dış politika mimarlarının başarısızlığı işliyor.

Amerikan liberal yaklaşımının küresel hegemonyadaki başarısızlığını ve bu başarısızlığının nedenlerini ortaya koymaya çalışıyor. Walt'ın da belirttiği gibi liberal hegemonyadan, muhafazakârlığın antitezi liberalizm kastedilmiyor. Bilakis küreselleşme ve serbest ticaretin değerlerini, demokrasinin yayılmasını, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını ABD dış politikasının değerleri olarak benimsemiş bir strateji kastediliyor. Arap okuyucu bu değerleri okuduğunda şaşkınlık yaşıyor olabilir. Ancak, bu değerler Clinton, George W. Bush ve Barack Obama dönemlerinde dış politikayı şekillendiren unsurlardı. Elbette iki partinin uygulamaları arasında farklılıklar olmuştur. Trump’ın henüz nerede durduğunu bilmiyoruz, ancak yönetiminin ön belirtileri, çıkarları değerlere tercih ettiğini söylüyor. Walt, bu siyaset tarzını 'Ticari ilişkiler politikası' olarak adlandırmaktadır. Bununla birlikte, iki yılı dahi dolmamış bir idare hakkında akademik seviyede tam bir karara varmak için henüz erkendir. Ancak Walt, Trump'ın başkan olarak seçilmesinin, dış dünyayı tanımayan ABD dış politika mimarlarının başarısızlığının bir sonucu olduğunu düşünüyor.

Walt, demokrasiyi bir değer olarak dikte etmek için, Amerikan gücünün kullanılmasını, stratejik açıdan tam bir felaket olarak değerlendirmektedir. Afganistan ve Irak'ın ABD tarafından işgal edilmesini, bu başarısızlığın tipik örnekleri olarak görüyor. George Bush, demokratik bir sistem kurmak için mevcut rejimi değiştirmeye çalıştı. Güya kurulacak yeni rejim etraf ülkeleri de etkileyecek ya da en azından çevresine örneklik teşkil edecekti. Aksine bunlar, dış politika açısından bir liberal hegemonya stratejisinin başarısızlığının örnekleri ve simgeleridir.

Başarısızlığın adresleri sadece Irak ve Afganistan değildi, Clinton döneminde Somali, Obama döneminde ise Yemen ve Arap Baharı başarısızlıkları yaşandı. Hepsi bu stratejinin başarısızlığını doğrular niteliktedir. Piyasaları sarsan, maliyeti yüksek bir stratejiydi. Irak ve Afganistan'daki savaşın Amerika'ya maliyeti yaklaşık 6 trilyon dolardır. Bu dış müdahaleler, 2008'de piyasaların çökmesine ve küresel mali krizin ortaya çıkmasına neden olmuş, Amerika ve dünya için başka bir felaket olmuştur.

Dış politika mimarları, bu stratejiyi vazgeçilmez kabul edip adeta bir inanç haline getirince, alternatif stratejileri göremez hale geldiler. Dolayısıyla ABD dış politika elitlerinin bu katı tutumu, küresel felaketlerin yanı sıra Amerika’da yaşanan felaketlere de yol açmışlardır. Ardından Donald Trump fenomeni ve onun politikaları geldi. Amerikan askeri harcamalarının karşılanmasını müttefiklerinden talep etti, zira kendince onları korumanın bir bedeli olmalıydı. Trump, bunu açıkça, Paris'teki I. Dünya Savaşının 100. Yıldönümü ve NATO liderleri toplantılarında ifade etti. Ve aynı şekilde Ortadoğu hakkında mantıksız bir bağlamda şunu söyledi: “Korunmanızın bedelini ödeyiniz”.

Walt'ın kitabı, diğer insanların menfaatleri için Amerika'yı çok uzaktaki görevleri yerine getirmeye zorlamaktan başka bir işe yaramayan elit bir güruha, geniş kapsamlı rasyonel bir saldırı mesabesindedir. Belki de bu zorladıkları şey ABD'nin çıkarına da değildir.

Eski ABD Başkanı Obama'nın eski ulusal güvenlik danışman yardımcısı Ben Rhodes bu grupları 'virüs' olarak nitelemişti. Bu elit topluluk, Washington'daki ABD dış politikasıyla ilgilenen Kongre üyeleri, kurumlar, emekli generaller ve gazetecilerden oluşmaktadır. Bunlar nehirlerdeki yapışkan yosunlar gibidirler ayağa dolanırlar. Walt'ın bu kitabı, Amerikan dış politikası fiyaskosunun bir nedeni olarak tüm bu kesimlere dolaylı bir saldırıdır. Walt, İsrail lobisinin ABD dış politikasındaki rolüne de yıllardır aynı sertlikte eleştiriler yöneltmektedir.

'yi Niyetler Cehennemi',dikkatlice okunmayı hak eden bir kitaptır. Samuel Huntington’un 'Medeniyetler Çatışması' kitabına mahkûm olmamalı, yeni ufuklar aramalıyız. Diğer yandan, başka bir eksikliğimiz de 400 sayfalık bir kitabı dikkatlice okuyup temel fikirleri üzerinde tefekkür etmememizdir.

Sadece klişe cümleleri tekrarlayıp duruyoruz. Bunlar da bize bulaşmış virüslerdir. Abdulhalim Hafız’ın bir şarkısında dillendirdiği gibi, suyun dibine hiç çökmeyen yapışkan yosunlar gibidirler ve ilerlememize engel olmaktalar.

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya